AVRUPA GEZ-GÖR

Yeni Başlayanlar için Adım Adım Tarihi Roma

2700 yıllık bir geçmişi olan Roma ‘yı ilk kez Romus-Romulüs efsanesiyle tanımıştık. Augustus döneminde gelişen ve yenileşen şehir, Rönesans ile tam bir sanat şehrine dönüşmüş. Bugün Roma, Paris ile birlikte Avrupa’nın en çok turist alan şehri. En görülmesi gereken yerler çok dağınık olmadığı için şehri yürüyerek gezmek mümkün. Sadece Vatikan ve çevresini gezmeye giderken araç kullanmak gerekebilir.

Roma’yı gezmeye başlamadan önce 3 gün için geçerli olan Roma-Pass kartı almanızı öneririm. Bu kart ile tüm toplu taşıma araçlarına yeniden bilet almadan binebilme ve ayrıca 2 müze veya bir arkeolojik yeri kuyruğa girmeden gezebilme şansınız oluyor. Kart ilk kullanışta aktif hale geçiyor. Bu kartın alternatifi olan “Combo-Pass” ile de aynı olanaklara sahip oluyor, ayrıca ek olarak ücretsiz “Hop on-Hop off” turu yapabiliyorsunuz. Biletinizi toplu taşıma aracına binmeden mutlaka onaylatmanız gerekiyor.

KISA KISA ÖN BİLGİLER

  • Havaalanından Leonardo Express ile direkt olarak 30 dakikada Termini Tren İstasyonu’na gidebilirsiniz. Diğer bir alternatif ise şehre daha uzun zamanda giden Tiburtina adlı tren. Bunların dışında şehir merkezine giden otobüsler var, biletleri bayiden alabilirsiniz ya da taksi tercih edebilirsiniz ama taksiler oldukça pahalı.
  • Şehirde A ve B olmak üzere 2 hatlı metro var. Hafta içi 23.30’a, Cumartesileri 00.30’a kadar çalışıyor. Metro hatları ve otobüsler için Termini tren istasyonu merkez olarak kabul edilmeli.
  • Roma’yı ziyaret etmek için en uygun zaman ilkbahar ve sonbahar ayları.
  • Roma’da restoranlar 15.00-18.00 arası kapalı oluyor. Restoranlarda fiyatlar yerine göre değişiyor. Turistik yerler çevresindekiler daha pahalı.
  • Pizza yemek isterseniz en ünlülerinden biri “Pizzeria Baffetto”. 18.30-01.00 arası açık oluyor. Corso Vittorio Emabuelle yakınlarında küçük ama dünyaca tanınan bir yer.
  • Pizza dışında çok çeşitli makarnalar, peynirler, sebze çorbası, lezzetli antipastiler, tatlı olarak İtalyanların meşhur tatlısı tiramisu yiyebilirsiniz. Özellikle bildiğiniz gibi İtalyanlar dondurma konusunda iddialılar ve ‘Roma dondurması’ diye bir kavram bile var. Bunun için önereceğim dondurmacı “Blue Ice”. En merkezi şubesi Trevi çeşmesinin sol tarafındaki sokağın başında ama başka semtlerde de karşınıza çıması mümkün.
  • Yemeklerde servis ücreti genelde hesaba dahil ediliyor ama bazı yerlerde yine de bahşiş bekleniyor.
  • En çok bilinen alışveriş yerleri İspanyol merdivenleri yakınındaki Via Condotti ve Poppola Meydanı’na kadar uzanan Via del Corso.

 

GEZİLECEK YERLER

Roma demek; sanat, tarih, meydanlar demek. Bu yüzden birbirine yakın olan yerleri gruplayarak kendinize bir rota belileyebilirsiniz.

COLOSSEO

Colosseo’nun yapımına (MS.72) İmparator Vespanianus zamanında başlanmış ve 8 yılda tamamlanmış. Neredeyse 2000 yıllık olan yapıt depremlerde çok yıkıma uğramasına rağmen hala tüm görkemiyle ayakta duran ve hayranlık uyandıran bir yer. Mutlaka gezilmeli! Burayı gezerken ölümüne dövüşen gladyatörleri, onları vahşi çığlıklar atarak izleyen seyircileri, imparatorun başparmağını aşağı doğru çevirerek öldürme izni verişini hayal edecek ve gladyatörlerin dövüşe çıkmadan hazırlandıkları küçük odacıkları göreceksiniz. Burada gladyatör dövüşleri dışında halkı eğlendirme amaçlı başka etkinlikler de düzenlenirmiş. Kalabalık oluşu nedeniyle eğer Roma-Pass kartınız yoksa sabah erken gitmekte yarar var. Online veya metro bileti satan yerlerden de bilet alabilirsiniz. Kartınız varsa beklemeden girebilirsiniz.

ROMA FORUM

Piazza Venezia yakınlarında bulunan Roma Forum, Roma’nın ticaret ve hukuk merkezi olarak konumlandırılmış ve yapımına 5.yy.’da başlanmış. Anıtların ve tapınakların çoğu yıkılmış ya da çok hasar görmüş olsa da Roma’nın görkemi hakkında bilgi sahibi oluyorsunuz. Oldukça geniş bir alana yayılmış olan çok sayıda anıtı görmek için birkaç saatinizi ayırmanız gerekiyor. Gece çok güzel bir ışık gösterisi oluyormuş ama bizim izleme fırsatımız olmadı.

PIAZZA SAN PIETRO (AZİZ PETRUS MEYDANI)

Aziz Petrus Kilisesi önünde yer alan bu meydan ünlü mimar Barberini tarafından tasarlanmış. Meydanın her iki yanında sütunlar ve ortasında 2 havuz bulunuyor.

BASILICA di SAN PIETRO (AZİZ PETRUS BAZİLİKASI)

Roma’nın 2. büyük bazilikası. İmparator Constantine tarafından yaptırılmış olan bazilikanın dünyaca ünlü kubbesinin planı Michelangelo tarafından yapılmış. Kubbeye merdivenle çıkış oldukça yorucu ama asansörü kullanarak çok güzel fotoğraflar çekebilirsiniz. Giriş ücretsiz.

Katolik dünyasının merkezi sayılan bazilika, İsviçreli 100 asker tarafından korunuyor. San Pietro kilisesinde en ünlü eser girişte göreceğiniz Pieta heykeli olup Meryem Ana’nın kollarında çarmıhtan indirilen İsa’yı gösteriyor. Bazilikanın içinde, geçmişte görev yapmış 150 papanın mezarı bulunması ise burayı ilginç hale getiren en önemli faktörlerden bir diğeri.

VATİKAN MÜZESİ – SİSTİNA ŞAPELİ

Roma sınırları içinde bulunan Vatikan müzesi katolikler için çok önemli bir yer. Müze Roma tarihini bütünüyle yansıtan çok kapsamlı bir yer. Etrüsk, Yunan ve Roma dönemine ait çok değerli birçok heykel, resim ve mozaikler segileniyor. Roma katolik kilisesince Rönesans döneminde yaptırılmış müzede; Rafaello, Leonardo de Vinci ve daha birçok sanatçının eserleri bulunuyor. Aklınızda bulunsun müzeye girişte Roma-Pass geçmiyor, bilet gerekli.

Sistina Şapeli ise papaların ayin ve vaftiz törenlerini yönettiği ve kardinallerce yeni papa seçiminin yapıldığı yer. Burada tavan freskleri olağanüstü ve bunlardan en ünlü olanı Michelangelo’nun tavanda yaptığı “Ademin Yaratılışı” betimlemesi. Şapelin en ilginç yerlerinden biri de helezonik merdivenler.

PANTHEON

Bir mimarlık harikası olup “Tanrıların Tapınağı” olarak tanınır. MS.2.yüzyılda yapılmış olup, çapı 43 metre olan kubbesi Ayasofya’nınkinden büyüktür. Eskiden içinde bulunan Pagan tanrı heykelleri Hristiyanlığın kabulünden sonra kaldırılmış. Tavanda ışık girişi için “Göz” adı verilen 8 mt.çapında bir delik var. Girişteki sütunların iki yanında imparatorlar Augustus ve General Agrippa’nın heykelleri, önünde ise Mısır’dan getirilen 25 metrelik birobelisk bulunuyor.

FONTANA di TREVİ (Aşk Çeşmesi)

Yapımına 1732 yılında başlanan çeşme “Üç Yol” anlamına geliyor. Birçok heykelle süslenen çeşmenin ana teması deniz. Deniz tanrısı “Neptün” heykeli en ünlü olanıdır. Öndeki havuza bozuk para atarak dilek dilemek gibi bir gelenek var. Daha sonra bu paralar toplanarak hayır kurumlarına bağışlanıyormuş.

İSPANYOL MERDİVENLERİ

1725 yılında açılmış olup Roma’nın en turistik yerlerinden biri. Piazza di Spagna’da bulunan merdivenler her zaman oturup dinlenen, bir şeyler atıştıran ya da müzik dinleyen insanlarla dopdoludur. Merdivenlerin arkasında Trinita dei Monti Kilisesi önünde ise kayık biçiminde bir çeşme bulunuyor.

NAVONA MEYDANI

Eskiden 30.000 kişilik bir stadyumun bulunduğu bu meydan günün her saatinde güzel ve canlıdır. Meydan çevresinde cafeler, restoranlar, resim yapanlar, sokak müzisyenleri ile çok güzel bir atmosferi vardır. Meydanada dört kıtadaki dört büyük akarsuyu (Nil,Tuna, Ganj ve Rio de la Plata) simgeleyen Fontana dei Quattra çeşmesi ve Sant’Agnese in Agone Kilisesi bulunur. Çok turist geliyor, ceplere dikkat ediniz! Ayrıca meydanın bir yanında Fontana del moro çeşmesi bulunuyor.

VITTORIO EMANUELE ANITI

Roma’nın merkezi sayılan Pizza Venezia meydanında, İtalya Krallığı’nın ilk kralı adına saf beyaz mermerden yapılmıştır. Vittorio Emanuele’in at üstünde bir heykeli arkasında yer alan ana yapının önünde sütunlar ve üst iki köşesinde heykellerle süslenmiştir.

PIAZZA BARBERINI

Ünlü mimarın adını taşıyan meydandaki çeşme dışında ilginç bir şey yok.

PIAZZA del POPOLA

İspanyol merdivenlerine yakın mesafede, Via del Corso’nun sonunda bulunan meydan şehrin en büyük meydanı. Heykeller ve havuzların bulunduğu meydan sokak sanatçıları, konserleri ve kutlamaları ile eğlenceli ve çok renkli bir yer. Girişinde iki güzel kilise var.

 

Ana Foto: Bence Boros

Bunları da sevebilirsiniz

Scroll Up