İYİ HİSSET SAĞLIKLI YAŞAM

Sonsuza Kadar Genç Görünmenin Sırrı

Dr.Sara Gottfried Younger adlı kitabında sonsuza kadar genç görünmenin sırrını ve taktiklerini anlatmış.  Karın bölgesi yağlanmasından unutkanlığa kadar olan çeşitli semptomların, ki genellikle bunların yaşlanmayla ilintili olduğunu düşünürüz, önceden belirlenmiş genetik mirasımız olmadığını öne sürüyor. Bunu değiştirmek, sağlıklı bir şekilde ve yaşımızı pek de göstermeden yaşlanmak için önerilerini detaylıca kitabında paylaşmış. Bunların bir kısmını, burada özetlemeye çalışacağım.

Dr. Gottfried’a göre genlerin hastalıklara sebep olma oranı sadece %10 ve geri kalan %90’lık kısım ise tamamen hayat tarzımızdan kaynaklanıyor. Yani aslında uzun ve sağlıklı bir hayat, hem içten hem dıştan genç hissedip, genç görünmemiz büyük bir oranla kendi kontrolümüzde.

Hastalıkların sadece %10’u genetiktir ve %90’ı ise tercih ettiğiniz hayat tarzınıza bağlı olarak çevresel faktörlerdir

Sara Gottfried, bir röportajında yaşam tarzı ve genlerin hastalıklar ve yaşlanma belirtileri üzerinde etkisini şu şekilde açıklıyor;

‘Genler bir tabancanın kurşunuysa, çevresel faktörler tetiği çekendir. Buna 90/10 kuralı diyorum. Hastalıkların sadece %10’u genetiktir ve %90’ı ise tercih ettiğiniz hayat tarzınıza bağlı olarak çevresel faktörlerdir. Bu da aslında potansiyel hastalıklara karşı önlem almanız ve daha sağlıklı bir hayata doğru yapacağınız değişim için size bir fırsat sunar.’

Hem fiziksel hem de psikolojik olarak gün içinde bulunduğunuz durum/ortam çevresel faktörleri oluşturur. Şöyle ki; gün içinde yedikleriniz, içtikleriniz, ne kadar hareket edip etmediğiniz, hormonlarınızı ne kadar kontrol edip etmediğiniz hepsi hayat tarzınızı oluşturur.

40 Yaşından Sonra Yaşlanma Belirtilerinden Daha Fazla Bahsedilmesi 5 Faktöre Bağlı

Kaslar

Her sene metabolizma biraz daha yavaşlıyor yani vücudumuzda daha az kas ve daha fazla yağ birikiyor. 30 yaşından sonra her 10 senede ortalama 2.2 kg kas kaybediyoruz. Eğer kaslarınızın yerine yağ alırsanız kuvvetiniz azalıyor. Burada dikkat etmemiz gereken vücudumuzdaki kas kütlemizi kaybetmemek.

Beyin

Yaşlandıkça beynimizdeki sinir hücreleri yavaşlıyor ve esnekliği azalıyor. Yani beynimiz yağmur altında bırakılmış bir bisikletin paslanması gibi paslanmaya müsait. Eğer vücudumuzda yeterince antioksidan kaynağı yoksa, örneğin  A,C ve E vitamini eksikse, bu oksidatif strese neden oluyor. Hipokampus ise (beynimizin hatıraları sakladığı ve duygularımızı kontrol ettiği kısım) fazla stres altında kaldığında küçülüyor. Buna ek olarak fazla stres beta-amyloid üreterek beyin hücrelerinin ölmesine neden olurken, Alzheimer hastalığı için risk oluşturuyor. Burada önemli olan beynimizin tekrar tekrar üretmesini sağlamak.

Hormonlar

Yaşımız ilerledikçe hem erkekler hem kadınlar daha az testestoron üretmeye, göğüs ve kalçada daha fazla yağ depolamaya başlıyorlar. Kadınlar daha az estrojen üretmeye başlıyor. Seviyesi düşen estrojen ve testesteron kemiklerin zayıflamasına, saç dökülmesine ve kalp rahatsızlıklarına sebep oluyor. Ayrıca tiroidin hızı yavaşlıyor ve bununla birlikte metabolizmamız da yavaşlıyor. Hücrelerimiz insülin hormonuna karşı hassasiyetini yitirmeye başlıyor ve bu da sabahları kan şekerimizin yükselmesine sebep oluyor. Bunun sonucu olarak da biraz bulanıklık hissi, karbonhidrata saldırma isteği, cildimizde kırışıklık ve yüzümüzde daha yaşlı bir görüntü oluşuyor. Doğru beslenme, düzenli uyku, egzersiz ve detoks desteğiyle bunlar gibi yaş ve hormonlarla ilintili problemleri tersine çevirmek mümkün.

Bağırsaklar

Bağışıklık sistemimizin %70’i bağırsaklarımızla ilgili. Bağışıklık sistemimizin zayıflaması ise bir çok probleme neden olabiliyor. Stresin artması, bağırsaklarınızda rahatsızlık hissetmemize neden oluyor. Ayrıca yine stres nedeniyle besinleri yeterince absorbe edemeyebiliyoruz, özellikle de B vitaminini ki kendisine karbonhidrat, yağ ve proteinleri enerjiye çevirirken ihtiyacımız var. Sinir ve kan hücrelerimizin sağlıklı olması, anemi, yorgunluk, PMS’i önlemesi, modumuzu yükseltmesi için seratonin salgılanması, daha iyi uyumamızın için melatonin salgılanması (meme kanseri riskini azaltıyor) için stresten uzak durmamız çok önemli.

Toksinler

Çevreden aldığımız toksinler vücudumuzda yağ oluşmasına neden oluyor. Hava kirliliği, sigara dumanı, ağır metaller, UV ışınları, yiyeceklerde bulunan koruyucu maddeler çevreden aldığımız toksin maddeler arasında.

Dr. Sara Gottfried gençlik üçgenini ise şu şekilde açıklıyor;

‘Eğer yüzünüzün her iki tarafına yanağınızdan kulağınıza çizgi çizip daha sonra bu çizgileri birleştirerek bir üçgen oluşturursanız, en geniş alanı yanaklarınız kapsayacaktır. Yaşınız ilerledikçe yer çekiminden dolayı yanaklarınız aşağı sarkmaya başlar. Vücudunuz daha az kolojen üretmeye başlar ve yüzünüzün elastikliği azalır. Yani kısacası cildiniz incelir ve sıkılığı azalır.

Hayatımız boyunca vücudumuz kolojen üretmeye devam etse de oranı yıllar içinde azalıyor. 25 yaşından sonra her yıl %1 daha az kolojen üretmeye başlıyoruz. 40’lı yaşlara geldiğimizde bu iki katına çıkıyor. 60’larda ise kolojenin yarısını yitirmiş oluyoruz.

Hayat tarzınızda yapacağınız değişikliklerle estrojen seviyenizi dengeleyebilirsiniz ve bu da kolojen kaybınızı yavaşlatacaktır. Kolojen kaybını önlemek/yavaşlatmak için Dr.Gottfried günlük olarak C vitamini ve balık yağı takviyesini öneriyor.

Sitting is the New Smoking

Dr.  Gottfried, oturmanın yani hareketsizliğin sigara içmek kadar zararlı olduğunu söylüyor. Sürekli oturmak, diyabet ve kalp hastalıkları riskini arttırırken, aynı zamanda yağlanmanıza ve kalça fleksörlerinizin kısalmasına neden oluyor. Bu yüzden oturmayın, hareket edin! Core bölgenizi güçlendirin, fazla yağlardan kurtulun  ve stresi vücudunuzdan atın.

UCLA Profesorü Dr.Bredsen’in yaptığı bir çalışma sonucunda büyük derecede unutkanlık sorunu yaşayan, hatta bunun genetik olduğu ve yapacak hiç bir şey olmadığı söylenen 67 yaşındaki hasta, aşağıdaki hayat tarzı değişikliklerinden sonra çok daha sağlıklı hale gelmiş. İşte yaptıkları;

  • Rafine ürünleri, karbonhidratları ve gluteni hayatından çıkardı
  • Beslenmesine sebze, meyve ve balık ekledi.
  • Yatmadan 3 saat önce yemek yemeyi bıraktı. Sabah kahvaltısı ve akşam yemeği arasına en az 12 saat koydu.
  • Yoga yapmaya başladı, hatta yoga hocası oldu. Haftada 5 gün, günde 60-90 dakika arası yoga yapıyor.
  • Günde 2 defa olmak üzere 20’şer dakikalık meditasyonlar yapıyor.
  • Geceleri melatonin takviyesi alarak uykusunu 4-5 saatten 7-8 saate çıkardı.
  • Balık yağı, C vitamini, D3 gibi takviyeler almaya başladı.
  • Haftada 4 ya da bazen 6 kez 30-45 dakika aerobik yapmaya başladı.

Dr. Gottfried’ın daha sağlıklı ve mutlu yaşlanmamız için önerileri ise şöyle:

Organik şarap için

Kahve yerine mate çayı için

Daha fazla balık yiyin

Yana dönerek uyuyun

Diş ipi kullanın

 

Kaynak: Goop

Foto: Allef Vinicius

Bunları da sevebilirsiniz

Scroll Up