ASYA

Filipinler’in Plajlarıyla Ünlü Adası Boracay Kapatıldı!

Evet evet aynen öyle… Filipinler’in plajlarıyla ünlü Boracay adası 26 Nisan günü 6 ay süreyle kapatıldı. Ben de bu 6 ay boyunca gidemeyecekler için kendimce Boracay’ı anlatmaya karar verdim:)

1 yıllık Asya maceramızın sonuna yaklaşırken (ki bunu itiraf etmek beni üzüyor) görmek istediğim yerlerden ne kaldı diye düşünüyordum. Filipinler’e henüz gidememiştik ve en merak ettiğim yeri Palawan’dı. Araştırdım soruşturdum ama Singapur’dan Palawan’a gitmenin kolay (ve tabi ucuz:) bir yolunu bulamadım. O zaman Filipinler’i baştan keşfetmeyelim, biz de çoğu kişi gibi Boracay’a gidelim dedim. İlk kapanma haberini ön araştırma sırasında Tripadvisor’da açılan başlıktan gördüm. Kontrolsüz ve çarpık yapılaşma, aşırı turist yoğunluğu, altyapı yetersizliği adayı etkilemiş; kapatılıp rehabilite edilmesi planlanıyormuş. Yok artık! Yorumlara bakılırsa bu kötü bir şakaydı, şahsen ben de inanmadım. Yılda yaklaşık 2 milyon turist çektiği söylenen ada kapatılabilir miydi? Ama haberler doğruysa, ada yeniden açılana kadar biz Türkiye’ye dönmüş olacaktık ve bir daha görme şansımız iyice azalacaktı. Böylece gözü kararttım, bileti aldım:)

Fakat bir süre sonra haberler gerçeğe dönüştü. Sadece yabancı da değil, yerli turiste bile kapandı ada. Hava yolları uçuşlarını iptal etti, oteller ödemeleri iade etti. Ama tarihler bizi etkilemedi. Şans mı şansızlık mı bilinmez biz kapanıştan tam 1 hafta önce Boracay’da uzun bir hafta sonu geçirebildik. Şu anda ada resmen kapalı. Yerellerin paylaştığı Instagram hikayelerine bakınca inanmıyordu insan. Bir hafta önceki kalabalık nerede?

Boracay’da genel durum böyle midir bilmiyorum ama kapanmaya yakın gittiğimiz için uçaktan daha inerken kameraya kaydedildik. Şehirde birçok yerde kapanma karşıtı pankartlar asılıydı. Ve hummalı yıkım/yenileme çalışmaları o zamandan başlamıştı. Fakat diğer yandan Filipinolar, Asya’nın latini benzetmesine uygun neşelerinden hiçbir şey kaybetmemiş görünüyorlardı. Sanki ada kapanmayacak, işlerini kaybetmeyecekler gibi güler yüzle karşıladılar bizi. Ben de bu sebeple kapanma konusunu bir kenara bırakıp hiç kapanmayacakmış gibi anlatacağım size şimdi Boracay’ı:)

Boracay ince uzun bir ada. Bazı yerde öyle inceliyor ki iki tarafı yürüme mesafesi 10 dakikaya kadar düşüyor. Batı yüzü dünyaca ünlü White Beach. Bembeyaz ipek kum, turkuaz sular ve plaja eğilen palmiyeler. Doğu yüzü Bulabog Beach ise rüzgarlı ve dalgalı, rüzgar sörfü için çokça tercih ediliyor. Kısacası Boracay’ın olayı deniz, güneş, kum ve su sporları. Tırmanıcak tepesi, görülecek tapınağı, keşfedilecek bölgeleri yok. Zorlarsanız bulursunuz da, ben zorlamadım valla:)

Kabul etmek gerekir ki deniz biraz yosunlu. Ama bizim daha alışkın olduğumuz şerit yosunlardan değil, yeşil ince bir tül gibi ayaklarınızı sarıyor. Özellikle akşamüstü gel-git sonrası su çekilince yosunlar kıyıda birikiyor. Fakat bu denizin tadını çıkarmaya engel olacak seviyede değil. Yosunsuz bir bölge illaki bulunuyor.

White Beach üzerinde bölgeler Station 1-2-3 diye adlandırılıyor. Station 1 ve 3 daha sakin, Station 2 adanın en ortası olması sebebiyle en kalabalık ve en hareketli bölge. Ama bu bölgeler birbirinden net ayrı değil, benim gibi “yakınmış, yürürüm ben”ciler 1’in başından 3’ün sonuna en yavaş 40-45 dakikada yürür. Özellikle akşamları herkesin yaptığı da bu zaten. Sahil hattını bakına bakına yürümek, bir şeyler yemek, ateş şovlarını izlemek, kumdan kalelerle fotoğraf çekilmek…

Biz Station 2’de fakat biraz geride kalmayı tercih ettik. Hem ekonomik, hem de her şeye yakın olması sebebiyle bizi mutlu etti. Sörf yapmadığımız için adanın doğu yüzüne hiç geçmedik diyebilirim.

Station 2’nin tam ortasında D’mall isimli açık avm bulunuyor. Burası adanın görece en düzenli yeri. Alışveriş yapabileceğiniz birkaç mağaza ile birlikte market, kafe ve restoranlar mevcut. Yeme-içme için en çok önerilen yer de D’mall’un hemen yakınında D’talipapa balık pazarıydı. Tezgahlardan taze balık seçip alabildiğiniz, uygun fiyata pişirtip yiyebildiğiniz bir yermiş. Bizim gittiğimiz dönem kapalıydı maalesef.

Boracay’ı özel yapan şeyler ne derseniz bir numaraya plajlarını koyarsam, iki numara da gün batımı benim için. (Sörfçü arkadaşlar üzgünüm 🙂 ) Gün batımında tüm ada sözleşmiş gibi White Beach’e akıyor ve iki gruba ayrılıyorlar. Yelkenlilerle gün batımı turu yapanlar ve su üstündeki yelkenlilerin oluşturduğu bu güzel görüntünün keyfine varanlar. Ben hangi gruptaydım belli oluyor mu:)? Gerçekten bir gün Asya’daki en iyileri sayacak olsam, Boracay gün batımı kategorisinde en güçlü aday olabilir. Hiçbir fotoğraf güzelliğini anlatmaya yetmez. En azından benim emektar iphone’um ile çektiklerim:)

Gün batımı turu yapan yelkenliler

Boracay’a gelen turistlerin büyük çoğunluğunu Koreliler oluşturuyormuş. Bu beni baya şaşırttı. Çünkü Koreliler’in büyük çoğunluğu yüzme bilmiyor. Dahası Asyalı kadınlar güneş görmeyi de sevmiyor. Peki o zaman dünyaca ünlü plajlarda ne yapıyorlar dersiniz? Tabi kî bol bol selfie çekiyorlar 🙂 Yani kendinizi hazırlayın. Yakıcı güneşin altında şıkır şıkır makyaj, uzun kollularla dolaşan Asyalıları görüp şaşırmayın.

Çektikleri selfielere bakarak dinlenen bir grup Koreli 🙂

Ada çok büyük olmasa da etrafını dolaşmanın en basit yolu tekne turları. Biz de bir günü teknede geçirdik. Şnorkelle dalış yapmak benim en sevdiği aktivite. Boracay’da da su berrak, dip açık renk kum olunca değmeyin keyfime. Ama tura katılanların çoğu yüzme bilmediği veya yüzmek istemediği için bol gezmeli, az yüzmeli bir tur oldu. Dalış için sadece bir kez mola verdik. Onun dışında adanın etrafını tam tur dönerek çeşitli noktaları görme şansımız oldu.

Adanın en kuzey plajı Puka beach

Bizim katıldığımız turun programı şöyle idi:

10:00 Başlangıç: White Beach – Station 1

Açıkta şnorkelle dalış

Puka Shell Beach

Crocodile island – öğle yemeği molası

Crystal cove – mağara gezisi

Magic island – atlama noktası

18:00 Bitiş: White Beach – Station 1

Son varış noktası öncesi bir grubu Cagban beach yakınlarında kaskla dalış noktasına bıraktı tekne. Fakat biz ona katılmadık.

Biletleri 9 turuna aldık ama 10’da başladı diye belirtmeme gerek yok herhalde, tecrübeliler anlamıştır:) Beklenenden de uzun sürdü turumuz, neden mi? Puka Beach sonrası adanın kuzeyinden doğusuna dönerken yukarıdaki haritada göreceğiniz bir burun var. Burayı geçmek teknemiz büyük ve kanatlı (doğru terim mi bilmem ama siz ne demek istediğimi anladınız:)) olmasına rağmen çok uzun ve zorlu oldu. Kanatlardaki bambular yükselip hızla suya çarptıkça kendimizi okyanus açıklarında bir mülteci teknesinde gibi hissettik.

Hatta bir ara alabora olacağımıza kesin gözüyle baktım. Bunu düşünen sadece ben değildim. Başta dağıtılan can yeleklerini yüzme bilmeyen herkes (yolcuların %90’ı) giydi. Biz yolcular sessiz ve korku dolu gözlerle birbirimize bakarken, teknenin tayfası kanatların üzerinde zıplayarak sıçrayan sularla eğleniyordu tabi:) Başta da dediğim gibi eğlencelerinden ödün vermeyen bir millet, ne güzel…

Boracay küçük bir ada olmasına rağmen; ulaşımından çıkış vergisine ayrıntılı araştırılması gereken bir yer. Benim yazım bir başlangıç olsun, gitmeyi planlayanlarla ayrıca görüşelim:) Boracay’dan ara ara paylaşacağım fotoğraflar için instagram’da #esininginboracay ‘ı takip etmeyi unutmayın.

Benim gördüğüm yerli halk adanın turizme kapatılmasına büyük ölçüde karşı. Ama gelin görün ki sahildeki o güzelim palmiyelerin gövdesine acımasızca çiviler mi çakılmamış, denize 1 adım mesafeye beton yığınları mı inşa edilememiş anlatmakla bitmez.

Yenileme çalışmaları sırasında adada turist olmak da zor. White Beach’e inen en işlek sokakların yürünecek hali kalmamıştı doğrusu. O sebeple amaç doğayı biz insanlardan kurtarmak, adayı daha iyi yaşanabilir hale getirmekse belirli süreyle kapatmak çok da yanlış olmamış bence. Ama amaç o mu acaba?

Belgesellerine hayran olduğum Channel News Asia bu konuda bir yazı dizisi hazırlamış. Benim bilmediğim, haliyle size de aktaramadığım birçok ayrıntı var. Okumanızı tavsiye ederim, link buraya için tıklayın.

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN SİNGAPUR VE 3 GÜNDE GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER

 

Bunları da sevebilirsiniz

Scroll Up