AMERİKA GEZ-GÖR

Los Angeles Rehberi: Kahvaltı, Yemek, Barlar ve Görülmesi Gereken Yerler

Los Angeles (LA), melekler şehri, dünya sinema sektörünün kalbi, yaklaşık 4 milyon nüfusuyla Amerika’nın 2. en kalabalık şehri…Amerika’da tek “işte burada yaşamak isterdim” dediğim yer.

Detaylara girmeden önce, bu şehirde yürüyerek neredeyse hiçbir yere gidemeyeceğinizi belirtmeliyim. Gidilecek yerler genellikle birbirine neredeyse 30dk araba mesafesi, o da tabii ana yollarda trafiğe denk gelmezseniz! Dolayısıyla, araba kiralamanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

Eğer, “yok gezip, içki içilecek, araba kullanmak istemiyorum” derseniz, Uber inanılmaz yaygın ve çok kolay araba bulunuyor – Hava alanından Santa Monica ya da Santa Monica’dan West Hollywood yaklaşık $25 tutuyor. Daha kısa mesafeleri çok daha uygun fiyata gidip gelebilirsiniz. Eğer araba kiralarsanız mutlaka dikkat etmeniz gereken şey, 4 şeritli yolun en sol şeridinin, 2 ve daha üzeri yolcusu olan araçlar için ayrılmış olduğu.

Bu sol şeride tek yolcu olan araçların girmesi yasak, sebebi de “car pooling” dedikleri, araba paylaşımını yükseltmek ve Los Angeles’in kabus trafiğini biraz da olsa kontrol altına almak.

Los Angeles; büyük bir alana yayılmış, birçok şehrin birleşmesinden oluşuyor gibi düşünebilirsiniz, yani tek bir şehir merkezi yok. Kağıt üzerinde “şehir merkezi” diyebileceğiniz LA Downtown’da pek bir şey olmamakla birlikte, pek nezih bir yer olmadığını da söyleyebilirim. Yapmak istediklerinize göre kalacağınız yer sçcimi çok önemli. Los Angeles, suç oranı ve evsiz nüfusunun yüksek olduğu bir şehir. Dolayısıyla, yeme-içme mekanlarına ve lüks mağazalara daha yakın olmak istiyorum derseniz West Hollywood, okyanusa ve lokal hayata biraz daha yakın olmak istiyorum derseniz Santa Monica’yı tercih edebilirsiniz.

Ben şahsen, okyanus manzarasını, kokusunu, sabah işe gitmeden önce denize çıkan sörfçüleri izlemeyi ve okyanus kenarındaki bisiklet turumuzu hiçbir şeye değişmem…anlayacağınız biz Santa Monica’da kaldık. Bu civarda Shore, Huntley, Viceroy, Ocean Beach Club, hepsi çok temiz ve güzel oteller. Biz Shore’da kaldık, hepimizi ücretsiz upgrade ettiler. Ayrıca, otel müşterilerine, 3 saatlik bisiklet kirası ücretsiz. Santa Monica otellerine buradan, West Hollywood otellerine de buradan bakabilirsiniz.

Son olarak, jetlag’i kontrol altına alabilmek için, uçağınızı akşam üzeri LA’e varacak şekilde ayarlayabilirseniz çok iyi olur. Otele yerleşip, güzel bir akşam yemeği ile açılışı yapıp, o gece düzgün uyuyabilirseniz, tamamsınız. Biz kendimizi bu şekilde ayarladığımız için programımızı aynen yazıyorum, zamanınıza göre kendi planınızı yapmak size kalmış.

1.Gün, Los Angeles’ta Akşam Yemeği ve Barlar

Saat 17.00 gibi Santa Monica’daki Shote Hotel’e varış.

Buradan Uber ile 20-30 dakikalık bir yolculukla, şu anda Los Angeles’ın en popüler bar/restoranlarından biri olan E.P. & L.P.’ye gidiyoruz (603 La Cienega Blvd, West Hollywood, CA 90069). EP/LP’nin ilk katı Asian/Fusion restoran, yemekler inanılmaz lezzetli! Rooftop ise hip hop eşliğinde kokteyllerinizi yudumlayabileceğiniz çok güzel ve modern bir bar.  Genel olarak çok süslenmeye gerek yok, burası spor, rahat ama trendy bir mekan.

 

EP/LP sonrası civardaki barları gezmenizi tavsiye ederim, bizim enerjimiz yalnızca iki mekana yetti ama tavsiye edebileceklerim;

LAUREL HARDWARE (7984 Santa Monica Blvd, West Hollywood)

Tarladan-masaya stili, sağlıklı yemekleri ve yaratıcı kokteylleri ile meşhur, popüler bir mekan.

MELROSE UMBRELLA CO (7465 Melrose Av)

Super trendy, klasik ve modern kokteylleri ile meşhur, küçük ama görmeye değer, değişik bir mekan.

RAINBOW BAR AND GRILL (9015 Sunset Blvd, West Hollywood)

1970 – 80’lerin efsanevi rock starlarının takıldığı, eski ama bence, rock/metal sevseniz de sevmeseniz de görmeniz gereken bir mekan. Enerjiniz kalırsa, hemen karşısındaki, River Phoenix’in 1993’te hayatını kaybettiği, 1995’te Jason Donovan’ın yine uyuşturucu komasına girdiği, 1993-2004 seneleri arası Johnny Depp’in sahip olduğu, fakat 2004’ten günümüze birçok kez el değiştirmiş meşhur THE VIPER ROOM’u da görebilirsiniz.

WOLFGANG PUCK BAR AND LOUNGE HOTEL BEL AIR (701 stone canyon road)

Woffgang Puck Bar & Lounge

Los Angeles’a gelip bir Hollywood glamour tecrübesi yaşamadan dönmeyelim derseniz; sakin, piyano eşliğinde içkilerinizi yudumlayacağınız bu mekana da uğrayabilirsiniz.

2.Gün Los Angeles’ta Kahvaltı, Öğlen Yemeği ve Turistlik

Sabah kalkıyoruz ve kahvaltı için Venice’e doğru yol alıyoruz, istikamet GJUSTA (320 Sunset Ave, Venice). Gjusta, artisan bir fırın / şarküteri /kafe. Hayatımda hiç bu kadar hengame bir yerde yemek yememiştim, ama her anına değer! İlk girdiğinizde, eğer oturacaksanız, duvardaki makineden sıra numarası alıp, sıranız geldiğinde siparişinizi veriyorsunuz. Kahvenizi baristadan aldıktan sonra dışarıdaki masalarda yer kapmaca oynamaya hazır olun. Yemeğiniz hazır olunca, garson isminizi bağırarak masaların arasında geziyor ve sizi buluyor, bol şans! Tam bir lokal Venice tecrübesi ve muhteşem bir kahvaltı için mutlaka gidin.Bana sonra teşekkür edebilirsiniz 🙂

 

Kahvaltıdan sonra VENICE CANAL WALKWAY’de turlamanızı öneririm. Tütün milyoneri Abbot Kinney 1905’te Venice bölgesini “Amerika’nın Venedik’i’’ yapmak istemiş ve bölgedeki lagünlere okyanustan sular taşınarak ve kanallar oluşturulmuş. O zamanlar gelen turistler bu kanallarda tıpkı İtalya Venedik’te olduğu gibi kayıklarla gezdiriliyormuş. İşte Venice bu şekilde doğmuş. Sonrasında kanallar eski önemini yitiriyor tabii ama bence yine de harika bir bölge. Kanallar etrafındaki muhteşem villaları da görebilirsiniz.

 

Gelmişken Abott Kinney Boulvard’da mutlaka gezin. Burası çeşitli restoran ve mağazaların olduğu uzun bir bulvar…dondurma molası için hayatımda duymadığım çeşitleri sunan SALT & STRAW, kahve molası için de INTELLIGENTSIA COFFEE öneriyorum.

 

Öğlen yemeği için biraz daha high-end takılmaya karar veriyor ve meşhur birilerini görme ümidiyle West Hollywood’a geçiyoruz, ilk durağımız CECCONI’S (8764 Melrose Avenue). Cecconi’s, eski Roman tarzı dekorasyonuyla çok şık bir İtalyan restoranı. Londra, New York ve Barcelona gibi şehirlerde de şubesi bulunmasına rağmen West Hollywood’daki bana çok daha özel göründü. Önünde sürekli park eden Lamborghini, Ferrari, Porsche…vs spor arabaların yanı sıra bu mekan Kardashian kardeşlerden Paris Hilton’a, Lionel Richie’den Selena Gomez’e, ünlülerin uğrak noktası. Biz kimseleri görmedik ama yine de insan izlemek için tavsiye ederim. Alternatif olarak birkaç blok ötedeki The Ivy West Hollywood’a da gidebilirsiniz.

 

Yemeğimizi yedikten sonra, West Hollywood’da bazı mağaza ve galerileri geziyoruz. N. Robertson Boulvard, Beverly Boulvard, Melrose Avenue ve Melrose Place favori caddelerim. Bu civarda, Leica Gallery Museum ve Pacific Design Center gezebilir, grafik t-shirtleri ile meşhur Lauren Moshi’den LA tarzi t-shirt ve kazaklar alabilirsiniz. Blogger ve tüm Instagrammer’larin favorisi olan Paul Smith’in pembe duvarları önünde fotoğraf da çekebilirsiniz 🙂

 

Biz bu turdan sonra otelimize dönüp akşam yemeği öncesi dinlenmeyi tercih ettik. Fakat Los Angeles’ın turistik taraflarını da görmek istiyorsanız, designer markalarının caddesi Rodeo Drive’a da geçebilir, oradan da 15-20 dk’lık bir taksi yolculuğu ile Hollywood Boulvard’a geçebilirsiniz. Hollywood Boulvard’da yerde unlu kişilerin adına yapılan yıldızların olduğu Hollywood Walk of Fame’de yürüyebilirsiniz. Eski adı Kodak Theater olan ama Kodak’ın iflasından sonra adı Dolby Theater olarak değişen, Oscar törenlerinin yapıldığı meşhur bina da burada. Gittiğinizde göreceksiniz ki, Hollywood aslında hiç öyle bizim tahmin ettiğimiz gibi ışıltılı bir yer değil, hatta akşam giderseniz dikkatli olun derim.

Akşam yemeği için şu anda Los Angeles’ın en revaçta olan mekanlarından CATCH’e gidiyoruz (8715 Melrose Ave, West Hollywood). Catch’in orjinali New York’ta ve Los Angeles’a yeni açılmış, dolayısıyla yer bulmak zor, önceden rezervasyon şart. Masal gibi girişi, rooftop terası ve kokteyl barı ile mekana girer girmez yüzünüzü güldürüyor. Menü, balık ve sushi ağırlıklı. Ben Kaliforniya’ya gelip sushi yemeden dönmek istememiştim ama dürüst olmak gerekirse yemeklerin fiyatı ve mekanın dekorasyonu ile orantılı olduğunu söyleyemem. Mekana 10, yemeklere 10 üzerinden 6.5 veriyorum.

 

Eğer Santa Monica’da kalıyor ve akşam daha sakin, lokal takılmak isterseniz, önerim kesinlikle CASSIA, SANTA MONICA (1314 7th St, Santa Monica, CA 90401). French-Asian mutfağı servis eden bu mekanda yemekler gerçekten çok lezzetli. Çok rahat, akşam yorgunluğunuzu atıp, ayni zamanda harika yemekler yiyebileceğiniz bir yer.

3. Gün, Los Angeles’ın En Unutulmaz Anları. Sörf, Paten, Okyanus ve Venice 

Sabah otelde kahvemizi içip hemen bisikletlerimize atlıyoruz. Benim için gezinin en unutulmaz anları…Santa Monica’dan Venice’e doğru okyanusun kenarındaki bisiklet yolundan ilerliyoruz. Bu yol üzerinde, okyanusa bakan muhteşem Kalifornia evlerini, koşuya çıkanları, reklamlarda ve filmlerde gördüğümüz meşhur skate park, paten yapanlar, film/reklam çekimleri, plajda çadırda yasayan evsizleri ve kaykayında sörfü ile gelen 7’den 70’e sörfçüleri görebilirsiniz.

 

Venice’de kahvaltı için, meşhur ROSE CAFE’ye geliyoruz (220 Rose Ave, Venice). Rose Café, loft tarzı, tam bir boho-chic California mekanı. Öğlen ve akşam yemekleri için organik salatalar, sebzeler ve farmer’s market balık ve et ürünleri yansıra, muhteşem bir kahvaltı ve brunch menusu var. Kahveler ve taze sıkım meyve/sebze suları da harika – en yeşil ve sağlıklı smoothie’yi içtim sanırım! Tavsiyem shaksuka, breakfast burrito ya da roasted brussels sprouts…nom nom nom!

 

Biz kahvaltı sonrası yine bisikletlerimizle otele dönüp, sonra da havaalanına gittik. Fakat vaktiniz varsa kesinlikle görmenizi tavsiye edeceğim 2 yer var:

  • GRIFFITH OBSERVATORY (LA Rasathane binası). Meşhur Hollywood yazısını ve Los Angeles kentini en güzel göreceğiniz yerlerden biri . Burası tüm Los Angeles’ı tepeden görüyor ve özellikle gece manzara muhteşem. Bu tepeden hem Hollywood yazısını arkanızda görebilir hem de şehre en güzel panaromik açılardan birinden bakabilirsiniz. Aynı zamanda uzay/cosmos sergilerini gezebilir, teleskoplar ile gezegenlere bakabilirsiniz. Ayrıca Samuel Oschin Planetarium’da, en son audio/visual ve dijital projector ile kurulmus olan kubbe şekildeki tiyatroda gökyüzü ve yıldız şovunu izleyebilirsiniz.
  • The GETTY MUSEUM. Yine Los Angeles’a tepeden bakabileceğiniz, muhteşem parkları ve sergileri ile, Los Angeles’a kadar gelmişken mutlaka görülmesi gereken bir yer.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: KIŞ GÜNEŞİ, İSTİKAMET BARBADOS

 

Bunları da sevebilirsiniz

Scroll Up