AVRUPA GEZ-GÖR ÖNE ÇIKANLAR

Euro Kullanmadan Gezilebilecek Avrupa Şehirleri

Her sene izin günlerimizi, tüm tatil günlerini, bayramları hesaplayıp toparlayıp yeni yerler görmenin hayalini kursak da dövizin çılgınca artışı hayallerimizi suya düşürüyor. Bizim kadar her gün kur takip eden bir ülke daha yoktur sanırım.

Sıkıcı vize süreçleriyle debelenip, en azından yakın olamanın avantajıyla Avrupa şehirlerine çok daha rahat gidebilirken artık resmen imkansız hale geldi. 6, 7 kat ne demek?! Zaten hali hazırda pahalı olan Paris veya Kuzey Avrupa ülkelerini zaten hiç aklımızdan bile geçiremiyoruz. Pek de düzelecek gibi görünmeyen bu durumda ne yapacağız?

Yurtdışına gitmeyip ülkemizin güzelliklerini keşfetmek bir seçenek olabilir tabii. Ama bir çıt sola doğru bile gitsek değişen ortamı özleyenler için Euro kullanılmayan yakın Avrupa ülkelerini araştırdık. Araştırdık derken baya bu şartlarda nereye gidebiliriz diye sık sık haritayı açıp bakıyoruz, gitmesek bile düşünmesi bazen iyi hissettiriyor 🙂 Bunlardan öğrendiklerimi sizinle paylaşmak istedim.

Prag

Tam bir klasikle başlamış oldum ama Prag gerçekten masal gibi bir şehir. Kışın ciddi anlamda buz gibi olsa da; yılbaşı dönemi kurulan pazarları, ışıklarla süslenen ağaçları, sokaktaki sıcak şarap ve tarçın ikilisini çok seviyorum. Para birimi Çek Kronası, ben gideli 2-3 sene oldu ve gittiğimde gerçekten bu kadar ucuz olmasına şok geçirmiştim. Şimdi tabii ki bu kadar uygun bir Avrupa şehri bile bizim için ucuz değil. Restoran fiyatları İstanbul’a kıyasla ortalama %50 daha yüksek. Yine de Euro’suz olması ve büyük, popüler Avrupa şehirlerine nazaran fiyatların daha uygun olması Prag’ı hale listeye sokuyor.

Prag’la ilgili biraz daha detay okumak isterseniz şu linke tıklayabilirsiniz: Prag’la Tanışma 

Yalnız bu yazıyı blogu ilk açtığım zamanlarda yazmıştım o yüzden biraz daha amatör kalmış 🙂

Sofya

Yanlış anlaşılma olmasın lütfen ama dünyada görecek o kadar çok yer varken Bulgaristan’a gitmek benim için öncelik değildi. Fakat hem yakınlığı hem de  Bulgar Levnası kullanılması nedeniyle araştırmaya başlayıp gördüm ki aslında gezip görecek çok şey var 🙂 Gece hayatının baya hareketli olduğu söyleniyor. Ayrıca kiliseler, tarih yerler, galeriler, parklar açısından da zengin. Buradan çıkıp biraz hava değişikliği olması için güzel bir hafta sonu tatili olabilir. Restoran fiyatlarını karşılaştırınca yine de İstanbul’dan %25 daha yüksek olduğunu görüyoruz.

Belgrad

Son bir kaç yıldır popülerliği artan Belgrad’ta Sırp Dinarı kullanılıyor. Bir de üstüne bizden vize istemiyor, daha ne olsun!? 🙂 Eğer kışın giderseniz çok soğuk olacağını tahmin edersiniz. Klasik Orta Avrupa mimarisi ve Osmanlı’nın hatıralarından tutun da aktif gece hayatına Belgrad iyi bir kısa rota adayı. Özellikle yeme-içme konusunda öneriler isterseniz şu linke tıklayın: Karanlıklar Prensi Belgrad 

Şuanki durumda restoranlar İstanbul’a göre %30 daha pahalı.

Lviv

Bir kere adı çıkmış ama araştırınca gördüm ki Sovyetler Birliği’nin izlerini taşıyan, Polonya sınırında bulunan bu şehir aslında oldukça sevimli. Ukrayna’ya kadar gitmişken başkent Kiev’i de görmek lazım aslında, eğer vaktiniz varsa belki ikisini içeren bir seyahat yaparsınız. Lviv konusunda bu ara heyecanlıyım çünkü Aralık’ta bir kaç günlüğüne ilk defa gideceğim, döndüğümde detayları tabii ki yazarım 🙂 Nüfusu 750.000 ve küçük bir şehir, izlediğim YouTube videolarından gördüğüm kadarıyla biraz Prag’a benziyor. Vize istememesi gönlümüzdeki yerini daha da sağlamlaştırırken en bomba haberi söylüyorum fiyatlar İstanbul’a kıyasla daha düşük! Örneğin restoranlar ortalama %23 daha ucuz.

Bükreş

Ne yalan söyleyeyim Romanya da şimdiye kadar hiç aklıma gelmemişti ama hem yakınlığı, hem Rumen Ley’i kullanılması derken bir de son bir kaç senedir gezginler arasında trend olması bende de merak uyandırdı. Hem doğası, hem etkileyici Orta Çağ mimarisi hem de gece hayatıyla dikkatleri çeken Bükreş’in restoran fiyatları yine bizden yüksek maalesef. İstanbul’la kıyaslayınca ortalama %46 daha yukarıdalar ama genel kıyaslamada yine de idare eder görünüyor.

Budapeşte

Sadece Euro’suz olmasından ötürü değil kendisi en çok merak ettiğim şehirlerden biri ama ne zaman baksam çok yüksek. Yine Orta Avrupa’nın masal şehirlerinden biri Budapeşte’nin mimarisi, ışıldayan kilisleri, eski şehir merkezi, şehri ikiye bölen nehri ile her gideni büyülüyor. İstanbul’la kıyaslayınca restoranlar %42 daha yüksek. Diğer karşılaştırmalara da bakınca maalesef artık Euro’suz olmasına rağmen Avrupa’nın en ucuz şehirlerinden biri gibi görünmüyor. Ama tabii ki Avrupa dendiğinde akla gelen klasik şehirlerden çok daha uygun.

Makedonya

Tipik bir Balkan ülkesi Makedonya’da Makedon Dinarı kullanılıyor ve yine şanslıyız bizden vize istemiyor. Ben henüz gitmedim ama gidenler burada eğlenceli hareketli şehir hayatından çok doğa ve kültür gezisi yapılacağını söylüyorlar. Osmanlı’nın izleri, Türkçe konuşan hatrı sayılır nüfusuyla da aramızda daha farklı bir bağ olan Makedonya da keşfedilmeye değer. Restoran fiyatları İstanbul’a kıyasla az bir miktar, %6, daha yüksek olsa da diğer fiyat ortalamalarına baktığımda İstanbul’dan düşük olduğunu gördüğüm nadir şehirlerden.

Saraybosna

Hepimizin en az bir göçmen arkadaşı vardır sanırım. En çok da bu yüzden merak ettiğim Bosna Hersek bizden vize istemeyen ülkeler arasında. Hem yakınlığı, hem ucuzluğu ile dikkatleri çekerken yemekleri ile de tabii ki kalpleri fethediyor. Türk, Osmanlı izlerinin bariz bir şekilde görüldüğü ve hala savaşın izlerini taşıyan Saraybosna’ya birkaç günlük kültür gezisi yapabilirsiniz.

Minsk

Belarus’un kafamda pek bir karşılığı yok doğrusu. Rusya desen değil, Ukrayna desen değil ama oralarda bir yerde diye düşündüğüm, eskiden Eurovizyon’da adını duyduğum beyaz bir ülkeden ibaret. Minsk ise buranın başkenti ve Minsk şehrini şimdiye kadar sadece Friends’teki Phoebe’nin sevgilisinden duydum ve hiç oraya gidene de rastlamadım 🙂 Malum sebeplerden biraz araştırınca gördüm ki doğusunda Rusya, güneyinde Ukrayna, batısında Polonya ve kuzeyinde Litvanya ile Letonya bulunuyor.

Tabii ki Sovyetler Birliği etkisini burada da hissetmek mümkün olduğu gibi enteresan şekilde bir Avrupa havası da varmış. Bizden vize istememesi ve fiyatların uygunluğu bonus. Galeriler, müzeler, meydanlar ile gezip görülecek yerler açısından zengin ama mevsime dikkat etmek lazım çünkü tir tir titreten bir soğuğu varmış. Gece hayatının çok hareketli olduğu söyleniyor ama biraz araştırınca bana baya kötü göründü. Ukrayna ve Rusya’ya da akın eden bazı kitlelerden uzak durmak için gece kulüpleri yerine küçük barlar tercih edilebilir.

Foto: Palasatka

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDEKİ SAKLI CENNET, SLOVENYA GEZİ REHBERİ

Fiyat karşılaştırmaları için kaynak Numbeo

Fotolar: Tripadvisor, Unsplash, Hurriyet, CNN, LonelyPlanet, Palasatka

Bunları da sevebilirsiniz

Scroll Up