İLHAM VEREN HİKAYELER YURTDIŞI GÜNLÜKLERİ & GEZGİNLER

Gitmekle Kalmak Arasındaki Jenerasyon

Sağlıklı besleniyoruz. Köy yumurtasının peşine düşüp, sebze suları içiyoruz. Izgara yiyeceklerin yanından salatayı eksik etmiyoruz. Haftada en az 3 gün iş çıkışı spora gidiyoruz ki sağlıklı yaşayalım. Siyah boyayla renklendirilmiş zeytinden, GDO’lu mısırdan uzak durup, şekeri, karbonhidratı hayatımızdan çıkarıyoruz. Her şeyin organiğini bulmak ve spor yapmak sağlıklı olmamız için yeterli mi? Peki ya kafa sağlığımız?

Aslında olaylar karşısında genellikle pozitif olmayı tercih eden bir insan olduğumdan, burada da iyi hissetmek için sadece yediğimiz yemek, yaptığımız sporun yeterli olmadığını, pozitif ve stressiz bir kafanın da ne kadar önemli olduğundan bahsetmek istiyordum. Ancak, bu yazı pek de pozitif olmayacak.

Yaşadığımız yerde sakin, stressiz ve huzurlu bir kafaya sahip olmak maalesef mümkün değil. Her ne kadar batılı ülkelerde de insanların doğal olarak kafalarını boşaltmaya ihtiyacı olsa da, ister yoga yapın ister müzik dinleyin, koşun ya da psikoloğa gidin bunların bizim için faydası yaklaşık 1 saat süren etkinlik süresinden fazla olmuyor.

Güne genellikle trafik içinde başlıyoruz, eğer yol vermediğimiz bir sürücü tarafından trafikte taciz edilmeden ya da bıçaklanmadan ofislerimize ulaşırsak mutlu plazalarımızda birbirimize günaydın demeden işimizin başına geçebiliriz. Eğer arabayla değil de toplu taşıma kullanıyorsak tabii ki patlayan bir bombayla havaya uçma, otobüste tekmelenme veya metrobüste ezilme ihtimallerimiz her zaman baki.

Zamanında bir kaç sene Londra’da yaşadıktan sonra çalışma iznimin bitmesiyle Türkiye’ye dönmem gerekmişti ve baya üzülmüştüm. Bu yüzden üstümde bir yurtdışında yaşamaya meyilli algısı vardır. Oysa ki orada çalıştığım süre boyunca hiç bir zaman hayat boyu Londra’da kalmayı düşünmemiş, bir kaç sene içinde İstanbul’a geri dönmeyi planlamıştım. Üzüntüm, sadece planladığımdan erken dönmek zorunda kalmamdı. Şimdi olsa planlarım çok daha farklı olurdu o ayrı ama dönmüş olmamın da bana farklı kazançları oldu o yüzden iyi ki dönmem gerekmiş.

Şuan bizden daha medeni bir ülkede yaşama şansımız olsa; gittikçe mutsuzlaşan bir toplum, birbirine nezaket göstermeyen, saygı duymayan, tepki veremeyen, taşlaşan kocaman bir şehir içindeki dar bir üçgen etrafında geçen koşturmalı hayatımızı çok da arayacağımı sanmıyorum. Yemekleri güzel, havası güzel ama o güzel sıcak havada şorta dışarı çıkarsan kim bilir başına neler gelir! Yağmurda terlikle gezen insan olmayı tercih ederim. Zaten bulunduğumuz şartlarda her hangi bir gelecek planı yapmak asla mümkün olmadığından ev almak, iş kurmak ya da bu dünyaya birini daha katmak gibi daha büyük kararları hayatımızdan çıkarıyoruz. İyi o zaman kalk git demek de o kadar kolay değil. Bütün sevdiklerini, arkadaşlarını yanına alıp başka bir yere gitmek mümkün mü? Gittiğin yer kollarını açmış seni mi bekliyor? Hadi her şeyi hallettin, iş buldun, ev buldun, yepyeni bir yere, farklı bir kültüre alışıp her şeye sıfırdan başlamak kolay mı?

Uzun zamandır etrafımda giderek artan ‘İstanbul’dan gitmek istiyorum’ topluluğu var. Herkesin kafası karışık, ne yapacağını bilmiyor. ‘Güney’e mi gitsek? ama orası da aslında burası, o zaman yurt dışına gidelim, nereye gidebiliriz? İngiltere zor, pahalı. Kanada daha kolay göçmen kabul ediyormuş ama çok uzak. Uruguay?!’ Bu belirsizlik ne zaman bitecek? Gittikçe yaklaşan son, bir sabah uyandığımızda dan diye karşımıza çıktığında, hali hazırda alıştığımız bu vahim durum bile daha iyiymiş diyecek miyiz? Ya da bir gün hiç bir yere gitmek zorunda olmadığımız, sokakta birbirimize yol verdiğimiz, gülümsediğimiz, bugün ne kadar güzel bir gün, değil mi? diyebildiğimiz özgür bir yer olacak mı burası?

Ama stres herşeyin başı. Sağlıklı beslenip, kafayı rahatlatmaya devam…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: GÜNEYE YERLEŞMEK

Photo Credit: Pixabay


Bunları da sevebilirsiniz

Scroll Up