GÜNEYE YERLEŞMEK İLHAM VEREN HİKAYELER ÖNE ÇIKANLAR

Güneye Yerleşmek: Kaş vol.3

Son yıllarda daha sakin, daha doğa içinde bir yaşam için özellikle İstanbul’da yaşayanlar güneye yerleşiyor veya bunun hayalini kuruyorlar. Henüz hayal aşamasında olanların aklında genellikle “geçinebilir miyim, orada ne iş yaparım, acaba sıkılır mıyım?” gibi sorular oluyor. Tüm bu sorulara fikir vermesi için güneye yerleşenlerle yaptığım yazı dizisinde bu sefer Papatya Tıraşın’ın hikayesini okuyoruz.

Merhaba Papatya, öncelikle seni biraz tanıyabilir miyiz? Kaş’a gitmeden önce neler yapıyordun, ne kadar zamandır Kaş’tasın?

Kaş’ta beşinci yılıma gireceğim. İstanbul’da en son grizine.com adresindeki (artık yok) kültür sanat sitesi ile uğraşıyordum. 2009 yılından beri bağımsız çalışıyorum; yazar olarak, içerik üreticisi (metin, fotoğraf, video) olarak… Öncesinde de reklam ajanslarında reklam metni yazarlığı yaptım. Ancak hala gelirimi ağırlıklı olarak İstanbul’a bağımlı kazanıyorum.

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Papatya Tıraşın (@zordino) on

Kaş’a taşınmaya nasıl karar verdin? En büyük motivasyonun ne oldu?

İstanbulluyum. Kaş’a taşınmadan önce İstanbul dışında başka bir yerde de yaşamadım. Lisanstan bir arkadaşım taşınmıştı Kaş’a. Kaş hep sevdiğim bir güney beldesiydi. 2014 baharında onu ziyarete uğradım . Böyle, bi’ iyi geldi Kaş. “Ben birkaç ay kalayım sende,” dedim. O sezon da garsonluk yaptım. Uzadı kalışım. “E sen artık kendine bir ev mi tutsan,” dedi en sonunda arkadaşım. 🙂 Ben de “Haklısın,” deyip sezon bitiminde Kaş’taki ilk evimi tuttum. Büyük şehirden güney beldesine taşınayım diye planım yoktu. İstanbul iyi gelmiyordu bir süredir, Kaş iyi gelmişti. Ben de kaldım.

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Papatya Tıraşın (@zordino) on

Son yıllarda büyük şehirlerden göç nedeniyle Kaş’ta da artık kiralar çok arttı diye biliyorum. Ama sen ilk buraya taşındığında Kaş’ın neresinde yaşayacağını nasıl seçtin? Yeni geleceklere ev ararken nelere dikkat etmesini önerirsin?

Çok arttı! Önce kira fiyatları, sonra soğan fiyatları. Çok arttı. :))

İlk ev tutmaya karar verdiğimde, emin olduğum tek bir şey vardı: Merkezde yaşamak istemiyorum. Arkadaşımın evi Çerçiler mahallesindeydi. Evinin manzarası güzel olsa da “yeni gelişmekte” olduğundan mahallede yeni binalar türemeye başlamıştı. Dip dibe binalar ve biçimsiz bir yerleşme vardı. Sevemedim orasını hiç. Minibüsle merkeze gidip gelebileceğim mevkiler arasında (Büyükçakıl, Çukurbağ, Gökseki) bakındım bir süre. En uygunu da Gökseki geldi. Önceliğimi merkeze ulaşım rahatlığı belirledi.

Kira fiyatları ben taşındığımdan beri çoştu. 300TL’ye tutmuştum ilk evimi. Bir oda, bir salon. Daha yeni bitmişti inşaatı. Hayatımda ilk defa yeni yapılmış bir evde yaşadım. O dönemde, buraya daha önce gelenler 3+1 evlere 300-350TL ödüyorlardı Gökseki’de. Bunu bildiğim için de baya dolanmıştım. Daha geniş evler vardı benzer fiyatlara ama daha geniş eve ihtiyacım yoktu; çatı katıydı, yazın yanardım, manzarası yoktu, bahçesi yoktu vs… Bence çok güzeldi ilk evimin hissiyatı. Özlüyorum bazen. Şimdi aynı eve girmek istesem “kış fiyatı” 1000TL.

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Papatya Tıraşın (@zordino) on

Kaş’ın özellikle son dört yılda inanılmaz popüler olmasından ötürü ev sahipleri Kasım’dan Nisan’a kadar sözde-uzun süreli, sezon açılınca da apart olarak günlük kiralamayı tercih ediyorlar. Bahsettiğim zamanda buraya taşınmak isteyenlere altını çizerek belirttiğim şey “İstanbul ile karşılaştırmayın. İlk söylenen fiyat ucuz gelecek size ama buranın kira fiyatlarını arttırıyorsunuz. Burada yıllardır yaşayanları zora sokuyorsunuz,” demiştim. Ancak herkes kendi tarafından haklı. Dinlemedi kimse 🙂

Burada çalışmaya devam edenlerin günlük kaşelerinin çok üzerinde kira artışı oldu son dört sene içerisinde. Özellikle Çerçiler’de (merkeze yakın olduğu için sık tercih ediliyor) yeni yapılan konutlar birbirlerine bakıyor. Çoğunun manzarası yok, alt katlar güneş görmüyor. Ama kış kiraları bile 1500TL’yi geçti. Buranın yerlisi, biri tutmazsa illa ki başkasının tutacağını bildiğinden pek alçak gönüllü davranmıyor. Yeni geleceklerin artık nelere dikkat etmeleri gerekiyor, inan bilmiyorum. :))

Geldiklerinde ne görmek istediklerini iyi hesap etsinler. Birçoğumuz (diyorum ama aslında hala azınlık) gelirken peşimizden neleri getirdiğimizi düşünmüyoruz. Yaptığımız birçok şey farklı yozlaşmalara sebep oluyor. Davranışlarımız, hafta sonu akşam 21.00’da hala çalışırken, iş yerinde maç izleyebilmenin mutluluk verici bir şey olduğunu zanneden insanların ötesinde değil, çoğunlukla. Kendimize de acımasızlık yapmak istemiyorum.

Geçen gün denk geldim, İlhan Berk’in 70’lerde Bodrum için sorduğu soruya: “Bu dünyada kendinize benzeteceğiniz başka yer yok mu?” Bu soruyu, doğrudan “benzeten” biz olmasak da kendimize de sormamız gerektiğini düşünüyorum.

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Papatya Tıraşın (@zordino) on

Kaş’a taşındığında, özellikle ilk başlarda seni en çok neler zorladı?

Dedikodu 🙂 Küçük yerde, her ne yapıyorsan neredeyse hemen herkes öğreniyormuş meğerse! Bu Kaş’a özel bir durum değil. Türkiye’nin ve sanırım dünyanın hangi küçük beldesine yaşamak için gidersen git benzer durumla karşılaşabilirsin diye düşünüyorum. Buna hazırlıklı olmak gerekiyor.

Kaş’ta insanlarla konuştuğumda duyduğum bir şeyi, senin bazı yazılarında da okudum ki orada yaşayan bazı insanlar kışları genellikle Tayland veya Asya’da sıcak ülkelerde geçiriyorlarmış. Bu insanlar Kaş’ta sezonda ne gibi işler yaparak kışı Güney Asya’da geçirebiliyorlar, hepsi çok iyi iş yapan mekan sahipleri mi?

Özellikle dalgıç eğitmenleri, aşçılar, sezonluk otel çalışanları çalışmak için gidiyorlar. Geriye kalanların bir kısmı kışı hem ucuz hem de sıcak bir yerde geçirmek için, diğer kısmı ise evet, iyi iş yapan mekan sahipleri olduğu ve yine yazı, elemanları gibi yaşamadıkları için tercih ediyorlar. Türk Lirası’nın ani düşüşünden önce kışları oralarda olmak Türkiye’de olmaktan daha ucuza geliyordu. Zamanın da var. Neden yazın kazanıp biriktirdiklerinle sıcak yerlerde tatil yapmayasın ki? Koca bir yaz tatil yapmadan, bütün müşterilerin senin tatil yaptığını düşünürlerken terleyerek çalışmışsın. Neyi seçtiğinle alakalı. Kışlarını bu şekilde para harcayarak geçirmek yerine birikim yapanlar da var. Keyif için gidenlerin çoğu iyi iş yapan mekanların sahipleri.

Her geldiğimde Kaş’ta yeni yeni mekanların açılmış olduğunu görüyorum. Bu işletmelerin çoğu hayatta kalabiliyor mu? Sence şu an Kaş’ta olmayan, eksikliği hissedilen şeyler neler?

Daha ne mekanlar açılıp kapanır, küçükse. 🙂 Özenle açılıp ikinci sezonunu göremeyen çok mekan oldu. Olacaktır da. Bu işler, anladığım, tek senede kâr edeceğini düşünmeyip uzun vadeli planlanması gereken ve gerçekten sermaye gerektiren şeyler. Kaş öngörülemez ve alt yapısız bir hızla büyüyor. Butik ve naif işletmeler de kapanıyor. Neden? Çünkü sermaye akışı değişti. Gelen kitle ve dolayısıyla beklentiler farklılaştı. Ancak Kaş’ta artan emlak piyasası sadece daireleri vurmadı, işletmeleri de vurdu. Uzun vadede elinde iyi bir sermayen olması gerektiğini düşünüyorum Kaş özelinde, artık. Çok sevdiğim küçük bir meyhane geçen sezon sonu kepengini indirmiş. Yeni öğrendim. Artan kira fiyatları sebebiyle istediği kârı kazanamıyormuş. İstanbul’a taşınmışlar. Mekan devir paraları küçük girişim yapmak isteyen insanların ulaşamayacağı yerlere yükseldi. Hiç mekanın çoşkun kirasından bahsetmiyorum bile.

Kahvaltıcı ve güzel dondurma yapan yerler eksikti. İki sene önce o alanlar da doldu. Bence kahvaltı konusu hala zayıf. Burada üçüncü yazımda, iki ay kadar seyyar sandviç satıcılığı yaptım. Hedef kitlem de sabah erkenden dalışa gidenlerdi. Aslında iş iyi de gidiyordu, sürdürsem iyiye evrilecekti. 2016, Temmuz oldu. Hoş gelişmeler olmadı turizm açısından. Üstüne de İstanbul’dan güzel bir proje için iş teklifi alıp bıraktım, diyelim. Sonra da yeniden başlamadım. Bence hâlâ böyle bir açık var. Bu yaz yeniden denesem mi acaba? :)))

Benim, kişisel olarak eksikliği hissettiğim tek şey güzel kaliteli müzik dinleyebileceğim bir mekan. İyi müzisyenler geliyorlar. Orada bir sıkıntı yok. Ama Kaş mekanlarındaki ses sisteminde dinleyemiyorum hiç kimseyi. Bu sanırım benim dışında burada yaşayanların yakındığı bir şey değil. Diğer taraftan yazın gelenlerin de böyle bir beklentisi yok. Doğal olarak da mekan sahipleri böyle bir yatırım yapmayı tercih etmiyorlar. Diyorum ya, herkes kendi açısından haklı.

Yazlık yerler boşaldığında benim biraz moralim bozulur, terk edilmiş bir yerde kaldım gibi hissederim. O yüzden merak ediyorum; kışın sessizlik canını sıkıyor mu? Günlerin nasıl geçiyor?

Öyle hissetmen normal. Orada yaşamayınca, hep gördüğün, sana alışık gelen şeylerle karşılaşmıyorsun. Kışları hayal ettiğin gibi -özellikle son iki senedir- hiç de sessiz geçmiyor. Ta tatatatata ta ta! Trak trak ta! İstanbul’u -neredeyse- aratmayacak düzeyde, inşaat sektörü Türkiyemizin bu beldesinde de aynı istikrarla çalışmalarını sürdürüyor. “Akşam altı olsa da sessizlik günü ele geçirse,” diye söylendiğim günler var. Sezon Kaş’ta 29 Ekim’de kapanır. Ertesin gününde de inşaat çalışmaları başlar; Mayıs’a dek sürer. Geçen yıl, Haziran’a, okullar kapanana kadar devam etti. Bu sene de yerel seçimler vs derken çoştu millet!

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Papatya Tıraşın (@zordino) on

Sessizlik tahmin edildiği gibi sıkıcı bir şey de değil. İnsan zamanla ses düzeyi az da olsa çok da olsa alışıyor bulunduğu yere. Kışın buradaki sesler bana gürültü geliyor. Sen gelsen, kalsan bir hafta bizde belki de “oh ne güzel sessizlik,” dersin.

Bir yazında okudum, elektrik kesilmelerini ve bu yüzden evde mutlaka mum saklamak gerektiğini anlatmışsın. Bunun gibi başka dikkat etmek gereken ne gibi tavsiyelerin olur?

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Papatya Tıraşın (@zordino) on


Su kesintisi!!!! Elektrik kesintisi bunun yanında minnoş! :)) Taşınmayı düşündükleri evin deposu var mı, diye KESİNLİKLE sorsunlar. Yoksa da üşenmesinler, taşınmasınlar, kaşınmasınlar iki damacana su kenarda bulundursunlar. Cidden tartışılacak ve nostaljik, romantik çıkarımlar yapılacak sonuçları olmuyor su kesintisinin.

Kaş yolu biraz uzak kaldığı için sağlıkla ilgili durumlarda nereye gidiyorsun?

Önemli konu. Kaş’ta, Gökseki’de büyük bir hastane var. Yanılmıyorsam iki sene önce açıldı. Eskisi yarımada yolunun başlangıcındaydı. O alanı da sanırım “turistik tesis” olarak değerlendirecekler. Yeni hastane, bina olarak büyük olmasına büyük de her alandan doktor henüz yok. Olsa da laboratuvar, acil durum için yeterli alt yapı yok.

Bir de Kaş’ı yazın gelip gördüğünde küçük olarak düşünebilirsin, ancak köyleri vs de katınca ikametgahı burada olan 58600 insandan (2018) söz ettiğimizi vurgulamak isterim. Kaş Devlet Hastanesi’nin yeterli kalmadığı acil durumlarda Fethiye’ye gidiliyor. Bildiğim kadarıyla da (duyduğuma göre) ambulans vermiyorlar. Kaş, Antalya iline bağlı olsa da Fethiye merkezi bir yere ulaşmak için çok daha yakın mesafede. Ancak Fethiye’deki hastaneler de hemen her konuda yeterli değil. Laboratuvar gerektiren çoğu durum için Antalya en iyisi. Hastaneye yeni KBB doktoru gelmiş. Bütün Kaş’ın dilinde birkaç haftadır. :))

Bundan sonrası için bir planın var mı?

Bu çarpık ve hızlı gelişen yerlere daha uzak bir hayatın düşünü kuruyorum.

Son olarak Kaş’a taşınmak isteyenlere ne söylersin?

Buraya kadar okudularsa öncelikle teşekkür ederim. :)) Bana bir “Merhaba” desinler çok isterim. Merak ediyorum yorumlarını.

Neden gelmek istiyorlar Kaş’a, bunu sorabilirler kendilerine. Gelmek istedikleri yer Kaş mı? Veyahut bulundukları büyükşehirden mi çıkmak istiyorlar sadece? Bu iki soruyu beyinlerinin içinde cevapladıktan sonra bir de yüksek sesle kendilerine tekrarlamaları karasızlıklarını biraz da olsa hafifletebilir. Taşınmayı düşündükleri yerde de taşınmadan biraz zaman geçirmeleri iyi olabilir.

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: İŞ DIŞINDA NELER YAPIYORSUN? TOCO TUKKAN İLE YENİLEBİLİR KİŞİSEL BAKIM

Bunları da sevebilirsiniz

Scroll Up