GEZ-GÖR ÖNE ÇIKANLAR SEYAHAT

Yeni Başlayanlar İçin Singapur ve 3 Günde Görülmesi Gereken Yerler

Singapur ’da Türkçe konuşma duymak veya Türk’e rastlamak alışıldık bir durum değil. Çok nadir de olsa buralarda bir Türk’ten haber almak nasıl da mutlu ediyor anlatamam. Gitmesek de görmesek de orda bir hemşeri var, hem de yakında! Demem o ki, bu yazının amacı Singapur’da Türk ayak izini arttırmak. İlk röportajdakini biraz değiştirelim: “Buralar çok yeşil, gelsenize:)”

Ben neden mi buradayım? Buraya Tıklayın 🙂

Bence her gezginin kendine has bir tarzı oluyor ve rotasını beklentilerini karşılayacak şekilde oluşturuyor. Buna ek olarak ayrılan zaman ve bütçe de tüm planları değiştirebiliyor. Ben tüm bu değişkenleri sabitleyerek, planımı en genel haliyle sizlere sunuyorum. Bakarsınız farklı bir yazıda detaylara da gireriz 😉

Madem zaman ve bütçe en belirleyici faktörler, oradan başlayalım.

Singapur’da Kaç Gün Kalmak Gerekir?

Singapur çevresindeki Asya ülkelerine kıyasla çok küçük ve çok pahalı. O sebeple benim önerim kısa ama dolu dolu bir planla başlamanız. Buraya 3 gün ayırabilirseniz tadını büyük ölçüde alırsınız. Ulaşım kolaylığı nedeniyle öncesi veya sonrasına farklı bir (veya birden fazla) Asya ülkesi eklemek de seyahatinizi renklendirecektir.

Singapur’a Ne Zaman Gitmeli?

Henüz yarı yılını tamamlamış biri olarak bu kısımda hata yapabilirim 🙂 Hem de söylenene göre Singapur’un en soğuk günlerini görmüşken. Sıcaklığın geceleri 20-21 dereceye düştüğü oldu, düşünebiliyor musunuz!? Tropik iklim sebebiyle burada mevsimler yağışlı ve yağışsız dönem olarak ikiye ayrılıyor. Ama bence seyahatinizi yağışa göre değil de ilgi alanınıza giren bir festivale göre belirleyin. Örneğin Japonya’nın meşhur sakura mevsimi buraları da etkiledi, baharı karşılama bahanesiyle şimdilerde tüm şehri festival havasına soktu bile. Festival takvimi için: http://www.singaporetravelhub.com/events/

Singapur’da Ne Kadar Harcarım?

Singapur’a ulaşım ve konaklama kısmı size kalmış. İkonik Marina Bay Sands Otel’den Geylang bölgesindeki hostellere kadar her gezgine hitap edebilecek çokça seçenek var. Geri kalan için 2 kişi günde ortalama 100$ ayırırsanız yeterli olur. Tabi bu bütçeyi tutturmak için birkaç ipucu gelecek. Yeni yazıları takipte kalın!

Gelelim rotaya. Heryer birbirine yakın dense de özellikle gün içinde yüksek nem ve sıcaklık yürümeyi zorlaştırabiliyor. Ben de en çok görülmesi gereken yerleri grupladım aslında. Siz kendinize göre gün sıralamasını değiştirebilirsiniz.

1.Gün

Botanic Gardens + Orchard + Clarke Quay

Benim Singapur’da ortaya çıkan değişik özelliklerim oldu veya Singapur’da kendimi keşfettim diyeyim biraz daha havalı olsun 🙂  Biraz boş vaktim olduğundan olduğunda sıkça park geziyorum ben burada. Haritadan bakıp yeşil bulduğum yere yollanıyorum. Yasaklı bölge çıkıp giremediğim de oldu ama genelde çok temiz ve düzenli parklar çıkıyor karşıma. Botanik bahçeleri de bunların en turistik, en organize olanı diyebilirim. İçinde bir de orkide bahçeleri var ki evde açsın diye gözünün içine baktığımız orkideleri utandırır. Bu sebeple güne Botanik bahçelerinde başlamayı öneriyorum.

Botanik bahçeleri giriş: Ücretsiz | Orkide bahçeleri giriş: Yetişkin 5S$, öğrenci 1S$

Botanik bahçelerini dilediğiniz gibi gezdikten sonra Tanglin kapısından çıkarsanız yaklaşık 1-1,5km sonra Orchard Caddesine ulaşabilirsiniz. Güneşli veya yağışlı bir havaya denk gelmedikçe yürüyebilirsiniz fakat toplu taşıma kullanmak isterseniz de en kolayı otobüs olur. Orchard caddesi genelde İstanbul Bağdat caddesine benzetiliyor ki evet, benzerlikleri çok. Sağlı sollu dünya markalarının mağazalarının bulunduğu trafiğe açık ama iki taraflı geniş kaldırımlarıyla yaya trafiğinin de araçlarla yarıştığı alışveriş caddesi. Bireysel mağazalara ek olarak birbirine yer altından bağlı avm’ler de yaya trafiğinin bir kısmını yer altına taşıyor. Benim gibi alışverişçi değilseniz bile Orchard’ı es geçmeyin derim. Çünkü şehirdeki festival havası Orchard üzerine hemen yansır. Süslemeler, sokak şovları, hiç olmazsa dev ağaçların ev sahipliği yaptığı kuşların cıvıltısıyla Singapur’a kendinizi kaptırırsınız. Orchard üzerinde bulunan çokça kafe restoran var, öğle molasını burada verebilirsiniz. Orchard’ın görülesi kısmı boydan boya yaklaşık 2km. Tanglin tarafından başladığınızı düşünürsek Istana Park gibi artık mağazalar bitiyor, cadde sadeleşiyor.

Akşam için rotamızı Clarke Quay’e yani tarihi nehir kıyısına çeviriyoruz. Yine toplu taşıma ve taksi alternatiflerini bir kenara koyarsak Fort Canning Park’ın içinden keyifli bir yürüyüşle (yaklaşık 1,2km önce tırmanış, sonra iniş) nehrin kenarına varabilirsiniz. Clark Quay adı üstünde iskele, bot turuna katılmak isterseniz hemen bilet kuyruğuna!  Bana göre burası nehre yansıyan ışıklar ve sesler demek. Etrafındaki kafe restoranlardan, üzerindeki botlardan, Clarke Quay bölgesinin üstünü kaplayan devasa yapıdan bile renk renk ışıklar yansıyor nehre. İnsanlar yemek yiyor, şarkı söylüyor, gülüyor, eğleniyor etrafta.

1.Günün Bonusu: Robertson Quay

Clarke Quay onca rengin ve kalabalığın getirisi olarak oldukça turistik bir bölge. Biz özellikle yemek için daha sakin Robertson Quay bölgesini tercih ediyoruz. Nehrin kenarından 700-800 metre yürüdüğünüzde ulaşıyorsunuz diyeceğim ama yürüyecek hal mi kaldı derseniz, siz de haklısınız 🙂

2.Gün

Arab Street + Marina + Gardens By The Bay

Singapur’da çokça Müslüman yaşıyor. Bu sebeple sıkça cami görmek mümkün. Sultan Camisi de camilerin en popüleri ve göz alıcısı işte. Bulunduğu bölge Arab Street, tahmin edilebileceği gibi Müslümanların yoğun olduğu bir bölge. Hatta birkaç Türk restoranı da var. Fakat çok turistik göründüklerinden biz hiçbirine gitmedik:) Arab street’in hemen yanındaki akşamları araç trafiğine kapanıp iyice hareketlenen Haji Lane de Singapur’un en renkli sokağı olabilir. Renk renk duvarlar, yaratıcı grafitiler ve sevimli kafeler…

Arap Street ve çevresini gördükten sonra 2-2,5 km yürüyüş ile marina bölgesine varıyoruz. Yürüyemem diyenler için yine otobüs en doğru seçenek. Fakat ben yürümeyi öneriyorum. Çünkü tam da şehrin kalbinden geçiyor olacaksınız. Tarihi Raffles otel, ulusal kütüphane, keyifli bir öğle yemeği molası için Chijmes hep yolunuz üzerinde olacak.

Marina bölgesine ulaştıktan sonra günün geri kalanı Singapur denince ilk akla gelen Marina Bay Sands otelin çevresinde geçecek. Gündüzü karşıda geçirip akşama doğru Gardens By The Bay’e (otelin arkasında kalan bahçeler) geçmek mantıklı oluyor. Önce bahçe geziliyor sonra da birbirine yakın 2 ayrı ışık ve müzik şovu izlenebiliyor.

Garden rhapsody | Yer: Supertree Groove | Zaman: Her gün 19:45, 20:45 | Ücretsiz

Spectra | Yer: Marina Bay Sands AVM önü  | Zaman: Her gün 20:00, 21:00, hafta sonları 22:00 | Ücretsiz

Gardens By The Bay’in alanı gerçekten çok geniş ve içinde görülecek birçok yer var. Bahçelere giriş ücretsiz olsa da bazı kısımlara girişler biletli ve zaman zaman uzun bilet kuyrukları oluşabiliyor. Bunlardan en popülerleri Flower Dome, Cloud Forest ve Skyway. Ziyaretinizi önden planlamak için: https://www.gardensbythebay.com.sg/en.html

Marina gündüz ayrı, akşam ayrı güzel. Doğudan ayrı, batıdan ayrı güzel. O yüzden boydan boya görülmeli bence. Yorulursanız manzaraya karşı keyif yapabileceğiniz kafe ve restoranlar var. Hiç olmadı Starbucks var:) Singapur’un simgesi aslan kafalı deniz kızı Merlion da marinanın görülmezse olmazlarından.

2.Günün Bonusu:  Esplanade

Marina’da benim en sevdiğim yer Esplanade. Buralarda çok sevilen, ama kokusundan yanına yaklaşılamayan durian meyvesinden ilham alınarak tasarlanmış bir bina. “Sanat herkes içindir” felsefesiyle oluşturulmuş bir performans merkezi. Hem de etkinliklerin birçoğu ücretsiz. Açık hava sahnesinde performans olan bir güne denk gelirseniz dinlenme molanızı burada vermenizi öneririm. Etkinlik takvimi için: https://www.esplanade.com/

3.Gün

China Town (Tanjong Pagar)+ Sentosa

Uzak Doğu’ya gelip de tapınak görmeden dönülür mü? Her ne kadar Singapur Uzak Doğu’nun batıya en entegre bölgesi olsa da burada da China Town ve Little India bölgeleri Çinli ve Hintlilerin yaşayış tarzlarını yansıtıyor. Tanjong Pagar yeme-içme ve sosyalleşme için de çok güzel bir bölge ama benim önerim günün ilk noktası olarak Buddha Tooth Relic tapınağını ziyaret etmek olacak. 2007’de inşa edilmiş. Tarihi bir tapınak olmamasına rağmen tam bir kültürel durak. Giriş katı tapınak, üst katlar müze, çatıda da küçük bir bahçesi bile var 🙂

Günün ikinci durağı okyanus aşırı. O sebeple burada yürümeyi değil toplu taşıma kullanmayı önereceğim. Harbour front’a gelmek için yine otobüs en hızlı ve konforlu yolculuğu sağlar. Direk Sentosa’ya geçen otobüsler olsa da ben giderken yürümeyi, dönüşte yorgunlukla havaraya binmeyi öneriyorum.

Sentosa Singapur’a köprüyle bağlı bir ada, hatta eğlence merkezi. Aralarında Universal Studios’un da bulunduğu farklı aktivite merkezleri, oteller, plajlar bu adada. Plaj dediğimde aklınızda ipek kum üzerinde eğilmiş palmiyeler geldi değil mi? Aynen öyle, ama her şey orada bitiyor. Adada az sayıda denize gireni görseniz de, sanayi adası Jurong’da tüten bacaları fark ettiğiniz an ayaklarınız geri gidiyor maalesef.

Günün geri kalanını zevkinize göre aktivitelerle adada geçirmenizi öneririm ben. Her yaşa, her bütçeye uygun birçok alternatif var. Adaya geçtikten sonra bölgeler arası ulaşım için havaray, sahil hattında dolaşmak içinse servisler ücretsiz. Benim ada içi ücretsiz aktivitelerden oluşan rota önerim aşağıda. Gerisini sizin eğlence anlayışınız şekillendirecek.

Fort Siloso -> Siloso Plajı -> Palawan Plajı -> Palawan adası (Asya kıtasının en güney ucu) -> Sentosa Merlion -> Crane Dance su ve ışık gösterisi

Crane Dance | Yer: Adanın ana karaya bakan kenarı | Zaman: Her gün 20:00 | Ücretsiz

Çocuklu aileler için ek: Palawan korsan gemisi ve amfi tiyatroda hayvanlarla buluşma

3. Günün Bonusu: Sri Mariamman ve Thian Hock Keng Tapınağı

Buddha Tooth Relic Temple beni kesmedi, dahası yok mu diyenlere önerebileceğim aynı bölgede iki tapınak daha var. Öncelikle Sri Mariamman’ı görmenizi öneririm. Çünkü burası Hindu tapınağı ve diğerinden çok farklı. Hindu tapınaklarındaki genel kuralı hatırlatalım, ayakkabı ile giriş yasak! Diğeri Thian Hock Keng tapınağı ise yine bir Çin tapınağı olmasına rağmen çok daha eski, tarihi ve mistik bir yer.

3 günlük planın ardından dönüşte de Changi Havalimanına mutlaka zaman ayırılmalı. Changi sadece bir havalimanı değil, yaşam merkezi bence. Beni de Singapur’a ilk tanıştıran, hayran bırakan yer…Hatta Singapur’a uğrayamadım, Changi’den transit geçtim diye üzülmeyin. Bekleme süresini yeterli bırakırsanız Changi’de geçirdiğiniz zaman sizi Singapur’a yeniden çağıracaktır.

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: TAYLAND KOH PHI PHI ADASINDA NELER YAPILIR?

Kapak Foto: Peter Nguyen

Bunları da sevebilirsiniz

Scroll Up