AVRUPA GEZ-GÖR KEŞFET

Awakenıngs Festıval: En İyi Tekno Festivali

Senelerini tekno dinleyerek geçirmiş, kendini çalma hevesine hiç kaptırmadan, acımasızca müziği ve çalanlarını eleştirmiş bir insanım. ‘Müzik ne dinlersin?’ sorusu benim için cevabını çok kolay verdiğim bir sorudur ‘tekno’. Tekno dediğiniz müzik tek cins değildir; hızlısı, yavaşı, serti, çok gürültülüsü, çok sakini, çok derini, şöylesi, böylesi, Detroitlisi  bir sürü cinsi vardır. Kısaca tekno, yelpazesi geniş bir müziktir. Teknoların her cinsini tek bir festivalde yakalayabileceğiniz bir yer vardır, adı da Awakenings Festival’dir.

Sabah 11’de başlar, 23’te biter ve tadı damağınızda kalır. 2008-2015 yılları arasında sektirmeden gittim. Bu dünya güzeli festival her sene Haziran ayının son hafta sonunda Amsterdam’ın hemen dışında Spaarnwoude’de yapılır. Gitmesi kendi çapında biraz dertli gelebilir ama o da bu ritüelin bir parçasıdır. İlk önce Amsterdam’dan trene binersiniz ve iki durak sonra Sloterdijk’da inersiniz. Daha sonra, önceden aldığınız otobüs biletiyle sizin gibi tekno aşkıyla yanıp tutuşan insanlarla beraber festivale 10 dakikalık bir otobüs yolculuğu yaparsınız. Otobüsten indiğinizde festival alanına yürümeniz gerekir. Hatırlıyorum ilk gittiğimiz sene ‘bu ne ya? Bir de yürüyecek miyiz buradan? Zaten otobüsle geldik! Önünde bıraksanıza!’ diye söylenmiştim kendi kendime. Sinirimden değil, esas kıl oluşum festivalde zaten yorulacağımızı sandığımdan, bir de önden bu kadar yürüyüp enerji harcamak istemememdi. E tabi ilk defa gidiyoruz, bilmiyordum ki içeri girince lunaparka ilk defa gelmiş, arkadaşlarının yanına koşan bir çocuğa bürüneceğimi! Ayrıca genelde orman içinden tertemiz bir havada, çok güzel bir yoldan yürürsün. Genelde diyorum çünkü iki kere kumdan yürütmüşlerdi! Otobüsten ilk indiğinde etrafta in cin top oynasa da festival alanına yaklaştıkça güm güm güm diye teknonun sesi yavaş yavaş gelmeye başlar ve yüzün güler. Taksi, araba opsiyonları da vardır tabii, kendimi bazen sorgulamışımdır ‘neden otobüs?’ diye ama insanlarla yüz göz olmayı severdim. Senelerce gittim kıl eden sadece bir kişi hatırlıyorum otobüste. Gişede sıra falan olmaz, 3-5 dakika sıra ya beklersin ya beklemezsin, hop içerdesin. Kapıda zaten bilet olmaz, biletler festivale aylar kala piyasaya çıkar ve tükenir.

İçeri girdiğinde yapacağın ilk iş içki için jeton/token almak  olmalıdır çünkü cebinizdeki Euro’larla içki almanız diye bir şey söz konusu olmaz. İçeri girin, para merhumunu yitirin ve jetonlarla takılın. Yalnız unutmayın ve hazırlıklı olun ki hep hesapladığınızdan daha fazla harcayacaksınız, kesin! O jeton merkezine sarhoşken bir kere daha gidilecek ve gereğinden fazla jeton alınacak ve festival bitecek, jetonlar bitmeyecek!

Evet simdi de gelelim Awakenings’in asıl olayı olan teknoya:

2014 yılına kadar Awakenings bir günlük bir festivaldi, sabah başlar aksam biterdi. 14, 15, 16’da ise bu kural değişti ve festival 2 günlük oldu ama günün formatı değişmedi. Yine sabah 11’de başla akşam 11’de bitir ve ertesi gün tekrar git. 8 arenadan oluşan ve her birinde yukarıda saydığım teknonun her cinsini yakalayabileceğiniz, ne seviyorsanız veya aklınızda ‘şunu da dinleyeyim’ dediğiniz kim varsa bulabileceğiniz bir festivaldir. Politik oyunların da perde arkasında döndüğüne şahit oldum. Örneğin, bazı DJ’ler senelerce line up’a alınmadığı halde, Awakenings’in büyük bir holdinge satılmasıyla aynı DJ’ler iki gün üst üste çalabildiler.  Sven Vath mesela bu olayın en güzel örneğidir. Bahsettiğim 8 arenanın 2-3 tanesi genelde açık olur ve diğerleri kapalı çadırlardan oluşur. Fakat bu çadırlar da bir hayli büyüktür, içeride 5- 6 bin kişi oluyordur sanırım. Havanın nasıl olduğu hangi arenaya gitmeniz gerektiği konusunda pek önemli değildir çünkü zaten oraya diğer 44999 kişi gibi tekno dinlemeye gitmişsinizdir. Yağmur, çamur ya da sıcak pek bir etken olmaz! Havanın yağmurlu veya güneşli olma ihtimali yarı yarıyadır. Başka bir tavsiye; gününüzü mutlaka önceden planlayın! Seçenek çok ve dinlemek, yakalamak isteyeceğiniz bir sürü isim olacaktır ama bir de yeni keşfedeceğiniz isimler olacak ve onları bir arenadan diğerine koşarken duyup takılacaksınız. Böylece önceden planladığınız halde bile kaçıracağınız DJ”ler olacak  ama bu da sorun değil çünkü yeni birini keşfetmişsinizdir!

Otobüsten indikten sonra yürürken sesi yavaş yavaş duymaya başlarsınız dedim, bir arenadan öbürüne giderken bir Dj’e takılırısınız da dedim. O zaman, o ses sisteminin üzerinden de inceden geçeyim. Açık alanlarda ses, sahnenin büyüklüğüne göre dev ve daha az dev olarak ikiye ayrılıyor diyebilirim. Bir de küçük bir açık alan var ki o da 2000 kişilik kadar. Orası en küçük ses sistemi olan yer. Çadırlarda ise ses, içerinin ne kadar dolu olup olmamasına göre değişir. İçerisi çok dolu değilse çadırın ortasından geriye doğru gidince ses biraz tırtlıyor, o yüzden önlere marş marş! Eğer çadır full doluysa kendinize her hangi bir yer edinin ama bence en ortası en kral yerdir. En büyük açık hava arenasında da ortalarda olun derim, en öne gideceğim derseniz kulağınızı elinize almamak için bir tıpa falan olsun yanınızda.

İnsanlar! O güzel insanlar! Herkes mi güler?! Hiç kavgaya şahit olmadım, herkesin birbirine saygısı sevgisi böyle bir festivalde olabilecek en yüksek noktada. Ha bir de kimse sırayı bozmuyor, medeniyet dedikleri! Hava kötü olur, güneşli olur herkes rengarenk parti kıyafetini giyer gelir, sıcakta yelpazelerini paylaşır. Rocky Balboa gibi havlusunu boynuna sarmış sert dansçılar da vardır çünkü o kadar çok dans edip terlersiniz ki o havluya ihtiyacınız olur. Yağmur varsa kesinlikle yağmur botlarını, çiçekli yıldızlı plastik çizmeleri eksik etmeyin, çok sevdiğim bir arkadaşım cillop gibi Air Jordan 6’sını rezil etti. Ayrıca yağmurluk, plastik panço ve şemsiye de ihtiyacınız olabilecek kıyafetler arasındadır.

Çanta taşımak istemezseniz festival girişinde 5 Euro’ya kiralayabileceğiniz dolaplar bulunur. Bu dolaplar biraz küçük ama yine de iş görüyor. Acıkırsanız yemek yiyebilirsiniz, genellikle hot dog, hamburger ve patates büfeleri bulunuyor. Yemek konusunda pek yorum yapamayacağım ama içkisi iyidir bol biralı, votkalı. Açıkçası tuvaletler temiz değil ama fazladır ve sıra olmaz.

Eğer kendinizi bir sabahtan akşama kadar teknoya vermek istiyorsanız bunu yapabileceğiniz en güzel festival Awakenings’dir. Tekno sevmiyorsanız hiç denemeyin bile! Neden bahsettiğimi daha iyi anlayabilmenize yardımcı olması için aşağıda bu sene çalanları alfabetik olarak sıralıyorum.

Abstract Division & Tim Wolff

Adriatique

Adam Beyer

Agoria

Alan Fitzpatrick

Albert van Abbe

Alle Farben

AnD

andhim

Apollonia

Awanto 3

Bart Skils

Ben Klock

Ben Klock & Marcel Dettmann

Bicep

Bram Fidder

Carlo Reutz

Chris Liebing

Clouds (live)

Damian Lazarus

Dave Clarke

Dave Clarke & DJ Bone

Dax J

De Sluwe Vos

Dense&Pika

Dixon

DJ Red

DVS1

Edge of Motion

Extrawelt (live)

Fabio Florido

Fatima Hajji

Florinsz Janvier

Gabriel Ananda&Dominik Eulberg

Gaiser (live)

Gui Boratto (live)

Haeken

Henrik Schwarz (live)

Hito

Ida Engberg

Jackmaster

Jeff Mills

Jeff Rushin

Job Jobse

Joran van Pol

Joris Delacroix&The Avener (dj set)

Joris Voorn

Joseph Capriati

Karenn (Blawan & Pariah) (live)

KiNK (live)

Kollektiv Turmstrasse (live)

Kölsch

Len Faki

Loco Dice

Maceo Plex

Marcel Dettmann

Marco Carola

Markantonio & Luigi Madonna

Matador (live)

Maya Jane Coles

Melon

Michel de Hey & Ici Sans Merci

Mind Against

Monkey Safari

Nicole Moudaber & Victor Calderone

Nina Kraviz

Nina Kraviz&Exos

Noir (with Hayze live)

Oliver Koletzki

Oliver Schories (live)

Oscar Mulero

Paco Osuna

Pan-Pot

PETDuo

Prunk

Recondite (live)

Reinier Zonneveld (live)

Ricardo Villalobos

Richie Hawtin

Robag Wruhme

Rødhåd

Rødhåd&Alex.Do

Sam Paganini

Schwarzmann (Henrik Schwarz & Âme) (live) Scuba&Boddika

Secret Cinema (live) & Egbert (live)

Sonja Moonear

Speedy J

Stephan Bodzin (live)

Stranger

Sven Väth

The Advent (live) & Industrialyzer (live)

Voices from the Lake (live)

Vril (live)

William Kouam Djoko

Bunları da sevebilirsiniz

Scroll Up