GEZ-GÖR SEYAHAT

Tayland, The Land of Smıles’a Hoşgeldiniz! Bangkok Gezi Rehberi

Uzun zamandır gitmek istediğimiz Tayland’a sonunda Ocak 2018’de gittik ve tam anlamıyla hayran kaldık. The_Urban Melody Instagram hesabında seyahat boyunca story ve postlarla sizinle paylaşım yapmaya çalıştım ancak şimdi biraz daha detaylı bilgi verme zamanı!

UÇAK ve ROTA

Rotamızı şu şekilde planladık: Bangkok-Krabi-Koh Phi Phi-Phuket ve en son Bangkok’a tekrar uçarak İstanbul’a dönüş. Aslında Phuket adasından direkt de İstanbul’a da uçuşlar oluyor ama biz fiyat dengemizi koruyabilmek için Bangkok’tan dönmeyi tercih ettik. Bu şekilde arada Phuket-Bangkok ara uçuşu olmasına rağmen fiyat daha uygun oldu.

İstanbul-Bangkok uçuşlarımızı direkt uçuş olarak THY ile yaptık. Akşam 21.30 uçuşu olduğu için geceyi uçakta geçirdik ve gün kaybetmeden sabah saatiyle Bangkok’a varmış olduk. Size de bu şekilde planlamanızı öneririm.

İç uçuşlar için Bangkok-Krabi Thai Lion Air ve Phuket-Bangkok için Bangkok Airways tercih ettik. Thai Lion Air biraz daha low cost bir havayolu şirketi ama Asya’da bir çok ülkeye uçuyor.

The Grand Palace

Uçuşlarla birlikte seyahatimiz 10 gün sürdü ama dolu dolu 8 günümüz vardı bu nedenle her yere 2 gün ayırarak görmek istediğimiz bazı lokasyonları plandan çıkarmamız gerekti (Koh Samui-Koh Phangan-Chiang Mai aklımızda kaldı). Bu arada dönüşümüzü Cuma akşam uçağı ile yaparak, Cumartesi sabah İstanbul’da olacak şekilde ayarladık. Böylece Cumartesi-Pazar dinlenme, saat farkına alışma ve en önemlisi Pazartesi günü gerçek hayata geçiş için kendimize adaptasyon süreci vermiş olduk ki iyi ki de öyle yapmışız.

BANGKOK REHBERİ

Bangkok Ulaşım

‘Land of Smiles’ (Gülümseme Ülkesi) olarak tanımlanan Tayland’ın başkenti Bangkok’a indiğimiz anda gerçekten dünyanın en güleryüzlü insanlarıyla karşılaştık. Öyle ki pasaport gümrük memurları bile hayatımda gördüğüm en sevimli insanlardı.

Havaalanı kapısına yaklaştığınızda, daha önce çok fazla duyduğum ve uyarıldığım Bangkok kokusu hafif hafif burnumuza gelmeye başladı ve dışarı çıktığımızda çat diye yüzümüze çarptı. Tropik iklim olduğu için hava çok sıcak, sanki buharlı gibi, aşırı nem var ve hava bir garip kokuyor, sanki yanık yumurta gibi baya kötü. Hani Bodrum zeytin ağacı, İstanbul sigara, Londra çimen kokar ya…Burası da kötü bir yemek kokusuyla karşıladı bizi.

Havaalanı dışına çıktığınızda bankalardaki numara alma makineleri gibi taksi numarası alıp sıraya giriyorsunuz. Oldukça düzenli işliyor. Taksilerle ilgili en önemli şey çoğunun taksimetre açmıyor olması. Tüm şehirde bu böyle…O yüzden baştan mutlaka taksimetreyi açması için konuşun veya ne kadar ödeyeceğiniz konusunda anlaşın. İlk söyledikleri fiyat üstünden mutlaka pazarlık yapın neredeyse yarı fiyatına anlaşabilirsiniz.

Şehir içinde taksiler kadar tuk tuk’lar da çok yaygın. Bangkok’da çok fazla trafik sorunu olduğu için tuk tuklar avantajlı oluyor çünkü taksinin giremediği dar yerlere girebiliyor. Ayrıca farklı ve eğlenceli bir deneyim 🙂 Ancak sonradan fark ettik ki taksimetre açılan taksi ile çok daha uygun fiyata oradan oraya gidebilirsiniz. Tuk tukçularla da pazarlık etmeyi unutmayın, 400 Baht diyip, 100 Baht’a sizi istediğiniz yere götürebiliyorlar.

Bangkok oldukça büyük ve çok fazla gökdelenin olduğu bir şehir, o yüzden Tayland dendiğinde gözünüzde canlanan turkuaz deniz ve yeşil büyük yaprakları burada göremeyeceksiniz. Bunları adalarda bol bol göreceksiniz o yüzden merak etmeyin ve burayı olduğu gibi kabul edin. Çünkü  her ne kadar sokaklardaki yemek kokuları alışık olmadığımız kokular olsa da, şehir biraz kaotik ve yer yer çok lüks, yer yer tam tersi olsa da Bangkok’un kendine has çok özel bir bir havası var. Burası bir çok ülkeden insanla karşılaşabileceğiniz canlı bir metropol.

Wat Pho Tapınağı

Şehirde maddi olarak uçurum çok fazla. Çok lüks otellerden hemen iki adım sonra bambaşka bir ortam ile karşılaşabilirsiniz. Eğer izlediyseniz Hangover’dan sokakları az çok hatırlarsınız, aynen öyle hırpani sokaklarla sık sık karşılaşacaksınız. Yolların üstünden, dairelerin önünden, her yerden elektrik kabloları geçiyor ve birbirine düğüm yapılmış şekilde sarkıyor.  Diğer yandan sokakta, hatta hemen hemen hiç bir yerde sigara içen ya da yere atan görmedim. İnsanlar birbirine hep selam veriyor ve gülümsüyor. Tapınakların olduğu yerler zaten masal gibi…

Bangkok Konaklama

Konaklama için çok fazla seçenek var. Geceliği 250 TL civarı otel de bulabilirsiniz, 1000 TL civarı da…Biz Silom bölgesinde Lebua at State Tower’da kaldık, eğer biraz kendinizi şımartmak istiyorsanız kesinlikle tavsiye ederim. Özellikle kahvaltısı çok başarılı! Çeşit çeşit omletler, peynirler, tropik meyveler, glutensiz ekmek bile var. Ayrıca Lounge katında gün boyu finger food tadında atıştırmalıklar, içecekler, meyveler yiyebilirsiniz.

Lebua at State Tower’dan manzara

Bu otelin bir diğer özelliği Hangover Part II bu otelde çekilmiş. Hatta bu yüzden Hangover Suite adlı bir odaları ve Hangovertini adlı signature kokteylleri var. Otelin nehire yakın olması da bizim için kolaylık oldu. Bu sayede gitmek istediğimiz yerlere deniz yoluyla rahatça gidebildik. Ayrıca Bangkok’un sıcak ve kalabalığından sıkılıp, konfor aradığımızda da otelimiz yardıma koştu.

BANGKOK GÖRÜLECEK YERLER

Biz vaktimizin çoğunluğunu adalarda geçirmek istedik ancak oraya kadar gitmişken de Bangkok’u görmeden dönmek istemedik. İlk gün otele varmamız ve odaya check-in olmamız öğleni bulduğundan Bangkok’ta 1.5 gün geçirdik. Bu yüzden her yerini göremedik ancak belli başlı ‘must see’ yerler şu şekilde:

Bangkok Tapınaklar

Tapınaklara, otelimize yakın olan Saphan Taksin iskelesinden ‘river boat’ ile gittik. Kişi başı 200 Baht. Bazı otellerin tapınaklara shuttle servisi de oluyor, sormayı unutmayın. Ayrıca Bangkok’ta Skytrain dedikleri üstten giden metro hattı da oldukça gelişmiş ama biz nehir yolunu tercih ettik.

Grand Palace (Büyük Saray)

1782 tarihinde inşa edilmiş saray 150 yıl Thai krallığına ev sahipliği yapmış. Saray kompleksinin içinde farklı bölümler ve tapınaklar yer alıyor. İnanılmaz bir süslemesi var, bambaşka bir kültür olduğu için daha önce gördüğüm hiç bir saraya benzemiyor.

Duvarlarda resimlerle anlatılan hikayeler, binalardaki süslemeler ve heykelleriyle gerçekten görülmesi gereken bir yer. Tapınaklara girişte dress code var yani omzu açık kıyafetler, şort ve terlikle içeri almıyorlar. Ben uzun askılı elbise giyip, üstüme de şal almıştım ama yine olmadı. Bu yüzden karşısındaki dükkandan onlarca turist gibi ben de bir t-shirt aldım. Saraya giriş kişi başı 500 Baht.

Grand Palace’ın çeşitli yerlerinde şu uyarıyı paylaşmışlar: ‘Buddha is not a a decoration object or a tattoo, respect is a common sense’ – ‘Buda bir dekorasyon objesi ya da dövme değildir, saygı gösterin’.

Bu arada iskeleden sonra sarayı ararken yolda bir çok Tay size laf atıp nereye gittiğinizi soruyor. Çok güleryüzlü ve tatlı oldukları kadar da çakal olan Taylar size sarayın o gün özel bir etkinlik nedeniyle kapalı olduğunu veya saatinin geçtiğini söyleyip, sizi farklı bir tapınağa yönlendirmek isteyebilirler, inanmayın! Bunun karşılığında ne elde ediyorlar emin olamadık ama sonra yolda Avrupalı bir turiste sorduğumuzda sarayın açık olduğunu öğrendik. Koskoca sarayı neredeyse göremeyecektik!

Wat Pho (Yatan Buddha)

Burası da Bangkok’ta mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. Zaten Grand Palace’a çok yakın, 5-10 dakika yürüme mesafesinde bulunuyor. Altın varaklı Wat Pho tapınağı aynı zamanda Tayland’ın ilk üniversitesi ve geleneksel Tay masajının merkezi.

Günümüzde de hala eğitim vermeye devam ediyor. Hatta burayı gezmeye gittiğinizde siz de en iyi ellerden Tay masajı yaptırabilirsiniz.

Bu arada Tay masajı hakkında genel bir bilgi; Tay masajı, klasik rahatlatıcı uyku getiren pamuk gibi masajlardan farklı o yüzden dikkat edin. Ani esneme-stretching hareketleri size çok da uygun olmayabilir. Ben ilk gittiğim masajdan direkt sakatlandım tabii ki 🙂 Ciddi bir şey yok ama boşuna ağrı…Eğer size uygun olmayacağını düşünüyorsanız o zaman hiç riske atmayın ve  ‘No Thai massage diyin. Ben soft olsun, belim hassas vs şeklinde uyardım ama ok ok diyip bildiklerini yapıyorlar çünkü İngilizce çok iyi anlamıyorlar, o yüzden ‘No Thai Massage’! 🙂

Floating Markets (Yüzen Pazarlar)

Yüzen pazarlar adı üstüne nehir üstünde kurulan Pazar alanı. Kayıklardan sebze meyve alışverişi ya da Thai yemekleri alabilirsiniz. Bangkok’un dışında yer aldıkları için biz burayı göremedik, eğer vaktiniz varsa farklı bir deneyim olabilir.

Farklı bir çok tapınak, Çin Mahallesi gibi görülebilecek daha başka yerler de var. Ayrıca alışveriş merkezleri de çok popüler. Çok uygun fiyata çok iyi markaları bulabiliyormuşsunuz ama tabii ki Bangkok’a gidip alışveriş merkezi gezmedim 🙂

BANGKOK GECE HAYATI

Asiatique The Riverfront

Asiatique

İlk akşamımızı boş geçmek istemedik ve Asiatique The Riverfront adındaki gece pazarına gittik. Saphan Taksin iskelesinden Asiatique’in kendi shuttle nehir taksileriyle 10 dakikada gidebilirsiniz.

Her ne kadar gece pazarı deseler de, beklediğimizden çok daha farklı bir ortamla karşılaştık. Oldukça düzgün restoran ve cafeler mevcut ayrıca küçük hediyelik eşyalar, güzel mağazalar, dönmedolap ve her köşede taze meyvelerden sıkılan smoothie’ciler var.

Fish Massage

Buradaki en eğlenceli aktivitemiz ise ‘fish massage’ oldu. Şöyle ki, dükkanların önüne bir kaç sıra bank ve önlerine de akvaryumlar koymuşlar. İçinde ise balıklar yüzüyor, siz de ayaklarınızı bu akvaryumun içine sokuyorsunuz.

Başlamadan önce ayaklarınızı dezenfekte ediyorsunuz ve çıkınca da yıkıyorsunuz, o yüzden o sırada su konusunda iğrenmedim ama şimdi düşününce çok da hijyenik gelmedi 🙂 Balıklar acıtmıyor ama baya huylandım, çok garip bir his 🙂

Sukhumvit

Burası Bangkok’un bir bölgesi ve büyük bir semt. Upuzun bir caddesi var ve ara sokaklarda bir çok eğlence mekanı bulunuyor. Normalde sex showların filan olduğu Patpong diye farklı bir bölgesi var biz oraya gitmedik ama Sukhumvit’te Soi Cowboy’un yan sokağı da o ayarda bir yer.Kısa bir sokak ve tüm sokakta kızlar ya da ‘ladyboy’lar dizilmiş duruyor. Yaşları baya küçüktü, üzüldüm ben onlara.

Bangkok Rooftop Barlar

Bangkok’un rooftop barları çok yaygın, hemen hemen tüm iyi otellerin üstünde rooftop bar bulunuyor. Tayland’da bolca tropik meyve olduğundan, kokteylleri de çok lezzetli. Yine dress-code var o yüzden erkekler, yanınıza bir pantolon ve kapalı ayakkabı götürmeyi unutmayın. Hatta uzun kollu gömlek bile giyseniz sırıtmazsınız, herkes oldukça şık. Kızlar, siz de turist gibi değil gece dışarı çıkıyor gibi giyinebilirsiniz. Terlik yasak, düzgün sandalet olabilir.

Sky Bar

Biz kaldığımız oteldeki Sky Bar’a (63.kat) ve Banyan Tree Hotel’in rooftop’ında yer alan Vertigo’ya (61.kat) gittik. Sky Bar, Bangkok’un en yüksek barlarından biri. Ayrıca kokteylleri gerçekten çok iyi.

Bangkok’ta mutlaka bir rooftop bar deneyimi yaşamanızı öneririm çünkü kokteyllerin yanı sıra özellikle gece manzarası çok iyi. Şu sitede önerilen diğer rooftop barları görebilirsiniz.

Diğer Barlar

Kısa zamanımız olduğu için keşiflerimiz sınırlı oldu ama Vesper ve Hide&Seek, hem dress-code olmayan hem de çok iyi kokteyller yapan iki bar oldu.

Sky Bar

BANGKOK YEME-İÇME

Bangkok’un her yeri yeme-içme! Sokaklarda çok uygun fiyata Thai yemekleri yiyebilirsiniz. Ama açıkçası bana pis göründü ve çok kötü kokuyordu. Zaten midem oldukça hassas olduğundan ben sokak yemeğine cesaret edemedim.

Otellerde çok şık restoranlar mevcut, şehir içinde de ister Thai, ister dünya mutfağından güzel yemekler rahatlıkla bulabilirsiniz. Uzakdoğu mutfağı severim ama bir kaç çeşit sushi, tavuk yemekleri ve noodle dışında çok da hakim değilim. Kendi ülkelerinde çok daha sert olur diye gitmeden önce acaba aç kalır mıyım diye düşünüyordum. Ama hiç öyle olmadı ve Thai mutfağını çok sevdim. Hatta İspanya’da tapaslardan daha çok aç kalmıştım diyebilirim.

Vesper

Thai yemeklerinin en büyük özelliği misket limonu (lime), yeşil köri, tatlı-ekşi soslar, pirinç ve tropik meyveler. Hindistan cevizi suyu, hindistan cevizi sütü ve yağı çok yaygın. Ayrıca en belli başlı yemekleri pad thai. Sebzeli, deniz ürünlü, etli ya da ananaslı pilavları ve çorbaları müthiş! Baharat açısından tarif etmeye çalışacak olursam bence Thai yemekleri daha meyve aromalı, fresh ama aynı zamanda acı, diğer yandan Hint yemekleri daha baharatlı ve kuru acı geliyor bana.

BANGKOK FİYATLAR

Tayland’a gitmesi pahalı ama orada yaşam çok ucuz denir hep. Evet ucuz seçenekler gerçekten var, sizin zevklerinize ve tercihlerinize göre değişiklik gösterecektir. Hosteller ya da pansiyon tarzı otellerde yukarıda da bahsettiğim gibi geceliği çok uygun rakamlara kalabilirsiniz. Aynı şekilde sokak yemekleri ile geçiştirirseniz onlar da ucuz olacaktır. Ama Tayland bize öyle çok da ucuz gelmedi açıkçası, fiyatlar hemen hemen İstanbul’la aynı.

Eğer orta ayar bir yerde yemek yerseniz kişi başı 400 Baht-50 TL civarında olacaktır. Eğer otellerin restoranlarında sadece main course alıp, içki içmezseniz ya da bir bira filan alırsanız kişi başı yaklaşık 1.500 Baht 180 TL civarı olacaktır.

Rooftop barlarda kokteyller 550-800 Baht arası değişiyor yani 70-100 TL arası. Dışarıda bira 100 Baht -12 TL ve su 20 Baht – 2.5 TL.

Tayland Adalar Rehberi için takipte kalın! 🙂

 

Kapak Foto:Lauren Kay

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: KAMBOÇYA’YA NASIL GİDİLİR, ALTERNATİF YOLCULUK ÖNERİLERİ

Bunları da sevebilirsiniz

Scroll Up