İLHAM VEREN HİKAYELER YURTDIŞI GÜNLÜKLERİ & GEZGİNLER

Yurt Dışı Günlükleri: Dublin’de Yaşamak

Uzun bir aradan sonra yurt dışında yaşamak serisinde Dublin’deyiz! Yıllar önce aynı ajansta çalışma şansım olan sevgili Esra ile Dublin’de yaşamı, iyi ve zor taraflarını, eğitim ve sağlık sistemi gibi bir çok konuyu konuştuk.

Esra merhaba, öncelikle biraz kendinden bahseder misin? 

Merhaba Ezgi, 2,5 yıldır İrlanda’nın başkenti Dublin’de yaşıyorum ve bir teknoloji şirketinde bilişim hukuku alanında çalışıyorum. Öncesinde İstanbul’da yaşıyordum ve uzun yıllardır pazarlama iletişimi alanında çalışıyordum. Evliyim, yaklaşık 4 yaşında bir oğlum ve kurucu ortağı olduğum STK’laşmaya çalışan bir sosyal medya platformum var 🙂

İrlanda’ya taşınma kararınız nasıl ortaya çıktı? Neden Dublin’i seçtiniz?

Eşim inşaat mühendisi ve çalıştığı şirket içerisinde, Dublin ofisinde ona uygun bir pozisyon açıldı ve biz de, o esnada 1 yaşında olan bebeğimizle beraber, ailece taşınmak için iyi bir yer olabileceğini düşündük. 

Daha önce hiç Dublin’e gitmiş miydin peki?

Hayır, ilk kez Ağustos 2017’de, tek yön bilet alıp, 7 adet bavulla taşınarak geldiğimizde gördüm Dublin’i ama gelmeden önce hakkında epey okumuştum.

İlk taşındığınızda nasıl hissettin? Rahatlamış? Yalnız? Huzurlu? Endişeli?

Galiba hepsi bir arada ama çoğunlukla heyecanlı. Ayrıca ev bulmak, oturum izni almak, sigorta başlamak  gibi halletmemiz gereken bolca prosedürel işlem olduğu için de biraz gergin olduğumu hatırlıyorum. Yine de ilk aylar biraz turist gibi geçmişti, her farklı şey çok yeni ve cazip gelmişti, sanki buradaki her farklı şeyi “dönünce” birilerine anlatmak için anı biriktiriyor gibiydim. Zaman geçip de dönmeyeceğimizi,  artık buranın yeni evimiz olduğunu anlayınca o heyecan azaldı ama yerini başka dingin hisler ve motivasyonlar aldı.

Peki ilk aşamada seni en çok zorlayan şeyler neler oldu?

İrlanda havası hiçbir zaman çok soğuk ve çok sıcak olmayan, yağmurun da gelip geçtiği, sadece sürekli rüzgarlı bir hava. Gelmeden önce hava durumunun beni zorlayacağını düşünmüştüm ama pek öyle olmadı. Anadolu mutfağını çok aradım, hala özlüyorum ama kısa süre sonra yeni mutfaklara ve elimdekiyle yetinmeye de alıştım diyebilirim.

Havalar ve suları bir kenara bırakacak olursak, 10 yıllık iş hayatının ardından, bebeğimle baş başa vakit geçirecek olmak bana önceleri çok cazip gelse de (hatta arkadaşlarla aramızda kariyer hedefimiz expat wife olmak diye şakalaşırdık) kısa süre sonra çalışmayı çok özledim, kendime yeni bir kimlik inşa etmekte zorlandım, 7/24 annelik yaparken hem fizyolojik hem psikolojik olarak yorulduğumu itiraf etmeliyim. Şu an geriye dönüp bakınca iyi ki o 2 yılı bebeğimle geçirmişim diyorum ama o yılların içinden geçerken biraz yıprandığımı söyleyebilirim.

Dublin’de hiç çevreniz, arkadaşlarınız ya da tanıdığınız Türkler var mı? 

Gelmeden önce Göçmen Anneler grubu veya diğer sosyal platformlar üzerinden birkaç kişi ile tanışmıştık. Geldikten sonra kısa zamanda çok yakın bir arkadaş grubumuz oldu. Bütün eski dostlarından ve ailesinden uzak olunca insan, dost olabileceği insanlarla çok daha çabuk yakınlaşıyor, çünkü birbirinizle empati kurmak oldukça kolay oluyor. Yeni bir ülkedeki yakın arkadaş çemberi, sizin seçilmiş aileniz haline geliyor. Böyle bir yakınlığı yakalayabilmiş olduğum için kendimi şanslı hissediyorum.  

Resmi rakamlara göre İrlanda’da 4500 Türk vatandaşı yaşıyor, diğer Avrupa ülkeleri ile kıyaslandığında çok küçük bir rakam, çoğunluk birbirine benzer geçmişlerden gelen, çok uluslu şirketlerde çalışan beyaz yakalılar ve genellikle herkes birbirini bir şekilde yakından veya uzaktan tanıyor gibi geliyor bana. 

Gittiğinizde çocuğunuz daha çok küçükmüş ama yine de yeni bir ülkeye adaptasyonu nasıl oldu? En çok nerelerde zorlandınız/zorlanıyorsunuz?

Biz buraya geldiğimizde oğlum 1 yaşındaydı ve henüz konuşmuyordu ama her şeyi anlıyordu. İlk geldiğimizde İngilizce anlayamadığı için huysuz ve gergin olduğu, İngilizce konuşulan ortamlardan çıkmak istediği oluyordu. Özellikle ben veya eşim başkalarıyla İngilizce konuşurken, bizi anlayamamak onu mutsuz ediyordu. Ancak hem Türkiye’deki hem buradaki birçok eğitimci ve psikologun, hem de yurt dışına taşınmış deneyimli ailelerin tavsiyeleriyle;  onu İngilizce’ye alıştırmak için özel bir şey yapmadık. Kendi aramızda her zaman Türkçe konuştuk ve oğlum 2,5 yaşında kreşe başladığında kısa bir sürede İngilizce öğrendi. Sadece 3 ayda İngilizce her şeyi anlayabilmeye, 6 ayda her şeyi anlatabilmeye başladı, şu an İrlanda aksanıyla konuşup bizim aksanımızı düzeltiyor, kültürel olarak zaten haliyle kendini buraya ait hissediyor.

Şu an bazen İngilizce konuşmayı tercih ettiği, İngilizce rüya gördüğü, Türkçe kelime hatırlamakta zorlandığı zamanlar oluyor, herhangi bir zorlamada bulunmuyoruz ama Türkçe’yi unutturmamak için elimizden geleni yapıyoruz. Esasında çocuklar adaptasyon sürecini çoğunlukla hepimizden çok daha kolay ve hızlı atlatıyor.  Bence bizim yapmamız gereken şey ona huzurlu bir ev ortamı sağlamak, kendini yabancı veya öteki hissettiğinde konuşabileceği güvenli bir liman sunmak, dilediğince keşfetmesi ve öğrenmesine alan tanımak ve yurt dışında yaşamanın dramatik bir “gurbet özlemi” yerine heyecanlı, maceralı, çok kültürlü olduğu için güzel bir yolculuk olduğunu hissettirmeye çalışmak.

İrlanda’da iş bulma imkanları ve çalışma izni süreçleri nasıl çalışıyor? Sen gittikten sonra rahat iş bulabildin mi?

Ülke nüfusunun %11’i göçmen ve İrlanda’ya taşınınan insanların sayısı giderek artıyor. Bu sebeple göçmenlerle ilgili yasa ve yönetmelikler olumlu yönde değişiyor. İlk geldiğimde çalışma iznim yoktu, başvurabileceğim işler çok kısıtlıydı ve çalışmaya başlamak için şirketlerin bana sponsor olması gerekiyordu. İrlanda’ya taşınma kararıyla ilgili beni çeşitli sorgulamalara iten en önemli koşullardan biri çalışma iznimin olmayışıydı. 2019’da çalışma iznim çıktı ve birkaç ay içinde Google’da işe başladım.

İrlanda büyüyen bir ekonomi ve bazı alanlarda iş gücü eksikliği duyuyor, “critical skills” adını verdiği bu meslek gruplarını her yıl güncelleyerek burada yayınlıyor  ve bu mesleklerdeki insanların yurt dışından İrlanda’ya  gelişini kolaylaştırıyor. Örneğin teknoloji, IT, telekom, ilaç, finans, inşaat sektöründe çalışanlar için iş bulmak diğer sektörlere göre daha mümkün, prosedürler biraz daha hızlı işliyor. Ayrıca Google, Facebook, Amazon, Microsoft, Apple ve daha birçok irili ufaklı teknoloji şirketinin EMEA (Avrupa, Orta Doğu, Afrika) genel müdürlükleri İrlanda’da olduğu için çok uluslu şirketlerde satış, pazarlama, iş geliştirme alanlarında deneyimi olan ve iyi düzeyde İngilizce bilen kişilerin  Dublin’de iş bulma ihtimallerinin yüksek olduğunu düşünüyorum.

Dublin’de yaşamanın en iyi tarafları neler?

En güzel tarafı tek kelimeyle Dublinliler! Biz İrlandalı insanları çok sevdik, veya çok şükür hep çok iyi insanlarla karşılaştık. Çok cana yakın, güler yüzlü, yardımsever, alçak gönüllü, komik, dışlamayan, yabancı düşmanlığını geçtim yabancı olduğunuzu bile hissettirmeyen insanlar. Herkes birbirine karşı nazik ve ilgili. Ayrıca toplum ve şehir altyapısı çocuk dostu, İrlanda’da ebeveyn olmak gerçekten çok kolay, herkes ebeveynlere oldukça empatik ve yardımcı bir tutumlu yaklaşıyor. 

Herkesin İngilizce konuşuyor olması  bence adaptasyon sürecini en çok hızlandıran şeylerden biri.  

Evet aksanları biraz(!) farklı ama günün sonunda sokakta konuşulan dili anlayabiliyor olmak ve kendini hızlıca ifade edebiliyor olmanın bizim için ne kadar önemli olduğunu Avrupa’da İngilizce konuşulmayan ülkelere seyahat ettiğimiz zaman çok daha iyi hissediyoruz. 

Ayrıca deniz kenarında yaşıyor olmak, ormanlara göllere bu kadar yakın olmak, havanın temiz olması bizi mutlu kılan bazı diğer etmenler.

Eminim aile ve arkadaşlarınızı özlüyorsundur. Peki bununla birlikte yurt dışında yaşamanın artıları ve eksilerini düşündüğünde sonuç ne oluyor? Mutlu musun?

Sondan başlayayım; mutluyum. Elbette aile ve arkadaş özlemi, (+ midye dolma özlemi 🙂 ) yurt dışında yaşamanın olumsuz taraflarında başı çekiyor. Ancak genel bir değerlendirme yapacak olursam, daha huzurlu ve mutlu bir toplumda; doğayla gerçekten iç içe olduğumuz, vaktimizi yönetmekte zorlanmadığımız bir şehirde yaşamak; daha öngörülebilir bir ekonomide, kendimize daha değerli hissetiğimiz, iş – kişisel hayat dengesini koruyabildiğimiz bir çalışma kültürü içerisinde çalışmak, sadece çocuğumuza değil kendimize de iyi bir gelecek sağlayabileceğimizi bilmek bize doğru bir karar verdiğimizi hissettiriyor. 

Biraz İrlanda’nın eğitim sisteminden bahseder misin?

İrlanda’da 4 yaşından itibaren ücretsiz ve zorunlu okul öncesi eğitim başlıyor. İlköğretim 6 yıl, ortaöğretim 6 yıl sürüyor, zorunlu eğitim ise 9 yıl.  Kreş ve okul bulmak oldukça zorlu, bu seneye kadar herkes hamile kalır kalmaz çocuğunu okullara yazdırıyordu ancak bu kural değişti, artık sadece bir yıl öncesinde kayıt yaptırılabiliyor. 

Özel okulların sayısı oldukça az, ücretleri de Türkiye’ye göre (kura rağmen) oldukça düşük ancak özel okullar Türkiye’deki kadar yaygın ve popüler değil çünkü eğitim sisteminin (çeşitli parametrelere göre) oldukça iyi olduğu düşünülüyor. İlköğretim okulları yine yakın zamana kadar büyük ölçüde Katolik kilisesinin etkisi altındaymış ancak  zamanla hem kilisenin eğitim sistemine nüfuzu azalmış (yasalarla sınırlanmış) hem de hiçbir din öğretisinin yer almadığı, “educate together” isimli laik devlet okullarının sayısı giderek artıyor.

Üniversite eğitiminde İrlanda oldukça iddialı. İrlanda’da sadece 8 tane üniversite var ancak hepsi “Dünyanın en iyi 500 üniversitesi” listesi içinde. (Türkiye’den sadece 2 üniversite bu liste içerisinde) Yani “az ama öz” üniversite eğitiminden bahsedebiliriz.  Ayrıca Avrupa’da İngilizce konuşulan iki ülkeden biri olan İrlanda’da, farklı düzeylerde “İngilizce Dil Eğitimi” endüstrisi; ki buraya gelen insanların ulaşım konaklama eğlence gibi farklı harcamalarını da kapsayan büyükçe bir sektör, oldukça gelişmiş durumda.

Türkiye’den de gelen çok sayıda dil öğrencisiyle tanıştım. Buraya dil eğitimi almaya gelenlerin bir yıl boyunca yarı zamanlı çalışma izni oluyor ve sonrasında iş bularak, evlenerek veya üniversiteye, yüksek lisansa başlayarak burada kaldırmayı sürdüren insanlar oluyor. 

Sağlık sistemi nasıl?

Bir sosyal devlet kadar vergi veriyor olmamıza rağmen, maalesef sağlık hizmetleri pek erişilebilir değil. Bu konuda sayfalarca anlatabilirim çünkü burada yaşayan Türkiyeliler olarak kendi aramızda da en çok şikayet ettiğimiz şeylerden biri bu olabilir. İrlanda’da 1 aydır yaşayan veya 10 yıldır yaşayan bir çok insanın ortak fikri sağlık sisteminin yetersiz olduğu yönünde.

8 yaş altı ve 65 yaş üstü insanlar için (veya kronik hastalığı olanlar için) doktora ulaşmak daha kolay ve ücretsiz ancak diğer insanlar için pek ulaşılabilir değil, uzman doktor görmek oldukça zor (çoğu zaman imkansız), pratisyen hekimlerden sevk almak gerekiyor. Hastane koşulları pek iç açıcı değil, özellikle acil servislerle ilgili herkesin muhakkak tatsız bir anısı var. Kısacası beni “Türk hekimlerine emanet ediniz” diyor ve Türkiye tatillerimizde geniş kontroller yaptırıyoruz genellikle. 

Dublin’e seyahat edecekler için birkaç öneri verir misin?

Maalesef İrlanda Avrupa Birliğine üye olmasına rağmen Schengen bölgesine ait değil ve Schengen vizesi burada geçerli değil. İrlanda’nın kendine ait vizesini alarak gelebilirsiniz veya eğer Birleşik Krallık vizeniz varsa, önce Birleşik Krallık’a girmiş olmak şartıyla, aynı vizeyi kullanarak İrlanda’yı da ziyaret edebilirsiniz. Böylece Londra aktarmalı ve daha uygun fiyatlı bilet bulmak da mümkün olabiliyor.

Kıta Avrupası ülkelerine göre fiyatların biraz yüksek, özellikle Dublin’de konaklama ve ulaşımın İskandinav ülkeleriyle yarışacak düzeyde yüksek olduğunu söylemeliyim, bütçeyi ona göre planlamakta fayda var. 

Dublin’e 3-4 gün ayırarak şehir hakkında güzel bir izlenime sahip olabileceğinizi düşünüyorum. Dublin’de gezip görülecek yerlerle ilgili bir çok listeye kolayca ulaşabilirsiniz, benim kişisel favorilerim; Avrupa’nın en büyük şehir içi parkı olan Phoenix Park, birbirinden güzel ve eski Irish Pub’lar,  Dublin’in güneyindeki Dun Laoghaire veya kuzeyinde Howth isimli küçük sahil kasabaları, Dublin’in biraz dışındaki Wicklow milli parkı ve şelalesi. 

Her yıl İrlanda’da (ve bütün dünyada) Mart ayında kutlanan St Patrick festivali sırasında, bütün şehrin eğlendiği, tematik parti ve panayırların yapıldığı Cadılar Bayramı (Ekim sonu) ve Noel (Aralık ortası) zamanı Dublin gerçekten çok eğlenceli oluyor ancak dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan İrlandalılar içinde memleketlerini ziyaret zamanına denk geldiği için uçak bileti bulmak zor olabiliyor. 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: GÖÇMEN KADINLAR VE GÖÇ YOLLARI ARAŞTIRMASI İLE YURT DIŞINDA YAŞAM

Bunları da sevebilirsiniz

Scroll Up