AMERİKA GEZ-GÖR

Kış Güneşi: İstikamet Barbados

En güzel haber ile başlayalım:  Barbados için vize zorunluluğu bulunmuyor ancak; 6 aydan fazla kalacaksanız vizeye başvurmanız gerekiyor.

Karayip Adaları’nı günlerce araştırdıktan sonra, puanla uçak bileti bulduğumuz ve birçok İngiliz arkadaşımızın önerdiği Barbados’ta karar kılıyoruz. Atlantik Okyanusu üzerindeki Karayip Adaları’ndan biri olan Barbados’ta her mevsim güneş görülebilir fakat ideal mevsim ne zaman derseniz Aralık-Nisan arası dönem en ideali. Yaz mevsimi çok sıcak, sonbahar ayları ise yağışlı oluyor. Eğer Aralık ayında gidecekseniz, Noel tatilleri dolayısıyla oteller kalabalık ve normalin neredeyse iki kati pahalı oluyor.

Barbados 16. yüzyılda Portekizliler tarafından keşfedilmiş. 1625 yılında, İngilizler adaya yerleşmiş ve seker kamışı plantasyonu denen büyük çiftliklerde çalıştırmak üzere Batı Afrika’dan köleler getirmeye başlamışlar (kölelik 1834’te kaldırıldı). Barbados ancak 1966 yılında İngiltere’nin sömürgesinden çıkmış ve bağımsızlığını ilan ederek İngiliz Ulusal Topluluğu’nun bir üyesi olmuştur. Başkenti Brigetown olana Barbados, günümüzde kendi hükümeti ve başbakanı tarafından yönetiliyor. Parlamentosu, senato ve meclis temsilcilerinden oluşuyor.

Eğer Barbados’ta “sadece plajda yatarım, sıcak kumlardan serin sulara atlar çıkarım” sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Plajları ve muhteşem turkuaz Karayip sularının yanı sıra Barbados’ta yapacak çok şey var. Adanın dört tarafı birbirinden tamamen farklı, muhteşem ormanları, el değmemiş doğal güzellikleri, çiçek bahçeleri, rom dükkanları ve mağaraları keşfetmeden dönmeyin! Ayrıca, dalga sörfü ve kite-surf dahil birçok su sporunu da yapmak/öğrenmek mümkün.

Mutlaka yapılması gerekenler:

Araba ile Adayı Keşif

1-2 gün de olsa mutlaka araba kiralayıp adayı gezmelisiniz. Adanın tümü 431 km2 ve etrafını 1 günde araba ile dönmek mümkün ama biz belli başlı yerlerde durup adanın keyfini çıkarabilmek için bu işe 2 gün ayırdık. 1. gün: bati ve kuzey sahilleri, 2. gün: doğu ve güney sahilleri.

Rum Shoplar

Adanın birçok yerinde bulunan, rom ve atıştırmalıklar satan küçük büfe/bar tarzı dükkanlar. Bu dükkânlarda “fish cutter” denilen, yumuşacık ekmek arasında kızarmış balık ile yapılan sandviçler satılıyor – Fish cutter’a pepper sos (yerli acı sos) ekleyip, yanında yerli Barbados birası Banks ya da rum-punch içmeden dönmeyin.

Oistins Fish Fry

Cuma akşamları kurulan Oistin’s balık pazarının tam ortasında bangır bangır reggea ve dancehall çalan bir sahne var. Bu sahnede yerli gruplar gösteriler yapıyor, izleyen herkes de onlarla birlikte dans ediyor. Cuma akşamları çoluk çocuk, turist, yerli herkes burada. Tamamen halka karışıp, patlayana kadar tezgahlardan değişik balıkları tadıp, yerli müziklerle dans edebilirsiniz. Cuma günü Barbados’taysanız sakın kaçırmayın.

Katamaran Turu

Adanın koylarını dolaşırken limitsiz alkol ve yiyecek sunan turlar Bridgetown yakınlarındaki limandan ya da kuzey batıdaki  Speightstown’daki marinalardan kalkıyor. Kişi başı 60USD – 135USD civarındaki bu turlar adanın batısındaki koyları geziyor ve hemen hemen hepsi caretta caretta kaplumbağalar ile yüzebileceğiniz The Lone Star ve Sandy Lane otelleri’nin plajlarında duraklıyor. Fiyatlar katamaranın boyutu ve yolcu sayısına göre değişiyor. Barbados’un en meşhur tekne/katamaran tur şirketi Cool Runnings, fakat biz daha sakin ve küçük bir tur istediğimiz için, otelimizin önerisi ile R&R tur’a katıldık ve çok memnun kaldık. Tüm turlar servis ile sizi otelinizden alıyor.

Gece Hayatı

Beklediğimiz kadar hareketli olmasa da St. Lawrence Gap bölgesinde yan yana bar ve restoranlar bulunuyor. Adanın en meşhur clublarından birisi St. Michael bölgesindeki “Harbour Lights“. Burada Pazartesi ve Çarşamba geceleri BBQ ve show var, fiks ücret içinde yemek ve sınırsız içki dahil. İtiraf ediyorum, girişteki orta yaş ve üzeri turist kafilesini gördüğümüzde, parayı yakıp başka bir şey mi yapsak diye düşündük ama iyi ki de yapmamışız. Gösteri gerçekten eğlenceli, sahile açılan kumsal/bahçede yerli müzikler eşliğinde insanın rum-punchları içtikçe içesi, dans ettikçe edesi geliyor. Biz çok eğlendik!

Yapılmaması gerekenler:

  1. Barbados’ta kamuflaj giymek yasak. Ne kadar moda olursa olsun, pembe-mavi kamuflajlı bebek tulumu bile burada yasak. Kamuflajlarımızı evde bırakıyoruz.
  2. Rum shoplara t-shirtsüz ya da çıplak ayak ile girmemeniz iyi olur (deniz terliği giyebilirsiniz), yerliler artık turistlere alışmış olmalarına rağmen, bazıları bunu müesseseye saygısızlık olarak görüyor. 

Gelelim Adanın Çevresinde Görülecek Yerlere: 

Bu adanın, insanları gibi doğası da harika. Araba kiralıyorsanız, aşağıdaki yerlerin hepsini kolaylıkla gezebilir, doğal güzelliklerin arasından geçebilir, sahillerde mola verip muazzam manzarayı fotoğraflayabilirsiniz. Barbados’ta kaybolmanız neredeyse imkansız. Adanın etrafını dönen tek bir ana yol var be bütün otobüs duraklarında “to City” (şehire gidiş) ve “from City” (şehirden geliş) yazan, kırmızı beyaz tabelalar var. 

Batı

Burası denizlerin en sakin olduğu, en pahalı otellerin ve restoranların bulunduğu bölge. Adanın zenginleri, genellikle batı sahillerinde yaşıyor.

  • Mullins Beach: Küçük ama çok güzel bir plaj. Yerlilerin de tercih ettiği bu plajda, çok güzel bir cafe/restoranlar bulunuyor. Burada oturup, denizden gökyüzüne, mavinin göz alıcı tonlarını izleyebilirsiniz.
  • Gibb’s Beach: Mullins’den birkaç dakika ileride, daha sakin ama aynı derecede güzel bir plaj.
  • Rum Shop: Adanın en eski ve meşhur rom dükkanlarından John Moore’s Rum Shop, güneşin batışını izlemek için ideal. Çok eski ve döküntü olan bu bar, sık sık başbakan tarafından da ziyaret ediliyor.
  • Batı sahilinde HoleTown ve Speightstown en meşhur semtler. Holetown, hemen Sandy Lane’in (en meşhur ve lüks hotel) kuzeyinde, alışveriş için ideal bir semt. Speightstown ise biraz daha hipster ve sanatçı kitlesi ile meşhur bir bölge.

Kuzey

Burası kesinlikle yüzülecek bir bölge değil. Dev uçurumlar ve kayalıklar ile çevrili kuzey bölgesinden muhteşem doğa manzaraları izlemek mümkün.

  • Animal Flower Cave: Adanın en kuzey noktasındaki kayalıkların içerisinde gizli olan bu magrayı gezmek ve hatta soğuk sularında yüzmek mümkün. Adını, sığ sularında bulunan, çiçek şeklindeki canlı denizşakayıklarından alıyor.
  • Nicholas Abbey: Aziz Nicholas Manastırı, 1658’de Albay Benjamin Berringer tarafından inşa edilmiş, adadaki en eski ev. Aynı zamanda dünyanın bati yarım küresinde bulunan 3 orijinal Jacobe konaklarından biri. Günümüzde müze olarak muhafaza ediliyor. Konağın girişi; ince uzun, ormanlar içerisinden toprak bir yol. Yalnızca burayı görmek için bile mutlaka gitmenizi öneririm. Biz bu ormanlarda sayısız fotoğraf çektik.
  • Morgan Lewis Windmill: Eskiden şeker üretiminde kullanılan ve Barbados’ta en uzun işleyen yel değirmeni 1947 yılında kullanıma kapatılmış. Fakat hala işler durumda olan bu değirmeni St. Nichholas Abbey’den doğu sahillerine geçerken küçük bir mola vererek görmek mümkün.
  • Cherry Tree Hill: Nicolas Manastırı’ndan, Morgan Lewis yel değirmenine giderken mutlaka bu tepeden geçmelisiniz. Adanın tüm kuzey ve doğu sahillerini göreceğiniz bu tepede manzara gerçekten muhteşem!

Doğu

Eğer adanın 100 sene önceki el değmemiş halini tecrübe etmek istiyorsanız, doğu tarafını mutlaka gezmelisiniz. Biz buralara hayran kaldık.

  • Bathsheba: En büyük dalgaların görüldüğü ve sörf yarışmalarının yapıldığı koskocaman bir plaj. Özellikle Soup Bowl denilen bölgede onlarca sörfçüleri dev dalgalar ile dans ederken izleyebilirsiniz.
  • Cattlewash: Bathsheba’nın hemen kuzeyinde, uzun ve sakin bir plaj. Güneşin doğusunu izlemek için ideal.

Güneydoğu

  • Bottom Bay: Palmiyeler ile çevrili, el değmemiş bir plaj. Dalga sörfçülerinin favori mekanlarından ve yerlilere göre Barbados’un en güzel plajı olarak biliniyor.
  • Crane Beach: Eskiden liman olan bu sahil, günümüzde Barbados sosyetesinin takıldığı, adanın en güzel plajlarından biri. Yerliler arasında kayalara tırmanıp buradan okyanusa atlamak meşhur – bana pek tekin görünmedi, kayalardan ufuklara ve manzaraya bakıp, tıpış tıpış geri dondum J Burada rahat rahat birkaç saat geçirebilirsiniz. 
  • Shark’s Hole: Adını neden kopek balığından aldığını anlayamadığımız, küçücük ama çok meşhur, gizli saklı bir plaj. Eğer havadan resim çekme imkânınız varsa gitmeye değer ama yoksa çok da şart değil.
  • Silver Sands: Kite-surf ve rüzgar sörfü için ideal. Meşhur Silver Sands sörf okulu da burada bulunuyor.

Güney

Otellerin ve daha büyük plajların olduğu sahil şeridi. Deniz batıya göre daha dalgalı, özellikle güney doğu tarafında sörf okulları bulunuyor.

  • Accra Beach: Hareketli bir plaj, su sporları yapmak ve jet-ski kiralamak mümkün. Buradan kısa tekne turları ile carrettaları görmeye de gidebilirsiniz.
  • Carlise Bay: Başkent Bridgetown’a yakın, en büyük plajlardan biri. Oldukça kalabalık oluyor ve şemsiye çok az, dolayısıyla öğlen sıcağında gitmemeye çalışın. Sahil kenarında çeşitli restoranlar ya da “fish cutter” satan seyyar satıcılar bulunuyor. En meşhur mekan Boatyard. Boatyard’da hem yemek yiyebilir hem de su sporları için jet-ski, şnorkel, vs. kiralayabilirsiniz.
  • Bridgetown: Adanın Güney batısında bulunan başkent. Burada alışveriş yapabilir, yaklaşan dev cruise gemilerini görebilirsiniz. Güneş battıktan sonra turistler için çok tekin gelmedi bize ama gündüz hiç problem yok.

Orta Bölge

  • Harrison’s Cave: Biz buraya gitme fırsatı bulamadık ama St. Thomas bölgesinde bulunan bu mağara, adını 1700’lerde bu topraklara sahip olan Thomas Harrison’dan alıyor. Barbados’un tatlı su kaynağı olarak da kullanılan bu doğal mağaradan çıkan su, dünyanın en saf içme suları arasında. Bu mağaranın içini, sonradan birleştirilen koridaları, 1981 yılında halka açılmış. Koridorlar arasında işleyen bir tramvay ile mağaranın yüzyıllar boyunca oluşmuş sarkıtları, göletler ve dikitleri gezilebiliyor. Yarasalar ile karşılaşabilirsiniz, hazır olun.

Yeme-içme

Yerel mutfağı Afrika, Hint ve İngiliz mutfağından esinlenen Barbados’ta aç kalmayacaksınız. Dünya mutfağından da çeşitli seçenekler bulacağınız bu adada balık ve deniz mahsulleri ağırlıklı bir mutfak var. Biz bu tatilimizi çok yemek odaklı geçirmedik, fish cutters keşfetmemiz ile birlikte, günlerimiz sahilin yakınındaki, balık ekmek satan seyyar karavanın öğlen açılmasını bekleyerek geçti ya da genelde otelde yedik. Fakat keşfettiğimiz ve beğendiğimiz birkaç restoranı aşağıda görebilirsiniz;

Brown Sugar: Yerel Barbados mutfağı. Yerliler ile dolup tasan bu restoranda mutlaka 1 kere yemek yemelisiniz. Hafta sonları limitsiz büfe oluyor ama biz a-la carte menüden daha memnun kaldık.

The Cliff: Adanın en şık restoranlarından biri. Servis ve ambiyans muhteşem! Başlangıçlardaki yengeç köftesini mutlaka deneyin. Direkt denizin üzerinde bulunan bu restoran, geceleri sulara aydınlatma veriyor ve besledikleri balıkları izleyebiliyorsunuz. Önceden rezervasyon şart, çok zor yer bulunuyor.

Waterfront Cafe: Bridgetown’daki bu samimi restoranda çeşitli sandviç, salata, balık köftesi ve yerel baharatlar ile yapılmış Jerk tavuk deneyebilirsiniz.

Fish Pot: Little Good Harbour otelinin içinde küçük, salaş bir restoran. Direkt sahil üzerindeki bu restoranda deniz manzaralı bir masa istiyorsanız mutlaka önceden rezervasyon yapmalısınız. 

Nishi Sushi: Adanın güneyinde yer alan, oldukça rahat bir mekan. Son dakika yer bulunuyor. Balıklar çok taze ve lezzetli.

Lone Star: Muhteşem dekorasyonu ve Pazar öğlen yemekleri meşhur. Akdeniz mutfağı servis ediliyor. Pazar öğlen ya da herhangi bir gün aksam yemeğine gidecekseniz, önceden rezervasyon yaptırmalısınız. Yemeğe gitmezseniz, aksam üzeri bir şeyler içerek gün batımını izleyebilirsiniz.

 

 

 

Bunları da sevebilirsiniz

Scroll Up