ANNE-ÇOCUK İYİ HİSSET

Hamilelik Günlüğü: 35-36-37. Haftalar, 100 Gündür Yatıyorum!

Mucize öncesi yaşananları önceki yazılarımda belirttiğim gibi Mila’ma hamileliğim mutlu sonla sonuçlandı ve onca şeye rağmen sağlıkla kızımı kucağıma aldım. Hamileliğim boyunca günlük kısmında okuyacağınız yazıları yazdım, o süreçte yayınlamadım. Aslında destek alabilmek için çok paylaşmak istedim ama bekledim. İstedim ki dileğime kavuşayım ve bu yolculuğum, yazılarım bir iç dökmeden ibaret olmasın, başkalarına umut olsun. İşte tüm bu okuyacağınız hamilelik günlüğü artık paylaşıma hazır, benzer problemleri olanlara faydası olacağını umuyorum. İyi okumalar…

35– 36.Haftalar

Bugünlerde inanılmaz sıcak geliyor! Geceleri sırılsıklam uyuyorum, 2-3 kez üstümü değiştiriyorum, yorganı atıyorum. Bir de iştahsızlık başladı. Normalde ben yemek yemeyi çok seven biriyimdir, ama sürekli evde, tepside hafif yatar vaziyette, şu yarasın bu yarasın diye yemek yemekten artık yemekten soğudum. Bir de tabi karın iyice büyüyünce mide sıkıştı kaldı. Artık minnoşum alması gereken besini almıştır diye avutuyorum kendimi.

Bu ara sürekli nstye giriyorum, haftada 1 kontrol sırasında, 1 de ayrıca gidiyoruz, e bir nevi bana biraz daha değişiklik oluyor ama heyecanlanıyoruz da tabi ki. O her an doğum olabilir tespitinden sonra bu nstlerle durum kontrolü yapıldı, her seferinde eve döndüğüme çok sevindim. Çünkü her gidişte bir acaba oluyor içimde.  İğnelere de devam ediyoruz, tam zamanında doğursam bile artık sayılı iğnem kaldı, artık kalçalarım rahat edebilecek aylar sonrasında 🙂

Aylar Sonra Dışarıda Yemek, Hem de Sevgililer Gününde!

14 Şubat’ta kontrolümüz vardı, sevgililer gününde dışarı çıkabildik diye dalga geçtik kendimizle. Kontrolde durum iyi olunca Arda bey ee bugün için bir planınız yok mu, çıkın bir yemek yiyin dedi, selfie de göndermeyi unutmayın, hep sorunları mı yazacaksın whatsapptan biraz da güzel şeyler gönder dedi 🙂 Biz de hemen kliniğin yanındaki cafe’ye gittik. Sudan çıkmış balık gibiydik resmen, oradan oraya o kısacık mesafeyi o kadar dikkatle yürüdüm ki, insanlar üstüme üstüme geliyormuş gibi hissettim bir an. Sonra yemekte selfiemizi çekip gönderdik doktorumuza 🙂 Çok kalabalık, çok gürültülü geldi, herhade aylar sonra öyle bir ortamda bulunduğum için yadırgadım, ay evim de evim dedim döndük sonra 🙂 Çok çok iyi geldi ama moral olarak!

Yalnızlık…

Serklaj ameliyatıyla hastane tanıdıklar, arkadaşlarla doldu taştı çok da iyi geldi. Hemen sonra eve de geldiler ama zamanla azaldı…Böyle bir şey yaşamadıkları için tahmin edemiyorlar büyük ihtimal bir saatlik ziyaretin bile ne kadar önemli olduğunu. 7/24 evde bu halde olunca insan değişiklik istiyor, zamanı geçirebilmek için bir bahane. Mesela bir arkadaşımın gelmesi demek onunla günü belirlemek için oyalanmak, o gün için hazırlık yapılmasını sağlamak, o gün kendine bir çeki düzen vermek, beklemek, arkadaşın gelmesi konuşmak, gittiğinde de ara verdiğin rutine dönmek…Tüm bunlar zaman geçirebilmek için hazine. Ama insanlar hayat koşturmacasında bunun benim için ne kadar önemli olduğunu ya atlıyorlar, ya da önemsemiyorlar diyeceğim ama böyle düşünmek istemiyorum. Bir de toplanıp gelme olayı var ki keşke 8 kişi aynı anda geleceğine 2’şerli 4 farklı günde gelseler, o değişiklik beni baya idare eder…

37.Hafta / 36+1 / 20 Şubat 100. Gün!

Bugün 100. gün! 100 gündür yatıyorum, vay be! 100 günde insan normal hayatında kaç km yürür, kaç arkadaşıyla buluşur, ne kadar sinemaya gider, ne kadar oksijen alır, kaç kere yağmurda ıslanır, ne kadar gökyüzünü görür, kaç kere deniz kenarına gider?

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: YATARAK HAMİLELİĞİ KOLAYLAŞTIRAN ÇÖZÜMLER

 

Bunları da sevebilirsiniz

Scroll Up