GÜNEYE YERLEŞMEK İLHAM VEREN HİKAYELER

Güneye Yerleşmek: Kaş

Hani çoğumuzda güneye yerleşme fikri vardır ya… Bunun için eskiden ‘şu yaşa geldikten sonra’ derken içinde bulunduğumuz dönemde, her geçen gün bu fikri daha öne çekmek isteyenlerle karşılaşıyoruz. Her tatil dönüşü üzülerek ayrıldığımız ve ‘işte ben böyle bir yerde yaşamak istiyorum’ dediğimiz yerde emekli olmayı beklemeden yaşamamız mümkün mü? Bu gibi soruların cevaplarını almak için bu hayali gerçekleştirenlerle konuştuk. Bu hafta Merve Alacadağ ile Kaş’a gidiyoruz.

Merhaba Merve, öncelikle seni biraz tanıyabilir miyiz?

Merhabalar, ismim Merve 31 yaşındayım. Doğma büyüme Kadıköylüyüm, geçtiğimiz yıl Kaş’a yerleştim. Üniversiteye girdiğim yıldan geçtiğimiz yıla kadar pazar araştırmacısıydım. Öğrenciyken anketörlük yaptım, en son bir telekomünikasyon şirketinde pazar araştırma müdürüydüm. Şimdilerde naçizane pansiyoncuyum.

Kaş’a taşınma fikri nereden çıktı? Taşınmadan önce sık sık Kaş’a gider miydin ve hiç kışın gitmiş miydin?

Kaş’a taşınmak bir fikir olarak çıkmadı aslında, her şey o kadar doğal gelişti ki sonunda ikameti buraya aldırdım. 8 yıl önce annemle yol seyahati yaparken bir geceliğine Kaş’a geldik, büyülendim. 7-8 yıl boyunca büyük bir arkadaş grubuyla üst üste her yaz Kaş’a geldik. Artık Kaş’ta yaşayan işletmecilerle de muhabbet halindeydik. Eşim Barış ile bu dönemde tanıştım. Ee üzerine de aşık olunca… 2 sene boyunca gel-git yaptım. İşte bu dönemde kışın burada ne yapılır minvalinde aklınıza gelen tüm soruların cevabını bizzat deneyim etme fırsatı buldum. En önemlisi ise, bu 2 yıl boyunca İstanbul’da kurumsal hayat ve Kaş’ta doğal bir yaşam karşılaştırması yaptım. Tabi buna karşılaştırma denilebilirse 🙂

Paydos Pansiyon inanılmaz sevimli olmuş! Kurulum aşamasını biraz anlatır mısın, daha önceden otelcilik deneyiminiz var mıydı?

Barış’ın 5 sene boyunca işlettiği başka bir pansiyon vardı, bu sene ikimiz içimizden geldiği gibi yeni bir yer yapmak istedik. Paydos: tatil demek, mola demek, teneffüs demek, ara vermek demek.. Herkes için çok güzel şeyler ifade eden bir kelime.

Biz pansiyonun her yerini boyarken, tasarlarken, örerken, dizerken muazzam keyif aldık. Umarız ki gelen misafirler de mutlu mesut olarak ayrılırlar.

instagram.com/paydospansiyon

facebook.com/paydospansiyon

pansiyonpaydos.com

Yazın ne kadar hareketli olsa da son bir iki yılda özellikle turistin azalması sizi nasıl etkiledi?

Geçtiğimiz yaz elbette etkiledi ancak Kaş genellikle Türk tatilcinin favori noktası. Bu yaz daha iyi olacağını düşünüyoruz.

Peki bunun dışında kışlar nasıl geçiyor?

İstanbul’da hiçbir zaman vaktin olmayan yaratıcı işlerle uğraşabiliyorsun. Bolca zamanın olduğu için insanın kendini tatmin edebileceği hobiler edinmesi kolaylaşıyor. Benim içimden bir tığ ve örgü uzmanı çıktı mesela 🙂  Bir de eğer isterseniz oldukça sosyal bir hayat da var. Ufak kutlamalar, maç izlemeler, film geceleri sizi bekliyor. Açıkçası ben İstanbul’da bu kadar sosyal değildim, hele hele hobim hiç yoktu.

Hava, ulaşım, ısınma, sağlık konularında bizi biraz aydınlatır mısın?

Hava sıcak, ulaşım günlük, sağlık standart, bitki örtüsü maki 🙂 Şaka bir yana, burada doğalgaz yok, kışın herkes elektrikli sobalarla ısınıyor. Bana sorarsanız en güzeli gerçek bir soba kurmak eve, hem bütün evi sımsıcak yapıyor hem de üzerine çaydanlık veya kestane konulabiliyor 🙂 Sağlık için ise sağlık ocağımız var herkesin faydalanabildiği ve 5 dk mesafede. Gökseki’ye yeni Kaş Hastanesi kuruldu. Burada yaz-kış yaşayan 50bin gibi bir nüfus olduğu için ulaşım günlük minibüs veya otobüslerle sağlanıyor. Hem diğer ilçelere hem de büyük şehirlere bu şekilde gidilebiliyor.

Büyük şehirden sonra küçük yerde yaşamaya alışman zor oldu mu? Yaşadığın en büyük sıkıntı ne oldu?

Yavaş bir geçiş yaptığım için sanırım, alışmam çok zor olmadı. En çok ailemi ve çocukluk arkadaşlarımı özlüyorum. Ancak kışın İstanbul’a ziyarete gittiğimde arkadaşlarımla, İstanbul sağolsun, vakit geçiremediğimi fark ettim. Onlar beni ziyarete geldiğinde ise çok daha kaliteli zaman geçiriyoruz.

Büyük şehir imkanlarından en çok neyi özlüyorsun?

Tiyatroya gitmeyi özlediğim oluyor. Sonra aklıma hemen trafik geliyor.

Kaş’a gittiğimde orada yaşayan tanıştığım neredeyse herkese merakımdan kışın ne yaptıklarını sormuştum. Hemen hemen hepsinin cevabı aynı olmuştu. Genellikle yazın kazandıkları ile kışı geçirdiklerini, hatta sıcak olan ülkelere tatillere gittiklerini anlatmışlardı. Sizin için de durum böyle mi? Yazın kazanılan para kışın ver elini Tayland, ver elini Arjantin gezebilmek için gerçekten yeterli mi? 🙂

Kazanılan parayla ne yapılacağı tamamen kişinin kendi inisiyatifinde bence. 12 ay büyük bir şirkette de çalışsan, 6 ay garson olarak da çalışsan nasıl harcayacağını kendin belirliyorsun. Bence önemli olan bireyin toplu tüketime dahil olmadan, realist hedefler belirleyip bu hedeflere erişmek için çalışması. Parayla bazı objelere sahip olmak ve seyahat ederek deneyim kazanmak çok farklı şeyler. Kışın ver elini Tayland ver elini Arjantin diyebilmek için burada yaşamayı tercih edenler bile olabilir. Aslında soru eksik, çünkü bir de bu sorunun ‘yıllık izin’ alt başlığı olmalı 🙂 12 ay maaşın 3 ayını istemiyorum deseniz, size 3 ay izin veriyorlar mı?

Kaş’ta yaşayan herkes birbirini tanıyor sanırım ve sık sık birlikte vakit geçiriyorsunuz. Genellikle benzer kafa yapısındaki insanlar bir arada olduğundan çok daha mutlu ve huzurlu olmalısınız? Yine de küçük yerde olmanın verdiği bir baskı durumu var mı?

Burada yaşayan çoğu insan dediğiniz gibi benzer kafa yapısında olduğu için, kendine özel vakit ayırmaya çok özen gösteriyor. Herkes her yere davetli ama kimse kimseye ısrar etmiyor. Baskı konusunda açıkçası biraz izole olduğumuzu kabul etmeliyim, günlük hayatta sohbet ettiğimiz çoğu insan dediğiniz gibi kafa dengi olduğu için büyük şehirlerdeki gibi bir önyargı hissedilmiyor. Kaş’lı abilerimizi ve ablalarımızı da katıyorum bu sosyal çevreye. Büyük şirketlerde herkesin birbirinden farkı ne kadar çarpıcı olarak göze battığını düşünün, burada ne kadar farklı olsak da herkesin birbirinin abisi kardeşi. İnsani değerler ve ihtiyaçlar, bütün o etiketlerin önünde.

 

Bundan sonraki planlarınız neler, başka bir yere taşınmayı ya da tekrar büyük şehre dönmeyi düşünüyor musunuz?

Büyük şehre geri dönmeyi düşünmüyorum, başka bir yeri de hiç düşünmedim. Henüz 1 senedir buradayım ve daha etrafıma bakmalara bile doyamadım.

Son soru! Hem büyük şehir kaosundan ve yapılaşmasından sıkılan, bir yandan diğer baskılar ve huzursuzluklar nedeniyle İstanbul’dan gitmek isteyen ama diğer taraftan aynı baskıların orada da olacağından endişelenen ve birkaç sene sonra oradan da gitmesi gerektiğinde nereye kaçacağını bilemeyen; bu yüzden beklemeli mi, yurtdışını mı zorlamalı yoksa kendi ülkemde sevdiklerimle ama bütün tantanadan uzak ve doğa içinde huzurlu mu olmalı diye düşünen kafası karışık insanlara tavsiyelerini öğrenebilir miyiz?

Bu düşüncelerle boğuşan arkadaşlarıma benim tek tavsiyem, bir an önce düşünmeyi bırakıp deneyim kazanmaları yönünde oluyor. Dünyanın herhangi bir yerinde bir yaz veya 1 ay bile olsa bir plan yapıp, uzun bir tatil yaparken joker eleman olarak esnafa yardımcı olabilirler. (İnanın ben çok mutlu olurum :)) Bu deneyim her şeyden değerli olacaktır, insan kendi içinden geldiği gibi yaşadığı zaman hayalini bile kuramadığı güzelliklerle karşılaşıyor. İşte tam da o zaman, bu tarz bir karar vermek artık büyük bir değişimin ağırlığından çıkıp doğal yaşam sürecine dahil oluyor.

Bunları da sevebilirsiniz

Scroll Up