İLHAM VEREN HİKAYELER YURTDIŞI GÜNLÜKLERİ & GEZGİNLER

Hazal Avcı ile Güney Amerika Turuna Devam

Daha önce işinden istifa edip, Güney Amerika yolculuğuna çıkan Hazal Avcı’yı tesadüfen tanıyıp Che’nin rotasını izlediği yolculuğu hakkında bilgi edinmiştik. Ancak tabi ki Hazal’a sormak istediğim şeyler bitmedi!

Selam Hazal! Yolculuğa karar verme aşamanı biraz anlatır mısın?

Merhabalar! Ezelden beri içimde bir çantayı alıp gitme isteği vardı. Hayatım boyunca gezginleri hayranlıkla, tabii ki biraz da kıskanarak takip ettim. Bu benim en büyük hayalim olduğu için de içimde hep “Yapamam ben bunu” diyen bir ses oldu. Bir gün o sesi dinlememeye karar verdim ve bu yolculuğa hazır olduğumu hissettim. Bu yola çıkıp iki ay sonra geri dönsem bile en azından denedim diyebilecektim. Bir buçuk sene maddi ve manevi olarak hazırlandım. Eylül 2016’da yola çıktım ve tam 8 aydır da yoldayım.

Daha önce yalnız seyahat eder miydin?

Daha önce de yıllık izinlerimde tek başıma tatile gidiyordum. Arkadaslarımla gezmekten de keyif alsam, yalnız başıma bir yerleri keşfetme tutkusu her zaman önce geldi benim için.

Yeni bir yere gitmeden önce ne gibi araştırmalar yapıyorsun? Gittiğin yerlerde hiç tanıdıkların oluyor mu?

Genel olarak bir rotam olduğu için bir sonraki durağımla ilgili araştırma yapmış oluyorum çoğunlukla. Ama bazen bir gün içinde yarın buraya gidiyorum dediğim de oluyor. Öyle olunca hazırlıksız gidip, vardıktan sonra araştırmalara başlıyorum veya kendimi sokağa atıp doğaçlama keşfe çıkıyorum. Gittiğim bazı yerlerde Turkiye’den arkadaşlarım vardı. Onlarla buluşma fırsatım oldu. Onun dışında yolda birçok gezginle ve yerel halk ile tanışıyorum. İlla ki yollarımız aynı gezginlerle kesişiyor. Tanıştığım buralı arkadaşlar ise bir sonraki lokasyonlarım için her zaman yardımcı oldular. Gideceğim yerlerde tanıdıkları varsa beni tanıştırdılar veya bana uzaktan da olsa rehberlik edip yardımcı olmaya çalıştılar. Yolda hiç arkadaşsız kaldığım olmadı açıkçası 

İspanyolcayı bu yolculuk için mi öğrendin?

Ben üniversitede İspanyol Dili ve Edebiyatı okudum. Daha sonra da yüksek lisansımı Barcelona’da yaptım. O yüzden yola çıkmadan zaten İspanyolca biliyordum. Bunun avantajını yaşamadım desem yalan olur. Ama yolda dil öğrenen birçok gezginle tanıştım. Dil gezmek için kesinlikle engel değil.

Şuana kadar Güney Amerika’da hangi ülkeleri ve şehirleri gezdin?

Gezime Arjantin’den başladım. Uruguay’da Montevideo’ya gittim. Daha sonra Arjantin’e geri döndüm. Arjantin’in sadece orta bölgelerini görerek Şili’ye ulaştım. Atacama Çölü’ne kadar Şili’nin tüm kıyılarını dolaştım. San Pedro de Atacama’dan Uyuni’ye geçerek Bolivya’ya vardım. La Paz ve Isla Del Sol’a gittikten sonra Peru’ya geçtim. Peru’nun hem kıyılarını, hem dağlarını keşfettim. Machu Picchu’ya ayak baştım. Daha sonra da Amazonları keşfe çıktım. Bir süre Amazonlar’da kaldıktan sonra gemi yolculuğu ile Kolombiya’ya ayak bastım. Burada da Bogota’dan başladım. Kahve bölgesinde bir kasabada bir ay gönüllü olarak çalıştım. Şu anda Medellin’de bir sonraki durağıma karar vermeye çalışıyorum.

Özellikle Amazonlara gitmen baya maceralı oldu takip ettiğimiz kadarıyla! Başına gelenlerden biraz bahseder misin?

Amazonlar bu gezim boyunca yaşadığım en unutulmaz deneyimlerden biri oldu gerçekten. Beni, hayata bakış açımı oldukça değiştirdi. Amazonların en büyük şehri Iquitos’a varmak için Lima’dan uçağa bindim. Zira Iquitos, kara yolu ile dünyaya bağlı olmayan en büyük şehir. Deniz veya hava yolu ile ulaşmanız gerekiyor. Iquitos’a ulaştıktan sonra gönüllülük işi bulduğum köye gitmek için 2 saatlik bir bot yolculuğu yaptım. Hiçbir turistin gitmediği bir köyde İngilizce öğretmenliği yapacaktım. Köye varır varmaz çok sıcak karşılandım. Tüm köy halkı limana gelip beni selamladı. Köylerine yabancı bir öğretmen gelmesi bu insanlar için çok büyük bir olay. Daha sonra kalacağım eve 20 dakika yürüdüm. Şaman bir ailenin yanında tipik Amazon evlerinin birinde 10 gün geçirdim. 10 gün boyunca ben ve 6 kişilik aile aynı odada yer yataklarında yattık. Amazonlarda hayat zor. Nem oranı sürekli %90 civarında. Devamlı yağmur yağdığı için tüm köy çamur içinde. Günü ıslanmadan veya sivrisinek saldırısına uğramadan bitirmeniz imkansız. 10 günün sonunda tüm bacaklarım ısırık içindeydi. Her gün İngilizce ders verebilmek için 20 dakika yağmur ormanının içinden limana dersliğe yürümem gerekiyordu. Bir gün şehre alışverişe gittiğim için derse 1 saat geç kaldım ve tüm öğrencilerimi beni beklerken buldum. Düşünebiliyor musunuz? Bir şehirli çocuk zorunlu ders olmamasına rağmen 1 saat öğretmenini bekleyecek. Ama bu çocukların tek şansı bendim ve onlar öğrenmeye o kadar açtı. Hepsinin sadece yer yatakları, ahşaptan tek göz odalı evleri var. Ama bu insanlar hepimizden daha mutlu. Daha da fazlası diye kendilerini üzmüyorlar. Daha fazlasının sonu yok. Bu zor şartlarda yaşayıp doğaya saygı duyuyorlar. Onlarla kısa süre de olsa kalmam gerçekten inanılmaz bir deneyimdi benim için.

Güney Amerika’nın bir çok yerinin tehlikeli olduğu söylenir zaten ama özellikle Medellin’de ne işin var!

Aslında bu biraz bizim korkularımız. Yola çıkmadan önce herkes neden Güney Amerika’ya gittiğimi sorguladı. Öleceğimden bayağı eminlerdi ama 8 ay oldu, ölmedim! Tabii ki her ülkenin ve şehrin tehlikeli yerleri var. Ama sürekli sorarak ilerliyorsunuz zaten. Yerel halk veya diğer gezginler sizi yönlendiriyor. Yolda arkadaşlarınız çığ gibi büyüyor. Bu yüzden hiç yalnız hissetmiyorsunuz. Dolayısıyla tehlikede de hissetmiyorsunuz. Medellin de aslında Kolombiya’nın en turistik şehri. Bu yüzden turistik yerlerde takılırsanız başınıza bir şey gelmiyor. Ama her zaman dikkatli olmakta fayda var. Sonuçta bizim ülkemiz de aşırı güvenli bir yer değil. Biz Türkler olarak daha tecrübeliyiz hayatta kalma konusunda. Bu yüzden asla orası tehlikeli gitmem demeyin. İnadına gidin, insanları dinlemeyin. Ben dinleseydim 8 aydır tek başıma bu kadar ülke ve şehir görmüş olmayacaktım.

Tek başına korkmuyor musun?

Asla. Bu yolda güvenmem gereken ilk ve tek şey benim. Kendime güvenim olmasaydı asla yol alamazdım. Bazen her şeyi tek başına yapmak yorucu oluyor. Yalan söyleyemem ama geçen her zor günle daha da güçleniyorsunuz. O yüzden korkmak yerine “Hazal kızım bir günü daha başarıyla bitirdin, bu gün de harika geçecek” diye düşünüyorum ve her güne o enerjiyle başlıyorum.

Şuan hayatını nasıl kazanıyorsun?

Yola çıkmadan önce bir birikim yapmıştım. Buraya kadar bu birikimlerimle yol aldım. Bu yolda gönüllük işi dışında bir kere Şili’de garson olarak çalıştım ve para kazandım. Şu anda da birikimimin sonuna geldiğim için para kazanabileceğim bir iş bakmaktayım. Zira bir aylık param kaldı. Bunun için de garsonluk gibi kolay bulunan işleri zorlayacağım. Onun dışında ise 8 aydır yolda olup iyi kötü takipçi kitlesi oluşturdum kendime. Kendilerinden ufak tefek yardımlar aldığım oldu. Hepsine çok teşekkür ediyorum. Son olarak da yola devam edebilmek için önceden bunu hiç denememiş olsam da sponsorluk başvuruları yapmayı düşünüyorum. Beni sevecek tatlış markalara ulaşabilirsem ve beraber güzel işler yapabileceğimize inanırsam rotamın Kuzey Amerika etabını daha rahat geçirebilirim

Bundan sonra rota nasıl devam ediyor, eğer sponsor bulursan ne kadar daha yolda olmayı planlıyorsun?

Yolculuğum bir bu kadar daha sürecek. Kolombiya’dan sonraki durağım Meksika. Daha sonra ise ABD ve Kanada olarak ilerleyeceğim. Yaklaşık 7 ayım daha var eve dönmeme. Ama hayallerimi destekleyecek sponsor bulabilirsem hayalim Kanada’dan Uzakdoğu’ya devam etmek.

Güney Amerika’da gezdiğin ülkeler/şehirler arasında en çok beğendiğin yer neresi?

Her ülkenin kendine göre güzelliği var aslında. Bir de nereyi beğendiğiniz kişisel tecrübelerinizle çok alakalı. O yüzden çekiniyorum en güzel yer burası demeye. Benim için Şili ve Peru ayrı güzel geçti. İkisinin yeri daha farklı kalbimde.

Peki seni en çok etkileyen yer/anı?

Beni etkileyen birçok şey oldu. Ama ilk sırada yer alan Machu Picchu

En tehlikeli yer?

Kendimi en çok tetikte hissettiğim yer Bolivya oldu. Diğer ülkelere göre daha dikkatli olmakta fayda var burada.

En zorlayan, yetti artık dedirten olay?

Benim Bolivya’da başıma hep acayip olaylar geldi. Sabahın beşinde bir köpek tarafından ısırıldım. Güneş Adasına gitmek için bota bindiğimde çantamdan montumu çaldılar. Bu yüzden 2 gün montsuz buz gibi havada kamp yapmak zorunda kaldım. Bolivya’da toplamda 15 gün kaldım ama yetti de arttı bile. Peru’ya adım attığımda derin bir soluk verdim.

Aklında kalan ve mükemmeldi dediğin yemek?

Peru mutfağı dünyaca da en iyilerinden kabul edilen mutfak. Kıyısı, And Dagları ve Amazonları farklı yemek tiplerine sahip. Hepsi de lezzetli ve sağlıklı. Benim favorim bizim lokma tatlısına benzeyen Picaron tatlısıydı 

İspanyolca bilmek kesinlikle gerekli mi?

Gerekli değil. Hayat kurtaracak kadar öğrenirseniz rahat edersiniz tabii ki. Çünkü buralar gelişmiş ülkeler olmadığı için İngilizce konuşan bulmanız zor olacaktır. Ama Latin insanları yabancıları seviyor ve yardıma her zaman açıklar. Tarzanca bile anlaşırsınız 

Son olarak Güney Amerika hayalleri kuranlara önerilerini alabilir miyiz?

Güney Amerika konusunda bilgisizlikten kaynaklı birçok önyargımız var, biliyorum. Ama bunlara kulak asmayın. En güzel sahillerde rom içip sabaha kadar salsa yapabildiğiniz, sabaha en taze güzel meyvelerle başladığınız cennetvari bir yerden bahsediyorum. O yüzden aldığınız her riske değer. Her zaman dediğim gibi ben tek başıma 8 ay yol alabildiysem emin olun siz de yapabilirsiniz. Çünkü benim sizden ekstra fazla hiçbir özelliğim yok. Cesaretim dışında…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: DIGITAL NOMAD, ZEYNEP GABRALI

Bunları da sevebilirsiniz

Scroll Up