GÜNEYE YERLEŞMEK İLHAM VEREN HİKAYELER

Kaş Tatili Sonrası Notlar; Hayır! Gerçekten Mümkün!

Kaş tatili sonrası bazı notlarım var yanlış anlamayın bu bir tatil beldesi yazısı değil! Bu, gerçekten de bir şeylerin mümkün olduğunu bana anlatan insanların şans eseri bir araya toplandığı bir yerin hikayesi sadece.

Geçtiğimiz hafta her beyaz yakalı gibi, koca sene çok çalışarak hak kazandığımız yıllık iznimizi kullanmak için ülkenin güneyine doğru Cuma’dan son hız yola koyulduk. Malum çoğunluğun yaptığı gibi bende bütün kış geçmiş tatili düşünüp yaz yaklaşınca planlara daldım. Hele ki son haftayı nasıl geçirdim ne olur sorma!

Tabii ki bir beyaz yakalı olarak, “ Abi Çeşme çok ayağa düştü, Ah o eski Bozcaada olacaktı”  gibi klişelerinden sonra yeni trend olan ama çok da keşfedilmeyen Kaş’a inmeye karar verdim.

Yolun hayli uzun, havanın sıcak ve nemli olması, radarlar yüzünden hız yapılamaması gibi detaylardan sonra beldenin girişindeki son polis kontrolümüzü de yaşayıp Kaş’a hayırlısı ile giriş yaptık amirim!

Peki bundan sonra ne oldu? Ne mi oldu? Bak sana anlatayım,

Öncelikle Kaş değil Kaş Cumhuriyeti diyeceksiniz

Kimsenin yere, denize ve bilumum umuma açık yerlere çöp atmadığı, insanların kibar olduğu, gelen yerli yabancı turisti tabiri caiz ise “kucağa oturtalım” demedikleri, tatlı esnafı ile baya medeniyetin var olduğu bir yer.

Her mekanda İstanbul’dan kaçan garson, aşçı veya ne iş varsa onu yapan çok kıymetli insanların olduğu, herkesin güldüğü, on beş dakikalık molaların denize atlanarak değerlendirildiği yaşanası bir yer!

Tabii ki çok geçmeden “ben orada ne yapıyorum? ” sorusu kafanızın içerisinde dönmeye başlıyor. İşte orada bir yandan kendinizi sorgularken bir yandan da o tatlı insanların anlatmaya sıkılmadıkları soruları sormaya başlıyorsunuz.

  • Sen ne iş yapıyordun?
  • Senin hikayen nedir?
  • AA gerçekten yaşanabiliyor mu?

Kahvaltımızı servis eden çok kıymetli Pelin’in aslında güzel bir bankada uluslararası yatırım danışmanıyken şehirden kaçıp sırası ile işletmecilik, otel müdürü, emlakçılık yapması ardından bunların da kendisini yıprattığını düşünerek garsonluk kariyerine başladığını öğreniyorsunuz. Ortalama yeni mezun beyaz yakalı kadar geliri olmasına rağmen hayatı mutlu ve dolu dolu yaşıyor. Kitap okuyor, sinema filmlerini internetten de olsa izleyebiliyor. Sporunu yapıyor, arkadaşları ile görüşebiliyor. Sezon bitince yurt dışına gezmeye gidiyor. En önemlisi trafiksiz, temiz havalı bir memlekette yaşıyor. Evet! Belki çok iyi markalar giymiyor, belki o sıcakta koşturuyor ama hepimizden çok daha güzel yaşıyor!

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: GÜNEYE YERLEŞMEK, KAŞ

Pelin gibi tanıdığım ve sahiden bir akşam daha sohbet edebilmek için koca yolu gidebileceği o kadar insan var ki inanamazsınız. Hakan, Semih, Güray, Fırat, Erdem, Recep, Serdar, Sercan, Deniz, Gözde ve Yegah daha sayabileceğim bir sürü insan.

O halde bizler ne yapıyoruz? Ömrümüzü emeklilik yıllarında yarım yamalak kullanabileceğimiz 3-5 yatırım için burada harcarken, o güzel vakitlerin nasıl da boş geçtiğini hiç mi düşünmüyoruz?

Kendi adıma bu tatilden sonra bir karar aldım. Hep 40 dediğim kaçış yaşımı 35’e indirdim. Elimde dolu dolu 3 sene var artık. Çok alışveriş yapmadan, kendimce araştırmalar yaparak, tekrar öğrenebileceğim tam 3 sene.

Hepimiz için bu cesareti diliyor en kısa zamanda kurtulmamızı temenni ediyorum.

 

Sevgiler

 

Bunları da sevebilirsiniz

Scroll Up