AVRUPA GEZ-GÖR

Roma Aşkına!

Roma ‘ya defalarca da gitseniz de sıkılacağınızı sanmıyorum! Sadece birkaç gün için gittiniz ve mümkün olduğunca çok yer görmek ve İtalyan mutfağının lezzetleri tatmak istiyorsunuz.

Roma’da mutlaka görülmesi gereken belli başlı yerleri gördünüz ve artık Roma’nın dar sokaklarında kaybolma vakti ve biraz da keyif yapma zamanı geldi!

Fontana Di Trevi’ye gelmeden küçük, sevimli ve inişli çıkışlı sokaklardan geçerken karşımıza Pinocchio’nun mağazası çıktı. Renkli renkli, boy boy Pinocchio figürlerini bulabileceğiniz mağazada küçüklüğüme indiğimi söyleyebilirim 🙂 Geppetto, Pinocchio’nun babasına benzeyen bir adam dükkanda Pinocchio’ları yapıyordu.

Via dei Condotti üzerinde çok meşhur bir cafe olan Cafe Greco bulunyyor, tatlıları çok değişik ve çok lezzetli. 1760’dan kalan cafe; zamanında Stendhal, Goethe, Byron gibi yazarların uğrak mekanıymış. İçerinin tarihi dokusu, duvarlardaki o eski resimler, eski mobilyalar gerçekten çok etkileyici. Burada kendinizi eski zamanda gibi hissedebilir ve nostaljik duygular yaşayabilirsiniz.

Roma’nın alışveriş caddelerinden biri Via dei Condotti. Burada aklınıza gelebilecek tüm lüks markaları bulabilirsiniz. Çaprazınızda ise, Roma’nın en kalabalık alışveriş sokağı bulunuyor, Via Del Corso. Bir ucunda Piazza Venezia, diğer ucunda ise Piazza Del Popolo. Bir nevi romanın istiklal caddesi denebilir.

 

Piazza Del Popolo, Roma’nın en büyük meydanı. Karşılıklı 2 popüler cafe/resto var: Cafe Rosati ile Cafe Navona. Biz son akşamımızı tüm Via Del Corso’yu yürüdükten sonra, Cafe Navona’ya oturup dinlenerek geçirmiştik. Şarabımızı yudumlarken gecenin sakinliğini yaşamak çok huzurluydu.

Piazza Navona; benim en sevdiğim, en huzur bulduğum meydan. Burada bir sürü restoran var ve ortada her zaman ressamlar, şarkı söyleyenler, dans gösterisi yapanlar oluyor. Onları seyretmek bana inanılmaz keyif verdi, saatlerce orda durabilirdim. Piazza Navona’da herhangi bir restorana oturun, pizza eşliğinde şarabınızı yudumlarken Roma’nın tadını çıkarın.

Trastevere bölgesi’ne mutlaka bir akşam gidin, size Asmalı’nın eski halini hatırlatacak. Her yer genç dolu, çok keyifli, hareketli bir semt. Daracık sokaklar arasında irili ufaklı bir sürü restoran var ve o sokaklarda kaybolmak çok keyifli. Biz Historia Del Moro’ya gitmiştik, çok beğendik. Burası Roma’nın klasikleşmiş, en meşhur restoranlarından biri. Porsiyonlar oldukça büyük ve fiyatlar uygun. Samimi ve sıcak İtalyan ruhunu hissetmek ve doyurucu bir akşam yemeği için ideal bir yer.

İspanyol Merdivenleri’nin karşısındaki sokakta Via della Croce’de küçük, çok lezzetli restoranlar var. Bizim şansımıza Ekim ayında hava çok güzeldi, hep dışarda oturduk ve şehrin romantik ve tarihi duygusunu yaşadık.

Aynı sokata, Roma’nın en lezzetli tiramisusunu yiyebilirsiniz! Dükkanın ismi Pompi. Kapta çeşit çeşit  tiramisurları denemenizi tavsiye ederim, hepsi çok lezzetli ve çok hafif. Bu tarihi pastanede onlarca tatlı var ve denemeden Roma’dan ayrılmayın derim…Hala tatları damağımda!

Yine İspanyol Merdivenleri’nin karşısında Pastificio diye bir makarnacı atölyesi var. Sadece 13:00 ile 15:00 arası açık, kapta makarna satıyor ve günde 3 çeşit makarna yapıyor. Baya uzun bir kuyruk oluyor ancak beklediğinize değer bir lezzet ile karşılaşacağınızı söyleyebilirim.

 

İspanyol Merdivenleri’nin tepesindeki kiliseyi gezdikten sonra, sağda büyüleyici bir manzarası olan Il Palazzetto Şarap evinde oturmaya karar verdik. Aslında bu şarap evi, 19.yüzyılda yapılmış özel bir malikanenin tepesinde bulunuyor. Burada kokteyl veya şarabınızın keyfini çıkarırken bütün Roma’nın ayaklarınızın altında olduğunu fark edeceksiniz.

 

Bunları da sevebilirsiniz

Scroll Up