AFRİKA GEZ-GÖR ÖNE ÇIKANLAR

Her Şey Düzeldiğinde Görüşmek Dileğiyle, Johannesburg’tan Cape Town’a Güney Afrika

Tekrar ne zaman seyahat edebileceğiz bilemesek de, tüm bu olaylar olmadan önce annem ve babam çok keyifli bir Güney Afrika yolculuğu yapmışlardı. Hazır evde oturduğumuz bu günlere de yazıp paylaşması kaldı:) Buyrunuz babamdan Güney Afrika yolculuğu:

Afrika kıtasının en güneyinde bulunan Güney Afrika Cumhuriyeti, Hindistan’a gidiş yolunu arayan Portekizli denizci Bartalemeo Diaz tarafından keşfedilmiş. Daha sonra Vasco da Gama buraya gelmiş ve yola devam ederek Hindistan’a ulaşmış. Sonrasında ise önce Hollandalılar, sonra da İngilizler buraya gelerek buranın doğal zenginliklerini sahiplenmişler. Ülkede 11 çeşit dil konuşuluyor ama en çok kullanılan diller İngilizce ve Afrikanca.

Bu kısa ön bilgilendirmeden sonra gelelim 1 hafta süren Güney Afrika yolculuğumuzda neler yaptığımıza.

Güney Afrika Cumhuriyeti: Johannesburg

İstanbul Havalimanından Johannesburg’a uçuşumuz 9 saat sürdü. Buraya gelmeden önce yapacağınız otel seçimi mutlaka şehir merkezinde olmalı. Johannesburg, siyahların yaşadığı bölge ile siyah ve beyazların karışık yaşadığı bölge olarak ikiye ayrılıyor.

Sadece siyahların yaşadığı bölgeye shuttle ile gitmek gerekiyor ve araçtan inmeden gezilmesi öneriliyor. Bu bölgede yoksulluk çok fazla ve suç oranı çok yüksek. Biz gitmeden bir kaç gün önce arabasına benzin almakta olan birinin kafasına tabanca dayayıp arabayı alıp gitmişler. Polis bu tür olaylara son derece duyarsızmış. Ortalıkta pek polis de yok zaten.

Bu bölgede çalışan minibüslerin sistemi oldukça değişik, aslında bir sistemi yok da denebilir çünkü semt isimleri yok. Sadece 1 ve 2 rakamları var ve bindiğiniz minibüsün nereye gideceğini bilmiyorsunuz. Yön şoförün keyfine kalmış, 1 diye bindiğin 2’ye gidebiliyor ya da tersi olabiliyormuş.

Özellikle siyahların çok yoksul olmalarının ve suç oranının yine siyahilerde yüksek olmasının en önemli sebebi, son derece adaletsiz gelir dağılımının ve 1948 ile 1994 yılları arasında süregelen Apartheid denilen; ırk ayrımcılığına dayalı, devlet politikası olarak kabul edilmiş sistemin uygulanmış olması. İnsanların ırklarına göre ayrıldıkları, bazı bölgelerin beyazlara, bazı bölgelerin diğer ırklara ait olduğu, yasaların buna göre uygulandığı bir sistem bu. Nerede yaşadığının, nerede okuduğunun, ne iş yaptığının, hatta sokakta nereye oturabildiğinin bile hangi ırktan olduğuna göre belirlendiği ve bunun devlet tarafından yapıldığı bir sistem.

Popüler “Gimme Hope Jo’anna” şarkısı bu şehir için yazılmış ve söylenmiş. Yukarıda bahsettiğim ırkçı sistemi en iyi anlatan filmlerden biri Mandela: Long Walk to Freedom, imdb 7.1.

27 yıl Robben Adasında, bir hücrede hapis yatan Mandela’nın büyük mücadelesi sonucu, 1994’te siyahlar ve beyazlar aynı haklara sahip olmuşlar. Nelson Mandela ülkenin ilk siyah devlet başkanı. Hatta yönetimde bugün siyahların sayısı beyazlardan daha üstündür. O yasaklı günlere inat Afrika bugün rengarenk. Cape Town’da Bo-Kaap bölgesinde tek tip kıyafet giymeye zorlanan Güney Afrikalı Malaylar, özgürlüklerine kavuştuktan sonra evlerinin dış cephesini rengarek boyamaya başlamışlar.

Diğer bölgede siyahlar ve beyazlar karışık yaşıyorlar. Tehlike diğer bölgedeki kadar büyük olmasa da varlıklı insanlar elektrikli tellerle çevrili ama bir yandan havuzlu evlerde yaşıyorlar. Alışverişe bile araçlarıyla gidiyorlar, pek fazla ortalıkta yürümüyorlar. Bu bölge daha gelişmiş, uluslararası oteller ve alışveriş merkezleri bulunuyor. Mandela meydanında çok iyi restoranlar ve Mandela’nın çok büyük bir heykeli var. Bu civardayken Trump’s et restoranına gidebilirsiniz. Soslar harika fakat çok acı aklınızda olsun. Bir diğeri ise Butcher’s. Gitmeden önce çiçeklerinin güzelliğini okuduğum La Jakanda ağaçlarının o halini ne yazık ki göremedik çünkü Ekim ayında açarlarmış.

Güney Afrika Cumhuriyeti: Sun City’de Safari

Johannesburg’ta 1 gece kalmak yeterli. Sonrasında Sun City’ye geçtik, buranın en güzel tarafı etik olduğu söylenen aslan parkı ve safari. Beyaz aslanları görmek için Sun City’ye çok yakın olan bu aslan parkına gitmenizi öneririm. Burası çok geniş bir alan ve koruma amaçlı etrafı tellerle çevrili fakat aslanlar kendi doğal alanında gibi yaşıyorlar.  Hayvanlar kesinlikle uyuşturulmuyor. korumalar eşliğinde 3-4 aylık aslanlara yaklaşabiliyor, sırt ve karınlarını sevebiliyorsunuz. Başlarına kesinlikle dokunmamak gerekiyor. Yavru oldukları için insanlara saldırmıyorlar, bakıcılar besliyor ve çok kontrollü şekilde yanlarına yaklaşılıyor. Aslan yanınıza geldiği anda, bakıcılar hemen aslanın yanına gelip müdahale ediyor. Biz de burada bol bol fotoğraf çektik ve ilk anda tedirgin olsak da sonradan alıştık.

Ertesi gün ise asıl safari için ise Planesberg National Park’a gittik. Yan tarafları kısmen kapalı araçlara binerek park içindeki yolculuğumuza başladık. Deneyimli sürücümüzün de katkısıyla leopar hariç diğer büyüklerin tümünü, antilopları ve sevimli zebraları, zürafaları, vahşi köpekleri, uzaktan da olsa hipopotamları görebildik ve harika bir gün batımı eşliğinde otelimize döndük. Bu arada aracımızın dibine kadar sokulan aslanların ve fillerin bazı arkadaşlarımızı endişelendirdiğini söylemeliyim 🙂

Güney Afrika Cumhuriyeti: Lesedi Köyü:

Bir sonraki gün Johannesburg havalimanına giderken yolumuzun üstündeki Lesedi köyüne uğrayarak Zulu-Xhosa-Pedi ve Basotho kabilelerinin evlerini görüp dans gösterilerini izledik. Sonrasında havaalanına gidip 2 saatlik bir uçuş sonrası halk dilinde “Anne şehir” olarak bilinen Cape Town’a ulaştık.

Güney Afrika Cumhuriyeti: Cape Town

Cape Town, Johannesburg’tan çok farklı bir şehir. Siyahlar ve beyazlar birlikte yaşıyorlar. Johannesburg kadar olmasa da burayı da bir Avrupa kentinde gezer gibi rahat gezemezsiniz. Özellikle akşam hava karardıktan sonra ıssız ara sokaklara girilmemeli, üstünüzde fazla miktarda para, kredi kartı taşımamalı ve gündüz bile bazı yerlerde telefonunuzu ve kameranızı sakınmalısınız.

Cape Town’da taksi yerine mutlaka Uber kullanın. Hem daha güvenli hem de fiyatlar gayet uygun. Otel seçimini yine merkezde bir yerde yapmanızda yarar var. Waterfront şehrin en popüler yeri ve güvenli. Alışveriş merkezleri, çok iyi restoranlar, akvaryum (fokları ve köpek balıklarını besleme saatinde gidin), her türlü hediyelik eşyanın satıldığı yerler var. Pazarlarda mutlaka pazarlık ederek alışveriş yapın. Baltazar, Baia ve Mozambik Waterfront’da önerebileceğim restoranlar.

Cape Town’da görülecek yerler arasında şehrin en canlı caddesi sayılan Long Street, Green Market Square (biz hiç beğenmedik), pazara yakın G.Afrika’nın en eski katedrali St. George, Company Garden botanik bahçesi, Cape Town kalesi, Reibeck heykeli, Hükumet konağı, rengarenk boyalı duvarlarıyla ünlü Bo Kaap, İziko müzesi, District Six müzesini sayabilirim. Dünyanın en iyi kahvesini sattığı söylenen Truth cafe buraya yakın, 36 Buitenkant st.

Long St. üstündeki Tiger’s Milk ve Long St. sonuna yakın Royal Eatery hamburgerleriyle ünlü iki restoran. Long St.paralelindeki Bree St. daha sakin ve modern bir yer.

TABLE MOUNTAIN – 363 Metre yükseklikteki finikülerin başlangıç noktasına Uber ya da tur satın alıp Hop On-Hop Off ile çıktıktan sonra tabanı kendi ekseni etrafında 360 derece dönerek yukarıya çıkan teleferikle 1067 metrelik zirveye ulaşabilirsiniz. Teleferik 65 kişilik.

Cape Town Masa Dağı

Tepeye çıkarken yanınıza bir ince bir ceket ya da mont almanızda yarar olabilir. Bu şehrin çok garip bir rüzgar esintisi var. Ara sıra hızı saatte 100 km üstüne çıkabiliyormuş. Hatta rüzgarın etkisiyle bazı ağaçların gövdelerinin eğildiğini gördük. Tepeden manzaranın çok güzel olduğu, zengin bir bitki örtüsünün ve çok değişik hayvanların bulunduğu söyleniyor. Biz 3 gün boyunca devam eden şiddetli rüzgar nedeniyle tepeye çıkamadık. Eğer bir gün zirveye çıkabilirseniz buradaki hayvanlara ve gideceğiniz başka yerlerde göreceğiniz hiç bir hayvana kesinlikle yiyecek atmayın.

SIGNAL HILL – Güzel gün batımı seyredilebilecek bir yer. Burada meşhur çerçevenin köşelerine oturarak arkada Table Mountain görüntülü turist fotoğrafınızı çektirmeyi unutmayın.

LION’S HEAD – Burası çok dik bir tepe. Araç çıkışı yok. Meraklıları yaklaşık 2 saatte tırmanabiliyorlar.

CAMPS BAY – Şehrin en şık bölgelerinden biri. Buradaki COD FATHER restoranı akşam yemeği için öneririm. 18.30 ve 21.30 için rezervasyon alıyor.

Boulder’s Beach

HOUT BAY – Bauntry Bay, Camps Bay bölgelerinden geçilerek buraya gelebilir ve tekneyle 45 dakikalık bir yolculuktan sonra DUIKER adasına ulaşarak sayıları 5000’i bulan buradaki kürklü Fokları görebilirsiniz. Daha sonra çok güzel görüntüler eşliğinde Chapman Peak ya da Constanta Nek’ten geçerek Simon’s Town yakınındaki Boulder’s Beach’teki Afrika penguenlerini yakından görme şansı bulabilirsiniz. Penguenleri gördükten sonra yaklaşık 100-150 mt. sonra yolun sol tarafında burada çokça bulunan Aloe Vera bitkisinden üretilen ürünler satan bir yer var. Hanımefendiler burayı çok sevdiler. Buranın biraz ilerisinde, yolun karşısında çok iyi bir deniz ürünleri restoranı bulunuyor, tavsiye ederim.

ÜMİT BURNU /CAPE POINT- Bartalameo Diaz’ın keşfettiği yer. Ben buranın Atlas ve Hint Okyanuslarının birbirine kavuştuğu ve Afrika’nın en güney ucu olduğunu biliyordum, meğer öyle değilmiş. O nokta 190 km.daha doğudaymış. Dünyanın en yüksek feneri olduğu kabul edilen Cape Point’deki  fenere teleferikle çıkıyorsunuz. Burada çok güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.

 

MUZENBERG – Yukarıda saydığım yerleri gezmekten dönerken Kalk Bay yoluna girerseniz görebileceğiniz bir yer. Genelde surfçülerin geldiği bir yer. Onların kullandığı rengarenk kulubeler bulunuyor.

STELLENBOSCH – Şehirden yaklaşık 40-45 dk.uzaklıkta şarap bağlarının ve üreticilerinin olduğu küçük, sevimli bir yerleşim yeri. Şarap üretilen yerlerden çok uygun fiyata güzel şaraplar alabilirsiniz.

KIRSTENBOSCH- Burası bir botanik bahçesi. 7000’den fazla çeşit bitki bulunuyor. En ilginç yeri ağaçların arasından geçerek ilerleyen 130 metre yüksekliğe sahip olan BOOMSLANG isimli köprü.

TENEKE MAHALLESİ (LANGA) – Çok düşük gelirli insanların yaşadığı bir yer. Yerel bir rehber olmadan buraya girmek doğru olmaz. 10m2 odalarda 2 aile 7-8 kişi yaşıyorlar. Devlet burada çocuklar için kreş, el sanatları atölyesi ve müzik çalışmaları için yerler açmış. İnsan burada gerçekten hüzünleniyor.

Son olarak Cape Town- İstanbul uçuşu 11 saat sürüyor.

Cape Town Freeshop’ta içki fiyatları oldukça uygun.

Kapak Foto: Ndumiso Silindza

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: UZAKLAR: MADAGASKAR


Bunları da sevebilirsiniz

Scroll Up