İLHAM VEREN HİKAYELER İŞ DIŞINDA NELER YAPIYORSUN?

İş Dışında Neler Yapıyorsun? Küçük Martha ile ‘Eat Well, Travel Often’

Instagram’da seyahat fotoğrafları arasında gezerken mükemmel fotoğrafları olan Küçük Martha hesabıyla tanıştım. Daha sonra aslında yemek tutkusunun da seyahat kadar ağır bastığını, hatta gurme turlar düzenlediğini keşfettim. Paylaştıklarını çok sevince bir de blogunu okuyayım neler yapar, kimdir bu Küçük Martha derken kendisinin hayallerinin peşinden koşan bir avukat olduğunu öğrendim.

Sonrası ise bu ropörtajla gelişti 🙂 Gelin Küçük Martha’yı birlikte tanıyalım!

Merhaba, öncelikle bize biraz kendinden bahseder misin?

Merhaba, Ben Özüm Kasapoğlu Doğan! 1985 yılında Kırklareli’de doğdum. Çocukluk yıllarımı Karamürsel denen bir sahil kasabasında özgürce ve doğayla iç içe geçirdim. Şimdi geriye dönüp baktığımda bunun hayatımdaki en büyük şanslardan biri olduğunu görüyorum. İstanbul’a en büyük hayalim olan avukatlık mesleğinin ilk adımı için, hukuk fakültesi için geldim. 2008 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldum ve Microsoft, Pepsi ve Gazprom gibi çok uluslu şirketlerin avukatlığını yaptım, halen de buna devam ediyorum. 2011 yılında ise hayatıma hem Baransel (eşim), hem Bozcaada, hem de Küçük Martha girdi. O zamandan beri de birlikte yol alıyoruz.

Küçük Martha adlı blogunu ne zaman kurdun? Oldukça kalabalık bir takipçi kitlen var, bize biraz süreci anlatır mısın, nasıl başardın bu kadar çok kişiye ulaşmayı?

2011 yılının Aralık ayıydı. Şu anki eşim ve iş ortağım Baransel yeni askere gitmişti. Her gün birlikte vakit geçirdiğiniz biri bir anda ortadan kaybolunca ve istediğiniz zaman telefonla da ulaşamadığınızda büyük bir boşluk oluyor haliyle. O gidince ben geceleri uyku problem çekmeye başladım. Televizyonda sürekli Martha Stewart’ın programlarını izlerken, hatta sabaha kadar mutfakta onun verdiği tarifleri yaparken buldum kendimi. Mutfak adeta bana rehabilitasyon olmuştu. Sonra yaptıklarımı ofise götürüp arkadaşlarımla paylaşmaya başladım ve çok olumlu tepkiler aldım. Sürekli herkes tarif istiyordu, ben de kendime “Hadi Özüm, madem içindeki Küçük Martha’yı çıkarttın, şimdi bunu paylaşma vakti!” diyerek Küçük Martha’yı kurdum.

Önceleri hep hikayeli yemek tarifleri veriyordum. O gün neden mutfağa girdiğimi ve neden o yemeği yaptığıma dair minik hikayeler anlatıyordum tarifin başında. Hiç beklemediğim şekilde ilgi gördü. Yorumlar ve mailler almaya başladıkça, aslında yazdıklarımın bir buluta gitmediğini anladım. Bu beni daha da motive etti ve sonrasında çocukluğumdan beri en büyük tutkum olan seyahati ve onun dışında hayatta sevdiğim diğer her şeyi katarak bugünkü Küçük Martha haline geldi. Geçtiğimiz 6 yılda o kadar çok şey yaşadık ki Martha sayesinde, en güzeli de tanıştığım onlarca yeni insan oldu! Tüm bunlar domino taşı etkisi yarattı diyebilirim. Bu piyasaya ilk girenlerden biri olmak, insanlarla turlar sayesinde birebir iletişim kurabilmek, Bozcaada sevdası ve bence bir de samimiyet bu işin formülü oldu.

Instagram hesabında harika fotoğraflar paylaşıyorsun. Aktif olarak avukatlık yapmaya devam ederken bu kadar seyahat edecek vakti nasıl buluyorsun? Klasik bir ofis yaşantın var mı?

Benim de yaklaşık 10 yıldır sabah 09:00 akşam 18:00 arası bir ofis hayatım var. Ancak yıllar geçtikçe ve tecrübeniz arttıkça kendi ajandanızı kendiniz yönetecek sorumluluğu alabiliyorsunuz. Benim en büyük şansım çalıştığım tüm firmalardaki müdürlerimin blogumu desteklemesiydi. Eğer onların desteği olmasaydı tabi ki bu kadar rahat seyahat edemezdim ya da içerik üretemezdim. Çalıştığım firmaların çok uluslu olması da büyük etkendi tabi. Özellikle Microsoft’tayken bu işe başlamış olmam çok büyük şanstı benim için. Şirket politikası da bu tarz sosyal işleri destekliyordu çünkü. Ama tabi ki bizim de her çalışan gibi yıllık izin günü sayımız belli. Biz hep bir şeylerin ucuna 1-2 gün ekleyerek bütün bir yıla dağıtmaya çalışıyoruz seyahatleri ya da Kopenhag seyahatinde yaptığımız gibi sadece 48 saatliğine gidiyoruz ve uykusuz bir şekilde ertesi sabah ofise gidiyoruz. Fedakarlık etmeden hiçbir şey olmuyor 🙂

Fotoğraflarını neyle çekiyorsun? 🙂

2015 yılından beri Fuji XE2 model makine kullanıyorum. Lens olarak da yine Fuji’nin çeşitli lenslerini kullanıyorum ama şuanda 18-135 mm lensini kullanıyorum. Bunun yanında videolar için DJI Osmo, sualtı için GoPro ve tabi çoğunlukla telefon kamerasını da kullanıyorum.

Yakın zamanda planladığın bir seyahatin var mı?

Gürcistan’dan yeni döndüm. Yakın zamanda bir kayak tatili planlıyoruz Avusturya Alpleri olabilir. Ama bahara planladığımız Toskana rotası için ayrı heyecanlıyım. Yaza girmeden mutlaka Bozcaada sezonunu da açarız. Gerisini henüz planlamadım 🙂

Yemek konusuna geri dönecek olursak, yapmaktan en çok zevk aldığın yemek hangisi? Herhangi bir yemek kursuna gittin mi?

Yemek kursuna gitmedim. Çocukluğumdan beri anne ve babamdan mutfak konusunda çok şey gözlemledim. Bunun etkisinin çok büyük olduğunu düşünüyorum. Annem de çalışan bir kadındı, akşam eve geldiğinde ben de mutfakta onunla beraber ödevlerimi yaparken o bir yandan akşam yemeği hazırlardı. Arada bana tattırırdı, tuzuna baharatına beraber karar verirdik. O nedenle mutfaktan hiç kaçmadım. Hatta insanlara terapi olarak sunulması gerektiğini düşünüyorum. Bazen elinizle bir şey yoğururken sanki kafanızdaki tüm o biriken düşünceler elinizden akıp gidiyor. Lazanya ya da her türlü zeytinyağlıyı yapmayı epey severim.

Yemek ve seyahatin birbirine en çok yakıştığı bir yer var mı?

Şüphesiz ki İtalya! İkinci sırada da Yunanistan gelir benim için.

Turistik seyahatlerin dışında bir de gurme turlar düzenliyorsun. Turlar ne sıklıkla oluyor, nerelere-nasıl bir ekiple gidiyorsun? Turlara katılmak isteyenler nasıl haberdar olabilir?

İnsanlardan sürekli biz de sizinle gezmek istiyoruz, bir sofrada oturup yeni tatlar denemek istiyoruz diye talepler geliyordu. Bu nedenle “Biz şuraya gidiyoruz, bizimle gelmek isteyen var mı?” gibi basit şekilde başlayan bir dizi gurme geziler düzenledik.

İlki tabi ki Bozcaada’ya idi. Çünkü insanlar bizim gözümüzden adayı yaşasın istiyorduk. Bunu da yeni rotalar ekleyerek 2 sene kadar devam ettirdik. Şuanda planladığımız bir gezi bulunmuyor ama olursa çoğunlukla mailing ya da instagram üzerinden duyuruyoruz.

Son olarak;

Şimdiye kadar gittiğin ülkelerden ilk aklına gelen yemek? En son Phuket seyahatinde içtiğim Hindistan cevizi içerisinde sunulan bol baharatlı çorbanın tadı damağımda!

En güzel doğa? Bali

En başarılı gün batımı? Krabi

En mavi deniz? Symi

En hareketli ve canlı şehir? New York ve Londra

Gitmeseydim de olurdu dediğin şehir? Zürih

Ölmeden mutlaka görülmesi gereken ilk 5? Bali, Japonya, İtalya, Filipinler, İzlanda

Çooook Teşekkürler 🙂

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: GÜNEYE YERLEŞMEK, AKYAKA

Bunları da sevebilirsiniz

Scroll Up