İYİ HİSSET SAĞLIKLI YAŞAM

Koku Hafızası

Kokuların nasıl oluyor da bizi bir anda bambaşka bir yere götürebildiğine hep şaşırmışımdır. Mesela çilek reçeli kokusu duyduğumda bir anda çocukluğumda annemin yazlıkta çilek reçeli yaptığı bir sahne gözümün önüne gelir ya da bir parfüm veya bazı kremler yıllar önce yaşadığım bir anıyı hatırlatabilir, çimen kokusu ile kendimi bir an Londra’da sanabilirim. Ayrıca belli bir yer veya kişilerin dışında bir de yaz kokusu, kış kokusu, gündüz-gece kokusu gibi tanımlamalar da vardır. Duyduğumuz herhangi bir koku ile nasıl bir anda flashback yaşayabiliriz ve yıllar öncesine gidebiliriz? Koku ve hafıza arasındaki ilişkiyi hep merak etmişimdir. Bu yüzden biraz araştırdığımda şu bilgilere ulaştım:

Koku aldığımızda süreç ilk önce koku mukozası ve olfaktor bölgesinden başlıyor. Olfaktor bölgesi ise beynin duygu ve hafıza ile ilgili olan amigdala ve hipokampus bölgeleriyle direkt bağlantılı. Halbuki görsel, işitsel ve dokunma bilgileri beynin bu bölgesinden geçmiyor. Muhtemelen de bu yüzden koku alma, duyguları ve hatıraları diğer tüm duyulardan daha fazla tetikliyor. Ayrıca koku hafızasının görsel ve işitsel hafızaya göre daha uzun süre saklandığı ortaya çıkarılmış. Yapılan bir deneye göre görülen bir şeyin hatırlanmasının üç ay içinde %50’nin altına düştüğü saptanmış. Fakat deneklerin %65’i aldıkları kokuyu bir yıl sonra bile hatırlayabilmişler.

Sahip olduğumuz koku alıcıları hayatımız boyunca yenilenir ve çok sayıda kokuyu birbirinden ayırt etmemizi sağlar. Ancak duyduğumuz her koku için bir isim bulamayız, zaten büyük ihtimalle hakkında en az konuştuğumuz duyumuz koku alma duyumuzdur. Örneğin bir şeyin nasıl göründüğünü tarif edebiliriz ama kokuyu kelimelerle ifade etmek çok daha zordur bu yüzden onu tanımlamaya çalıştığımızda genellikle o kokuyu bağlantı kurduğumuz şeyle ifade etmeye çalışırız. Yani kokuyu yaratan nesneyle ifade ederiz ‘fırından yeni çıkmış ekmek gibi’, ‘kültablası gibi’. Diğer duyularla karşılaştırdığımızda kokunun farkı direkt beynin derinliklerine gitmesidir. Görme ve işitme ilk olarak gözde ve kulakta başlayarak beynin diğer bölümlerine geçmeden önce beynin aktarma merkezi talamusa gelir. Koku ise talamusa uğramadan doğrudan koku alma soğanına gider.

Kokunun psikolojideki etkileri de araştırılmış ve bazı kokuların mekan algısını bile etkilediği sonucuna varılmış. Örneğin aldığımız bir koku nedeniyle bulunduğumuz yeri daha büyük veya daha küçük gibi hissedebilirmişiz. Ayrıca kadınlar ve erkeklerin koku algısının farklı olduğuna dair bazı bulgular ortaya çıkarılmış. Örneğin güzel kokuların kadınlar üstünde ağrı kesici etkisi olduğu sonucuna ulaşılmış.

Hayvanlardan farklı olarak insanların daha çok görme duyusu gelişmiştir ve görmek bizim için çok daha önemlidir. Ancak koku alma duyumuz da sandığımızdan çok daha önemli bir yere sahip.

Umarım mis gibi kokular duyduğunuz ve güzel anılar oluşturduğunuz bir kış olur.

Kaynak: Phycology Today, BBC, Esra Öz

Photo Credit: Alexandru Stavrica

Bunları da sevebilirsiniz

Scroll Up