GÜNEYE YERLEŞMEK İLHAM VEREN HİKAYELER

Güneye Yerleşmek: Bozcada

Hani çoğumuzda güneye yerleşme fikri vardır ya… Bunun için eskiden ‘şu yaşa geldikten sonra’ derken içinde bulunduğumuz dönemde, her geçen gün bu fikri daha öne çekmek isteyenlerle karşılaşıyoruz. Her tatil dönüşü üzülerek ayrıldığımız ve ‘işte ben böyle bir yerde yaşamak istiyorum’ dediğimiz yerde emekli olmayı beklemeden yaşamamız mümkün mü? İşte bu gibi soruların cevaplarını almak için bu hayali gerçekleştirenlerle konuştuk. Bu haftaki konuğumuz Haluk Yavuzer’le tam da güneye değil ama harika bir Ada’ya, Bozcada’ya gidiyoruz.

Güneye Yerleşmek Bozcaada

Merhaba, öncelikle biraz kendinden bahseder misin?

Ben Haluk. İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölümü mezunuyum. 6 yıllık evliyim. 5 yıllık profesyonel çalışma hayatından sonra artık Bozcaada’da yaşıyoruz ☺

Bozcaada’ya yerleşme fikri nasıl ortaya çıktı? Ne kadar zamandır oradasın?

Ne zaman Bozcaada’ya tatile gelsek, eşimle hep hayal kurardık. Acaba İstanbul’dan ayrılabilir miyiz, ayrılsak nasıl bir yaşantımız olur diye uzun uzun konuşur, hayallere dalardık. Bir gün Merve (eşim) lapbadanak “İstanbul’dan kaçıp, Bozcaada’ya yerleşelim mi?” diye sordu. Ben de “valla süper olur, umarım 5-10 sene içinde yapabiliriz” dedim. Merve de “5-10 sene içinde değil, 6 aya kadar gitmeye ne dersin?” dedi, “müthiş olur” dedim ve Bozcaada’ya geldik. Yaklaşık 2 senedir de Bozcaada’da yaşıyoruz.

Bozcaada’da yaşamanın avantajları/dezavantajları neler? 

Bozcaada’da yaşamanın avantajı da çok, dezavantajı da… Önce avantajlarından bahsedeyim istersen. Birincisi burası 32 kilometrekare çapında 4 tarafı denizlerle çevrili bir kara parçası. Bu sebeple ana karada bulunan büyük şehirlerdeki koşuşturmaca burada yok. Herkes sakin ve kendi halinde. Bu durum bizi de derin bir sakinliğe itiyor. Öte yandan tabii ki trafik de yok. En azından kış aylarında yok ☺ Yani ne egzoz dumanı soluyoruz, ne de korna sesi duyuyoruz. Bozcaada’nın kış nüfusu neredeyse 1000 kişi. Belki o kadar bile yoktur. Hal böyle olunca neredeyse herkes birbirini tanıyor. Ana karadan da kopuk olmamız sebebiyle güvenlik sorunu yok gibi. Kapımızı çoğu zaman kilitlemiyoruz bile. Evimiz ada merkezi dışında olduğu için doğayla iç içe yaşıyoruz. Her sabah üzüm bağlarının arasında yürüyüş yapıyoruz. Yılın minimum 6 ayı dilediğimiz zaman pırıl pırıl denize giriyoruz. İstediğimiz zaman güneşi batırıyoruz, istediğimiz zaman doğan güneşi selamlıyoruz. Velhasıl keşmekeşten uzak, güvenli, sakin ve doğayla iç içe bir hayat yaşıyoruz.

Dezavantajlarına gelince… Başta sağlık hizmetlerinin yetersizliği can sıkıcı. Gerek hastanede bulunan eksikler, gerekse de uzman personelin olmaması hem bizi hem de pek çok Ada’lıyı kara kara düşündürüyor. Öte yandan ana karayla bağlantımızı sağlayan GESTAŞ firmasının kar amacı güden işletmeci mantığı anayasal hakkımız olan ulaşım özgürlüğümüzün maalesef önüne geçiyor. Ve tabii Ada’daki hayat pahalılığı. Markette satılan ürünler ana karadaki marketlerden daha pahalı. Ev kiraları ise el yakıyor.

Geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz?

İstanbul’da bir evimiz vardı, onu kiraya verdik. Bunun dışında Bozcaada’ki bahçemizde bir karavanımız var, adı Adaperest. Aslında ilk başta, evimiz çok ufak olduğu için, evimize gelen ailemizi ağırlamak adına bahçemize koymuştuk. Fakat sonra sonra AirBnB üzerinde bir hesap açtık – buradan görebilirsiniz- ve Bozcaada’ya gelip merkez dışında, sakin bir tatil yaşamak isteyen misafirleri ağırlamaya başladık. Şimdi de ufak ufak freelance işler yapmaya çalışıyoruz. Yani kısaca azıcık aşım, kaygısız başım ☺

Kışın ne yapıyorsunuz, günler nasıl geçiyor? 

Evimiz sobalı. Bu sebeple sabah uyanınca ilk iş sobayı yakmak oluyor. Sonrasında köpeğimizle sabah yürüyüşü yapıyoruz. Dönünce kahvaltı falan derken zaten öğlen oluyor. Ev işleri, bahçe işleri derken bi bakıyoruz ki hala akşam olmamış ☺ Bol bol kitap okuyoruz, film izliyoruz. Bunun dışında Halk Eğitimi Merkezi’nin ücretsiz kursları var. Yakın bir zamana kadar bağlama kursuna gidiyordum. Merve de dikiş kursuna gidiyor. Sonra hooop akşam oluveriyor ☺

Bozcaada’ya yerleşmeye karar vermeden önce alıştırma turu yaptınız mı? Kışın gidip uzun süre vakit geçirdiğiniz olmuş muydu?

Alıştırma turu diye bir şey yapmadık ☺ Yazın sadece 1 haftalık tatiller için geliyorduk ve hayaller kuruyorduk; sonrasını zaten biliyorsunuz.

Sosyalleşmeyi, sinemaya, konsere gitmeyi aramıyor musunuz?

Sosyalleşmeyle ilgili bir sıkıntımız yok. İstanbul’daki arkadaşlarımızı tabii ki özlüyoruz ama neticede burada da kısa zamanda çok iyi arkadaşlar edindik. Sinemaya gitmek istersek Çanakkale’de sinema da var. Eğer gerçekten dinlemek istediğimiz birinin konseri olursa da 6 saat sonunda İstanbul’dayız. Bozcaada burası yahu, dağ başı değil 😉

İstanbul gibi büyük bir şehirden gittikten sonra kendinizi inzivaya çekilmiş gibi hissettiniz mi?  Ya da aradığınız zaten bu muydu? 

Açıkçası bizim aradığımız zaten buydu. Eşimle beraber olalım, kedimiz, köpeğimiz, tavuğumuz olsun; doğayla, hayvanlarla iç içe bir hayat yaşayalım diyorduk. Tavuk konusu hariç hepsi oldu. Yaza da tavuk kümesimizi yapacağız, o da olacak. Büyük şehirlerde yaşam çok hızlı geçiyor. Tek gayemiz işe gitmek ve gereksiz ihtiyaçlarımızı karşılamak için daha çok para kazanmaktı. Ne eşimle birbirimize ayıracağımız, ne de kendimize ayıracağımız zamanımız vardı. Evet şimdi çok daha az bir gelirimiz var ama hayatı doyasıya yaşayacak bir dolu zamanımız var.

Peki diyelim hastalandın acil hastaneye gitmen gerekiyor, fırtına var feribotlar çalışmıyor ne yapacağız şimdi?

İnan n’aparız bilmiyorum. Gerekli durumlarda helikopterin dahi geldiğini söylediler ama sanırım bunları düşünmektense kendimize iyi bakmaya ve hasta olmamaya çalışmak daha doğru geliyor bize.

İstanbul’u özlüyor musun? İleride geri dönme planlarınız var mı?

İstanbul’u özlüyorum dersem yalan söylemiş olurum. 3 ayda bir İstanbul’a yolumuz düşüyor zaten. Her geldiğimizde de koşarak Ada’ya dönüyoruz. Çünkü gerçekten kaosun dibi İstanbul. İnsanlar mutsuz, trafik bitik, hava kirli, güvenlik açığı çok fazla. Hal böyleyken İstanbul’un özlenecek bir tarafı yok. İlerisi ne getirir bilinmez ama İstanbul’a ya da bir başka büyük şehre gitmeye niyetimiz neredeyse hiç yok. Eğer bir gün Bozcaada’dan ayrılmak istersek yine Ege’de küçük bir sahil kasabasına gitmek isteriz.

Bozcaada’dan da taşınmak gerekecek mi acaba?

Kim bilir, belki bir gün… Belki de Bozcaada’dan değil, bu ülkeden taşınmak gerekecek. Biz karı-koca hiçbir zaman kendimizi bir yere ait hissetmiyoruz. Bugün Bozcaada’da mutluyuz, yarın belki de başka yerde. Onun için bugünün tadını çıkarıyoruz, yarını yarın düşünürüz.Bozcaada

Bozcaada ya da benzeri yerlere taşınmayı düşünenlere vereceğin en önemli tavsiyeler neler?

Eğer imkanları varsa bu isteklerini ertelemesinler. Hayat kısa ve yapacak çok fazla şey, gidecek çok fazla yol, görülecek çok fazla yer var. Egonuzu kenara bırakın ve sizin için doğru olduğunu inandığınız şeyi yapın.

Son olarak artık Bozcaada’nın yerlisi olarak bize bir kaç mekan önerisinde bulunur musun?

Mekan önerisinde bulunmak istemem ama keyifli bir ada tatili geçirmeleri için birkaç önerim olabilir:

  • Ada’nın en yüksek noktası olan Göztepe’ye çıkın ve güneşin batışını bir de Göztepe’den izleyin.
  • Kendinizi Ayazma Plajı’na hapsetmeyin. Ada’da pek çok koy var. Kendi maceranızı yaratın.
  • Arabanızı mümkünse Ada’ya getirmeyin. Ada’yı bisikletle ya da motosikletle yaşayın.

Bunları da sevebilirsiniz

Scroll Up