AFRİKA GEZ-GÖR

Uzaklar: Seyşel Adaları

Yeni okyanuslar keşfetmeye her zaman hazır olan biz, bu sefer keşfedilecek yeni yerlere doğru deniz yoluyla gidiyoruz. Hedefimiz Seyşel Adaları, Madagascar, Réunion, Mauritius.

“Kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret etmedikçe insan, yeni okyanuslar keşfedemez.”

                                                                                                             Andre Gide

Benim gibi, denizden ölesiye korkanlar için önce Gemi Seyahati “Cruising” hakkında bilgi edinmekte fayda var. Gemilerde yolculuk boyunca güvenlik için her türlü donanım mevcut. Doktor ve hemşirelerden kurulu sağlık ekibiyle beraber, gerekli tıbbi donanım bulunmakta.

Uluslararası standartlarda inşa edilen gemilerin, yine bu kurallar içinde periyodik bakımları yapılmakta.  En son teknolojiye sahip yön bulma teçhizatıyla da donatılan gemiler, A.B.D.’de bulunan, dünyanın en büyük Hava Durumu Bilgisayar Sistemi’ne bağlı. Böylece kötü hava şartlarında, gemiler o bölgeye girmeyecek şekilde başka bir rota üzerinden gidiyorlar. Bu bilgiyi ilk gemi yolculuğumuzda, gemide görevli bir Türk personelden aldığımda oldukça rahatlamıştım.

Yüzen lüks otellere benzetilen gemilerde, eğlence ve dinlence anlayışınıza uygun her türlü konfor ve aktiviteyi bulmak mümkün. Tüm aktiviteleri ve gemi dışındaki gezileri her gün için özetleyen (Bülten) programlar her akşam kabinlere dağıtılmakta. Buz pateni, tırmanma duvarı, voleybol, basketbol ve golf sahaları, fitness, aerobik gemideki aktivitelerden bazıları. Bunun dışında; güzellik salonları, masajlar, Aqua ya da Thalasso terapileri gibi olanaklardan yararlanılabilir.

Çok iyi şeflerin hazırladığı akşam yemeğinden sonra gece kulüplerine, casino’ya, kabare showlara, dans yarışmalarına, kokteyllere, partilere, sinema ve konserlere katılmak mümkün. Cruise yolculuğuna karar verirseniz çok  önceden rezervasyon yapmak ekonomik açıdan çok büyük fayda sağlıyor, bilginize.. Gemide, iç kabin yerine, en azından dış kabini tercih etmenizi öneririm.  Sadece dinlenmek ve uyumak için kalınıyor olsa da kabininizde bir cam olması ferahlık veriyor. Ayrıca gün ağarırken , geminin yeni bir ülkeye yanaşmasını izlemek heyacan verici. Gidilen ülkeler için gemi yönetimi tarafından hazırlanmış çeşitli ekstra tur seçenekleri var.  Ancak her gidilen yerde sekiz saat gibi kısa bir süre kalınabildiği için bu turlardan sadece birini seçme zorunluluğu var.  Yolculuğa çıkmadan önce ekstra turların içeriğini inceleyip, hangi turu alacağınız konusunda karar verip, ilk gün gemide rezervasyon yaptırmanız önemli çünkü bu turlar hemen doluyor.

 

Rotamız HİNT OKYANUSU MAURITIUS, SEYCHELLES ve MADAGASKAR olduğu için gitmeden önce yapacağımız ilk iş, Sarı Humma aşısı olmaktı. Sahara altı Afrika ülkeleri ve Amazon bölgesi için gerekli bir aşı. Ülkemizde yalnızca T.C. Sağlık Bakanlığı Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü’ne bağlı sınırlı sayıda aşı merkezinde yapılmakta bu aşı. O nedenle önceden randevu almak gerekiyor. İstanbul’dan Emirates Havayolları ile yaptığımız dört saatlik bir uçuş ile Dubai’ye ve altı saatlik bir uçuş sonrası Mauritius’a ulaştık. Buradan sonra Port Louis limanında demirli gemimiz, Costa Neo Romantica’ya ve ardından iki günlük gemi yolculuğundan sonra, sonunda Seychelles’in başkenti Victorya’ya,  Mahe adasına vardık.

SEYŞEL ADALARI

İngilizce  Seychelles, Creole dilinde Sesel ya da resmi adıyla Seyşeller Cumhuriyeti; Hint Okyanusu’nda, Afrika’nın doğusunda 115 ada, adacık, mercan, granit ada ve kayacıklardan oluşuyor.  Adaların en büyüğü başkent Victoria‘nın da üzerinde bulunduğu Mahe Adası. Diğer önemli adalar Preslin, La Digue, Silhoutte ve Prid adaları. Nüfusun etnik yapısını Creoller meydana getiriyor. Creolle; Fransız, İspanyol, Asyalı ve Afrikalı insanların birbirleriyle kaynaşması neticesi meydana gelen melez insanlara deniliyor.

Adalılar Afrikalı, Hintli, Çinli ve Batılıların kültürüne sahipler. Buraya yüzlerce yıl önce gelmişler. Örneğin Çinlilerin çoğunun dedeleri, hatta onlardan önceki ataları dahi burada doğmuşlar. Adaların Portekizliler tarafından bulunup, Fransızlar tarafından işgal edilip sonra da Büyük Britanya Krallığı’nın yönetimine girmesi  nedeniyle konuşulan diller; İngilizce, Fransızca ve Fransızcanın değişik bir şekli olan Creole dili. Uzun yolculuk sonrası, dünyanın en küçük başkenti Victoria’yı keşfimize rehber eşliğinde başlıyoruz.

Önce saat kulesi, Ulusal Kütüphane ve çok canlı rengarenk bir pazar (Sir Selwyn Clark) geziyoruz önce. Sonra aracımıza binerek adanın en güzel plajlarından biri olan Mahe-Beau Vallon plajına giderek yüzme ve kahve molası veriyoruz. En güzel gün batımını burada seyredebilirsiniz.

 

Victoria Botanik bahçesinde Mahe adasının doğal bitki örtüsünü, dev kaplumbağaları, daha önce görmediğimiz ağaç türlerini izliyoruz. Seyşel’in sembolü olan, afrodizyak olduğuna inanılan Coco de Mer ağacının ömrünün 200-400 yıl olduğunu söylüyor rehberimiz. Erkek Coco de Mer  ağaçlarında 15-20 cm. çapında ve 1 metre uzunluğunda bir sap çıkıyor ve üzerinde sarı çiçekler bulunuyor. Dişi ağaçlar meyve (Tohum) veriyorlar. Ağacın meyvesi 7 yılda oluşuyor. Tek bir meyve 350-400 Euro’ya satılıyor. Yurt dışına çıkarılması kesinlikle yasak.

Unesco’nun  Dünya Mirası listesine koyduğu bu Coco de Mer ormanı, bu ağaçları doğal ortamında görebileceğiniz yer, Vallee de Mai. San Souci yolu boyunca yürümeye devam edilerek Mission Lodge’a ulaşılıyor. Burası, özgür bırakılan köle çocukların okulunun kalıntılarının olduğu yer.  Adanın en güzel manzarası buradan izlenmekte.  Victoria’ya dönüşte kolonyal tarzda ki evler, çeşitli coconut objeler, deniz kabuğundan takılar, küçük model gemiler, resimler sergilenen tarihi bir galeriyi gezme fırsatımız oldu.

 

Sahilinde kocaman granit kayaları, tertemiz denizi ve uzun kumsalları olan, Seyşel’in en güzel plajlarından biri olan Takamaka plajına gitmek üzere bir halk otobüsüne biniyoruz bu kez. Çünkü biliyoruz ki, bir yeri en iyi tanımanın yolu halkın arasına  karışmaktır. Otobüsleri çok hızlı kullanıyorlar ve çok korktuğumuzu söylemeliyim!

Ertesi gün La Dique Adası’na gitmek üzere limanda konuşup anlaştığımız bir tekneyle yola çıkıyoruz. Tekne seçiminde çok dikkatli olmanızda fayda var çünkü 25-30 kişilik bir tekneye çok daha fazla sayıda yolcu bindiriyorlar ve bir de kötü havaya rastladıysanız bir saatten fazla süren deniz yolculuğu ecel terleri dökmenize sebep olabilir! Böyle kötü bir tecrübe yaşadık. Ladik Adası’nın dinlendirici ve zamanı unutturacak güzellikteki ortamı bize yaşadığımız stresi anında unutturdu.

Adada hiç araç yok. Sadece turistlere adayı gezdirecek yerel araçlar bulunmakta. Burada kolonyal evleri, Coconut ağacından coconut yağının nasıl elde edildiğini ve Seyşeller’in dev kaplumbağalarını gözlemliyoruz. Daha sonra Anse Source D’argent plajına giderek dev granit kayaları görüyor ve Preslin Adası‘na yola çıkıyoruz.

Preslin Adası Victoria’nın kuzey doğusunda ve 40 km. uzaklıktaki takım adalar içinde en büyük ikinci ada. Teknemiz St. Ann’e yanaştıktan sonra bir minivanla Vallee Mai’ye, rehber eşliğinde bir saat yürüyerek adanın merkezine geldiğimizde Vallee Mai’nin güzelliği ile büyüleniyoruz. Burası ender rastlanan bir flora ve fauna sahip. Bunlardan biri daha önce bahsettiğim Şeyşeller’in sembolü Coco de Mar ağaçları. Siyah papağan ve ender rastlanan kuşlar ise diğerleri.. Ancak Preslin Adası’ndan ayrılma zamanı çünkü Mahe-Victoria’ya ve gemimize dönüş vakti.

KISA KISA NOTLAR

  • Victoria’da gece ara sokaklar ve sahil bölgesi tehlikeli.
  • En güzel gün batımı Beau Vallon koyunda izleniyor. Victorio’dan uzaklığı 3 kilometre. 30 dk.’da bir otobüs var (5 Rupi). Çok sayıda restoranlar var. Pizzacı Boabab ve La Fontaine (Balık çorbası), deniz ürünleri, La Place ve Boat House
  • Bir şeyler içmek için saat kulesinin bulunduğu dört yolda Radezvou Restoran ve Independence Caddesi’ndeki Prates Arms öneriliyor.
  • Plajlarda köpek balığı saldırısına karşı dikkatli olmak gerek. (Daha önce olmuş)
  • Victoria’nın en güzel plajı Anse Takamaka
  • En güzel Hint Okyanusu manzarası Morne Blanc tepesi (995 mt.yükseklikte)
  • Victoria Balık Pazarı yanındaki restoranda kalamar, ahtapot, yengeç, ıstakoz, baby ahtapot yenilebilir.
  • Rahat yürüyüş ayakkabısı, mayo, terlik, güneş gözlüğü dışında yanınıza almanız gereken en önemli şey sivrisinek ilacı. Açıkta kalan bölgelerinize sıkmadan dolaşmanız imkansız.
  • Temmuz-Ağustos en kuru mevsim. Kasım-Şubat ayları arası Muson yağmurlarının etkisinde. Önerilen en uygun aylar Nisan-Mayıs ile Ekim-Kasım ayları. Ekim ayından Mart ayına kadar geçen dönemde deniz gayet sakin. Eğer “Wet Season -Islak Mevsim” olarak nitelendirilen yağışlı mevsimde gidecekseniz, kısa süreli ancak şiddetli yağışlar için yanınızda bir yağmurluk ve küçük bir şemsiye bulundurmanızda fayda var.

Bu arada Seyşeller’e gidip, Muson yağmurları nedeniyle o muhteşem denizlere bizim gibi hiç giremeden gidip geri dönen başkaları var mıdır merak ediyorum! Bir sonraki yazı Madagaskar için beklemede kalın 🙂

Bunları da sevebilirsiniz

Scroll Up